Ahmet Takan
25 Kasım 2020

Haydutluğun Almancadan tercümesi!..


Bizler, buralarda, gak mı guk mu derken… Tavuk mu yumurtadan çıkacak yoksa yumurta mı tavuktan çıkacak diye kafa patlatırken… Alman savaş gemisi Libya açıklarında Türk yük gemisini bastı. Zorla gemiyi saatlerce alıkoydu. Alman savaş gemisinin komutanı da Yunan’dı… Şükürler olsun ki, saray dışişleri bakanlığı, bu sefer çok hassasiyetle durumun üstüne gitti!.. Almanya, İtalya ve AB büyükelçilerine protesto notası verdi.

“Savaş çıksın” demiyorum. Akdeniz’de kızgınlık devam ederken, 10 Aralık’ta toplanacak AB liderler zirvesi öncesinde Türkiye’ye yaptırım tehditleri artarken, bu operasyonun zamanlamasının çok manidar olduğunu düşünüyorum. Türkiye’ye yönelik özel mesajları ile birlikte… Hamaset dolu değerlendirmelerden uzak durmak lazım!..

★ ★ ★

Önce, savunma, güvenlik, dış politika analisti, emekli Deniz Kurmay Albay Cahit Armağan Dilek’in değerlendirmeleri;

Libya açıklarında olan biten askeri operasyondan ziyade uluslararası hukukun istismar ve ihlaliyle Alman donanmasıyla Türkiye’ye siyasi mesaj vermektir. Almanya, AB’nin bir askeri mekanizmasını da kullanarak Türkiye’ye bir nevi gunbot diplomasisi yapmıştır. Türkiye’nin Suriye’den Libya’ya, Kıbrıs-Doğu Akdeniz’den Azerbaycan’a askeri gücünü kullanarak dış politika yapmasındaki rahatsızlığını gösterme bağlamında savaş gemisini kullanarak mesaj vermiştir.

-İrini operasyonuna sonradan katılan Almanya’nın burada Yunan amiralin komutasındaki bir AB deniz gücü bünyesindeyken öne çıkması Almanya’nın son günlerde kamuoyuna yansıyan Türkiye’ye yönelik tavır değişikliğinin somut işaretidir.

-15 Ekim’de Fransız ve Alman dışişleri bakanlarının görüşmesi sonrasında yapılan açıklamadaki “Türkiye diyalog sürecine dönmezse Avrupa Birliği de güç dengesini değiştirmeye hazırdır” ifadesini bir dönüm noktası olarak görmek lazım.

-Karşılıklı sert ve suçlayıcı açıklamalar devam ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 21 Kasım’daki “Kendimizi başka yerlerde değil Avrupa’da görüyor, geleceğimizi Avrupa ile kurmayı tasavvur ediyoruz” şeklinde ifadesi AB’de olumlu yankılandı.

-İşte böyle bir ortamda Akdeniz’de yaşanan bu olaya AB’nin lider ülkesi Almanya’nın Türkiye’ye “eğer bizim içimizde yer alacaksan bizim parçamız olacaksan bizim kriterlerimizle bizim senaryoda yer alacaksın” mesajı vermişlerdir. Yani Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının paylaşımını müzakere edilecek, Yunanistan ve GKRY haklar alacak. Libya’da Trablus hükümetine destek çekilecek Libya’dan çıkılacak vs.

Yani, AB, Doğu Akdeniz’de Yunan-Rum tezlerini ve Libya’da Fransa liderliğindeki gelişmeleri destekleyecek, askeri varlığını bu çerçevede kullanacaktır mesajı.

-Bu gemi olayının olduğu gün ortak açıklamayla Fransa, Almanya, İngiltere ve İtalya, Libya’daki barış sürecini engellemeye çalışan tarafları yaptırım uygulamakla tehdit etti. “Tüm Libyalı ve uluslararası aktörler, BM’nin çabalarına zarar verecek paralel ve koordinasyonsuz girişimlerden vazgeçmelidir” denildi.

Nasıl şimdi taşlar yerine oturuyor değil mi? Olay sadece gemiye hukuksuz çıkma, saldırı vs. değil. Bu sadece buzdağının görünen yüzü.

-Dolayısıyla, AB’nin lider gücü Almanya hem kendi hem de AB’nin tavrını belirliyor. Almanya, Doğu Akdeniz’de artık net olarak Yunan tarafındadır. Libya’da da Türkiye karşısındadır. AB, yaptırımlar konusunda ciddi adım atmaya hazırlanıyor. İlla ki karar birliği çıkması gerekmiyor. Ülkeler ayrı ayrı ve sektörel bazda yaptırımları ambargoları hayata geçirebilir. Kamuoyuna yansımasa da sınırlı ve kritik bazı konularda örtülü ambargonun şimdi bile var olduğunu söylemek yanlış olmaz.

★ ★ ★

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım ise Alman savaş gemisinin komutasında Yunan subayın olmasına dikkat çekiyor. Yalım, “Uluslararası hukuka göre Türk Bayrağı taşıyan gemilerin güvertesi Türk toprağıdır. 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS) Madde 97’ye göre bayrak devletinin izni olmadan geminin güvertesine çıkılması ve seferden alıkonulması yasaktır. Yunanistan ve Almanya BMDHS Madde 102’de tanımlanan devlet gemisi ile deniz haydutluğu/korsanlığı yapmıştır. Türkiye’nin, Adalar (Ege) Denizi Türk Karasularındaki Yunan korsanlığına sessiz kalmasından istifade eden Yunanistan artık Doğu Akdeniz’de de korsanlık yapmaya başlamıştır” diyor. Ümit Yalım, Türkiye’nin protesto notası bile vermediği Yunanistan’ın Ege’de Türk karasularında haydutluk faaliyetlerini hatırlatıyor;

14 Nisan 2014’de, Türk tekne kaptanı Mustafa Ateş, Keçi Adası ile Bodrum sahilleri arasında Türk karasularında seyir halinde iken Yunan Sahil Güvenlik Botundan açılan uçaksavar makinalı tüfek ateşi ile öldürüldü. Göçmen kaçakçılığı yaptığı iddia edilen Mustafa Ateş’in teknesinde göçmen bulunamadı. Kaptan Ateş, başına ve sırtına isabet eden 8 mermi ile hayatını kaybetti.

28 Mayıs 2014’de, Bodrum Turgutreis Çatalada yakınlarında balık avlayan vatandaşlarımızın teknesine, Yunan Sahil Güvenlik Botundan uçaksavar makinalı tüfeği ile ateş açıldı. Teknedeki dört vatandaşımız İstanköy Adası’na zorla götürülerek tutuklandı. İki hafta sonra 3 vatandaşımız serbest bırakıldı ancak tekne kaptanı Kaan Camuzoğlu, Pire Koridalos Cezaevi’ne gönderildi. Cezaevinde tam 13 ay mahkemeye çıkarılmadan bekletilen Camuzoğlu, ölmek üzereyken mahkemeye çıkarılarak tahliye edildi. Camuzoğlu Türkiye’ye döndükten sonra İzmir’deki hastanede hayatını kaybetti.

23 Mayıs 2020’de, Aydın’ın Didim İlçesi’nden hareket ederek Muğla’nın Fethiye İlçesi’ne seyir halinde olan Türk yatına, Yunan Sahil Güvenlik Botlarından, Bodrum ve Datça açıklarında iki kez taciz ateşi açıldı. Türk yatı, Bodrum yakınlarında Türk karasularında seyir halindeyken, Yunan Sahil Güvenlik Botu önce havaya ateş etti, ardından telsiz anonsu ile yatı İstanköy (Kos) Adası limanına girmeye zorladı. Türk Kaptan Ferhat Koray ve yardımcısının bulunduğu yat yoluna devam edip Datça’yı geçince Sömbeki Adası’ndan gelen Yunan Sahil Güvenlik Botu tarafından havaya ateş edilerek Türk yatı ikinci kez taciz edildi. Yata iki plastik mermi isabet etti.

1 Kasım 2020’de, Muğla Bodrum Gümbet Koyu’ndan jet ski’ye binerek Kara Ada açıklarına giden Oğuzhan Gelmez’e Yunan savaş gemisinden ateş açıldı. Yunan askerleri kimliği yanında bulunmadığı gerekçesiyle Gelmez’i gözaltına alarak İstanköy Adası’na götürdü. Gelmez’in anne ve babasının kayıp başvurusu yapmasından 3 gün sonra Gelmez Yunanistan tarafından Türkiye’ye geri gönderildi.

★ ★ ★

Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Haydutluğun Almancadan tercümesi!..
Ahmet Takan