Hüsnü Mahalli
25 Temmuz 2021

Görev


1979’da Sovyetler Birliği, Afganistan’ı işgal etti.

Bunu fırsat bilen ABD; Sovyetler Birliği’ni dağıtmak için harekete geçti. Suudi Arabistan, BAE ve Pakistan istihbarat örgütleriyle işbirliği yapan CİA Afgan aşiretlerini örgütleyerek Rus işgaline karşı ayaklandırdı. O da yetmeyince hep birlikte Usame Bin Ladin’e Kaide’yi kurdurarak dünyanın dört bir yanından militanı Pakistan’a oradan da Afganistan’a taşıdılar.

1989’da Sovyet ordusu Afganistan’dan çekilince bu kez Afganlı gruplar birbirini boğazlamaya başladı.

Bu işten hoşlanmayan CİA yine Pakistan, Suudi Arabistan ve BAE’in yardımıyla 1993’de Taliban’ı kurdu ve Eylül 1996’da iktidar olmasını sağladılar.

Dört yıl sonra CİA’nin kurduğu Kaide 11 Eylül saldırısını gerçekleştirdi, bir yıl sonra ABD müttefikleriyle birlikte Afganistan’ı ve iki yıl sonra da Irak’ı işgal etti ve bir yıl sonrasında BOP’u ilan etti.

Ama öncesinde radikal İslamcılar yine Suudi parası ve CİA’nin örgütlenmesiyle dünyanın her yerine yayıldı.

20 yıl süren işgalden sonra ABD “ben çekiliyorum” diyerek Ankara’ya “benim yapamadıklarımı sen yap” ricasında bulundu.

Yani “din ve mezhep kardeşiniz Taliban’ın Rusya, Çin ya da İran’a yanaşmasına izin vermeyin” demek istiyor.

Olay Kabil havaalanının korunması olayı değil ve olamaz. En az 200 bin Amerikan ve NATO askeriyle 300 bin Afgan asker ve güvenlik gücü Taliban’la baş edemezken bir kaç yüz ya da bin Türk askeri bu işi nasıl başaracaktır?

Ankara’nın amacı ABD ile Taliban’ı barıştıran ABD’nin stratejik müttefiği ama aynı zamanda Türkiye’nin dost ve müttefiği Katar’ın arabuluculuğu ile Taliban ile anlaşmaktadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye’nin Taliban’ın inancıyla alakalı ters bir yanı yok. Daha iyi anlaşabileceğimize ihtimal veriyorum” demesine biraz da bu çerçevede bakmak gerek.

Bu da zor olmasa gerek çünkü Arap Baharı sürecinde Ankara başta Suriye ve Libya olmak üzere bölgenin tüm İslamcıları ile çok iyi ilişki kurmuş ve hepsine sınırsız yardım etmiştir.

Bu tür İslamcıların en yoğun biçimde bulunduğu İdlib Ankara’nın korumasında ve buralarda binlerce Çeçen, Uygur, Özbek ve benzer bölgelerin militanları var.

Arap ve dünya medyasına bakılırsa Taliban iktidar olduktan sonra bunlar Afganistan’a taşınabilir.

ABD’de tezgah bitmez.

Afganistan böyle bir hikaye.

Kanlı Arap Baharı sürecinde Türkiye’yi herkesle kavga ettiren ABD şimdi “level atlatarak” Afganistan’da kullanmak istiyor.

Afganistan; Çin, İran ve Rusya’nın arka bahçesi Tacikistan, Özbekistan ve Türkmenistan’a komşu.

Bütün bu ülkeler ABD kadar “Osmanlı torunu” Erdoğan’ı da ilgilendirmektedir. Bunu bilen Biden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı çok sevebilir.

19 yıldır iktidarda olan Erdoğan BOP’un eş-başkanı olarak ABD ile iyi geçinip gidiyor.

Şimdi sırada Irak var.

Erdoğan’ın 1 Mart Tezkeresi’nin reddedilmesine kızdığını bilen ABD Türk ordusunun Kuzey Irak’taki operasyonlarını ve oralarda üs kurmasına ses çıkarmıyor.

Neden mi?

Çünkü Irak’dan da çekilmeyi planlayan Biden Afganistan’da olduğu gibi bu ülkede de Türkiye’ye görev vermeyi planlıyor.

Sonuçta Irak; Çin ve Rusya’ya komşu değil ama Rusya ve Çin’le stratejik ittifakları olan İran’a komşu ve bu İran, Türkiye ve ABD’yi çok daha yakından ilgilendiren Suriye’nin müttefiği.

Suriye demek her konuda ve her anlamda Ortadoğu bölgesinin kilit ve anahtar ülkesi demektir.

Afganistan’ın Orta Asya’daki konumu gibi.

Rusya ve Çin’i düşman belleyen Başkan Biden büyük tezgahlar peşinde ve bu tezgahlarda kendine yardımcı aramaktadır.

Bir zamanlar Pakistan, Suudi Arabistan ve BAE ile iş tutan ABD şimdi daha çok Katar ve Türkiye’yi kullanma hesapları yapmaktadır.

Son yüz yılda olduğu gibi malzeme yine İslamcılar.

Tonu, kıratı, ayarı ve rengi hiç önemli değil.

Yeter ki ABD’yi yani yeşil doları sevsin.

 

Yazarlar

Görev
Hüsnü Mahalli