Ümit Zileli
23 Haziran 2020

Hesap vermek!..


Ne demek olduğunu bile unutmuştuk!..

Hele 25 yıllık İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İBB) ya da 18 yıllık AKP iktidarı döneminde “şeffaf yönetim” namına neredeyse bir tek örnek bile görmemiştik! Bırakın halkın bilgilendirilmesini, halkın Meclis’teki vekilleri bile verdikleri soru önergelerine hele ki son yıllardaki “Tek adam” rejiminde yanıt almaktan bile umudunu kesmişti!

Mesela size “bilin bakalım, 2003-2019 yılları arasında ihale yasası kaç kez değiştirildi?” diye sorsam, ne yanıt verirdiniz… Boşuna yorulmayın, ben söyleyeyim:

190 kez!..

Yıllık ortalama 11.8, diğer bir deyişle ortalama olarak, geçen 16 yılın neredeyse her ayında bir kez değiştirilmiş ihale yasası, iyi mi! Tabii, bu ortalaması; bir gün değiştirilip ertesi gün yine değiştirildiği bile olmuş!

Herhangi bir hesap?

Hadi hesap demeyelim; bir açıklama, bir izah girişimi? O da yok! Mesela şu çok övündükleri yollar, köprüler, tüneller, şehir hastaneleri ile ilgili kırıntı niyetine bir bilginiz var mı? Tabii ki yok; onların hepsi “Ticari sır” arkadaşlar! Her biri için kocaman açılış törenleri düzenleyen AKP’li Cumhurbaşkanı, oralarda yaptığı konuşmalarda ne diyordu?

Cebimizden beş kuruş çıkmadan, bedavaya yaptırdık; adı üstünde “Yap-İşlet-Devret” Sen bunlardan anlamazsın Bay Kemal!..

Sonra, bu ülkenin namuslu, dürüst, boyun eğmeyen gazetecileri sayesinde o köprülerin, yolların, tünellerin “geçiş garantisi” ile yaptırıldığını, her yıl milyarlarca lira dolar, Euro karşılığı paralar ödendiğini öğrenmiştik! Geçseniz de geçmeseniz de ödeyecek olduğumuz da ortaya çıkmıştı!

Şehir hastanelerinin bile “hasta garantisi” ile yaptırıldığını da öğrenmiştik ne yazık ki; bir şehir hastanesi yerine tam donanımlı 10 devlet hastanesi yaptırılabileceğini de öğrenmiştik, içimiz sızlayarak!

Bunları öğrenmemizi sağlayan o gazetecilerin bir bölümü şu anda hapiste!..

Peki hesap? Güldürme beni eyy okuyucu!

“Birlikte başardık!”

Makus talihimize alışmış, uzaktan seyrediyorduk…

Sonra gencecik bir adam çıktı, “bu böyle gitmez” dedi, İBB başkanlığına aday oldu. Güldüler, alay ettiler, “kenar semtin küçük belediye başkanı” diye aşağıladılar… Karşısında yapmadığı iş kalmamış, üstüne üstlük istifa etmesi gereken TBMM Başkanlığı koltuğunu bile bırakmamış, seçim gezilerine bile makam aracıyla giden “devletlü” bir muhterem zat, arkasında ise saray ve iktidar vardı…

Tümünün sırtını mindere yapıştırdı!

Olmaaaz” dediler, “hiçbir şey olmamışsa bile mutlaka bir şeyler oldu” dediler; allem ettiler, kallem ettiler, Yüksek Seçim Kurulu’nun 7 muhterem üyesinin marifetiyle yalnızca Büyükşehir Beldiye Başkanlığı’nı tarihte eşine rastlanmayacak şekilde iptal ettirdiler! Yetmedi, İmralı’daki terörist başından muhatabı HDP olan, “aman bunlara oy vermeyin” içerikli, mektup getirttiler, yine yetmedi, terörist başının kardeşini TRT ekranına çıkarıp röportaj bile yaptırttılar. Sonuç?

İlk seçimi 13 bin 500 farkla kazanmıştı, yenilenen seçimi 806 bin rekor farkla kazandı!..

İşte o genç adam, Ekrem İmamoğlu, bugün Haliç Kongre Merkezi’nde 16 milyon İstanbulluya ilk bir yılın hesabını verecek!.. Slogan belli

Birlikte başardık!..

Ya bir de engellenmeseydi!..

Bu bir yılda İmamoğlu “kan kustu, kızılcık şerbeti içtim” dedi.

İstanbul Büyükşehir Bellediye Meclisi’nde çoğunlukta olan AKP ve küçük ortağı MHP’li üyeler tarafından her an, her şekilde çelmelenmeye, engellenmeye çalışıldı… O da buna karşılık yapılan toplantıları halka açık hale getirdi, izlenme rekorları kırdı!

Görevi devraldığında kasada yalnızca 7 milyon lira vardı! Üstüne vadesi geçmiş 5 milyar 800 milyon TL borcu da kucağında buldu!..

Tüm engelleri bir bir aştı; yarım kalmış metro hatlarını yeniden başlattı. Salgın sırasında halka dokunmak, yaralarını sarmak için tüm ekiplerle birlikte gece gündüz çalıştı. Yardım kampanyaları düzenleyip yardıma muhtaç olanlara gıda ve ihtiyaç yardımları yaptı.

Bu yüzden hakkında soruşturma açtılar, iyi mi!

Dinci Vakıflara giden yüz milyonlarca liranın yolunu kesti, protokolleri iptal etti. Binlerce kiralık aracı iade etti. Gereksiz ihaleleri durdurdu. 24 saat ulaşımı başlattı… Söz verdiği gibi kreşler açtı. Öğrencilere hem nakdi yardım başlattı hem de otobüs ücretlerinde büyük indirime gitti! Ormanlar İstanbul halkının ziyaretine açıldı…

Adalardaki atlı faytonlar kaldırıldı, atlara zulüm son buldu… İstanbul Otogarı “pislik çukuru” olmaktan kurtarıldı. Kanal İstanbul projesine karşı büyük bir mücadele başlattı; demokratik kitle örgütleriyle omuz omuza davalar açıldı. Taksim ve Bakırköy Özgürlük Meydanları için tasarım yarışmaları açıldı…

Daha pek çok şey yazabilirim, sayfalar sürer… Yukarıdakiler, Ekrem İmamoğlu’nun büyük engellemelere karşın bir yılda yaptıklarından bir bölümü…

Düşünün, engellenmeseydi neler yapardı; işte bunun için çıldırıyor, bunun için nefret ediyor, bunun için karalama kampanyaları düzenliyorlar!..

 

Yazarlar

Hesap vermek!..
Ümit Zileli