Ümit Zileli
17 Aralık 2019

Haydi gevrek simite gel!..


Ziraat Bankası ne zaman kuruldu?..

Balkan Yarımadası’nda bulunan Niş kenti Valisi Mithat Paşa çiftçiye yardımcı olmak gayesiyle 1863 yılında Pirot Kasabası’nda “Memleket Sandığı” kurdu ve büyük başarı kazandı. Mithat Paşa’nın bu girişimi o kadar büyük ilgi gördü ki, Osmanlı Devleti’nin her köşesinde Memleket Sandıkları kuruldu…

25 yıl sonra, 1888’de Abdülhamit’in kararıyla adı Ziraat Bankası’na çevrildi ve tüm memleket sandıkları da banka şubesi olarak görev yapmaya başladı…

Ziraat Bankası’nın görevi nedir peki? Adı üstünde, ziraatla yani tarımla uğraşan çiftçinin sorunlarına eğilmek, kredi vermek, kalkınmasını sağlamaktır…

Önümüzdeki yıl 132 yaşına, 1863’ü baz alırsak 156 yaşına basacak olan banka, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra da önemli hizmetlerde bulundu…

Bu iktidar devrine gelindiğinde ise pek çok şey gibi Ziraat Bankası’nın işleyişinde de önemli değişiklikler yaşandı; yalnız onun değil tabii, diğer iki kamu bankası Halkbank ve Vakıflar Bankası da “Yeni Türkiye” düzeninin yeni “kurallarından” nasibinin aldı!

Mesela, çiftçinin bankası Ziraat ile esnafın bankası Halkbank, Sabah-ATV operasyonuna 375’er milyon dolar kredi vererek tarihe geçtiler!.. O zaman Sabah ve ATV’yi alan Turkuaz Holding, teminat olarak ne göstermişti biliyor musunuz?

– Satın aldığı Sabah ve ATV’yi!..

Görüldüğü gibi çok karlı bir kredi alışverişi olmuştu!..

Batık kurtarıcısı Ziraat!..

Ziraat Bankası (tabii diğer iki kamu bankasını da unutmayalım!) yeni dönemde çiftçinin bankası olmaktan iyice uzaklaşıp batık şirketleri battığı yerden çıkarma görevlisi olarak öne çıktı…

Tümünü burada anlatmak olanaksız; Ziraat diye girin Google Amca’ya, 32 kısım tekmili birden önünüze dökülüverecektir! Gelin son yenilen herzeye bir göz atalım… Ziraat Finans Grubu’na bağlı Ziraat Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı (Ziraat GSYO), piyasada büyük borç altına girdiği anlatılan şu ünlü Simit Sarayı’nın yüzde 51’ini almak için Rekabet Kurulu’na başvurdu!

Şimdi bunu Türkçe’ye çevirelim; söylendiğine göre Simit Sarayı’nın 500 milyon dolar borcu bulunuyor, bu borcun büyük bölümü de bir özel bankaya yapılmış. İşte çiftçinin bankası bu 500 milyon dolarlık yükü simitçinin sırtından alarak şirketi tam anlamıyla düze çıkarmış bulunuyor!..

Kim bu şirketin sahibi peki? Abdullah Kavukçu… İktidara, Saray’a yakınlığı ile bilinen bir işadamı… Bir kamu kuruluşu olan, kuruluş amaçları arasında “simitçilik de yapar” diye en ufak bir madde bulunmayan, varoluş sebebi “tarıma destek” olan Ziraat Bankası, böylesine devasa bir parayı, böylesine zor durumda bir şirkete “şak” diye vermeye kendisi akar vermiş olabilir mi acaba?..

Niçin güldünüz? Baksanıza adı bile bir başka güzel: GSYO! Yatırım yapacak, kazanacak, bankaya gelen müşteriye ikram da bile bulunacak belki de!

Şaka bir tarafa, milletin parası yine birilerine koltuk değneği olarak kullanılıyor. Çiftçinin anası ağlıyor, tarım can çekişiyor, Ziraat talimatla simitçi kurtarıyor…

– Bunun adı da “Yeni Türkiye” oluyor, afiyet olsun!..

Yahu biraz utandırsaydınız beni!

Daha dört gün önce kaleme aldığım yazıya şu başlığı koymuştum:

– İstirham ediyorum bizleri alık yerine koymayın!..

Konu, işçinin, memurun, emeklinin içler acısı haliydi; ve tabii asgari ücret komedisi! Yazımda her şeyin en başından belli olduğunu, işçiye verilecek asgari ücretin daha masaya oturtulmadan birileri tarafından bilindiğini anlatmış ve şöyle noktalamıştım:

– Diğer maaşlar için “taban fiyat” vazifesi gören asgari ücrete en asgari zam yapılacaktır, nokta!

Yanılırsam özür dileyeceğimi de ilan etmiştim. Nerdee; daha yazının mürekkebi kurumadan işveren tarafı teklifini açıkladı:

– 100 liralık devlet desteğinin 200 liraya çıkarılması şartıyla 2 bin 262 TL!

Yani Türk-İş’in gayet acul davranarak en başında söylediği 2 bin 578 TL’nin de çok altında, şimdiki asgari ücretin de sadece 242 TL üzerinde, iyi mi! O da devlet yardımının 200 TL’ye çıkarılması şartıyla!

Şimdi, ne olacağını da ilan edeyim bari: iktidar işverenin teklifinin bir, iki gıdım üstünü verir, Türk-İş’in teklifine biraz daha yaklaşır, işçi temsilcisi kırın kırın eder sonra tıpkı bir öncesinde olduğu gibi “ortalığı karıştırmamak” için kabul eder. Komedi biter, perde kapanır, işçi ağlayarak evinin yolunu tutar!

– Umarım yanılırım. O zaman büyük bir sevinçle özür dileyeceğimi bir kez daha ilan ediyorum eyy ahali!..

Yazarlar

Haydi gevrek simite gel!..
Ümit Zileli