Ümit Zileli
11 Ağustos 2020

Gören gözlere tatil haram!..


Yeni Türkiye’de artık tatil yapmanın da, birkaç gün kafa dinlemenin de pek bir anlamı kalmadı dostlar!..

Çünkü, döndüğünüzde aynı yalanlarla, bayağılıklarla, cehaletin bin bir yüzüyle, yoksulluğun, açlığın acı fotoğrafıyla karşılaşacağınızı biliyorsunuz ve yanılma payınız da hiç yok! Dün, iki haftalık ayrılık sonrası bilgisayarımın kapağını kaldırdığımda ilk olarak tarih gözüme çarptı:

10 Ağustos 2020!..

Tam 100 yıl önce Paris yakınlarındaki Sevr kasabasında, bir porselen fabrikasında, Türk Milleti’ni yok ettiği bizzat Lloyd George tarafından İngiliz Parlamentosu’nda “Türkiye artık yoktur” sözleriyle ilan edilen Sevr Antlaşması’nın imzalandığı gün!

Bu kapkara ve rezil antlaşma, 3 yıl sonra Lozan’da emperyalizme karşı büyük bir zafer kazanan Türk Milleti tarafından tarihin çöplüğüne atıldı ve yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşı olacak Lozan Antlaşması imzalandı…

Ne acıdır ki, 100 yıl sonra bugün, kendi içimizde Sevr’e neredeyse övgüler düzen, Lozan’ı delmek için vargücüyle uğraşan, hatta “Savaşı keşke Yunan kazansaydı” diyebilecek denli gözünü karartmış, tıpkı büyük şair Nazım’ın Kuvayı Milliye Destanı’ndaki sözleriyle “Sana düşman, bana düşman, düşünen insana düşman” Türk kimlikli tipler cirit atıyor!

Yüreğinize saplanan kaygı ve acı, tüm dinlenmişliğinizi bir çırpıda siliveriyor!

“Yerli ve milli!”

Devlet Bahçeli, İYİ Parti lideri Meral Akşener’e “evine dön” çağrısı yaptığında, benim tatilim yeni başlamıştı…

Karşılıklı polemikleri göz ucuyla izledim; açıkçası güldüm ve çok önem vermedim… Ne zaman ki sahneye AKP’li Cumhurbaşkanı çıktı, o zaman dikkat kesildim… Erdoğan ilk kez “İYİ Parti” diyerek isim veriyor ve Akşener’in partisini “yerli ve milli” olarak tanımlıyordu! Kendi kendime “Demek ki Cumhur İttifakı’nda işler hiç iyi gitmiyor” diye mırıldandığımı anımsıyorum… Öyle ki, daha son seçim öncesinde sürekli “gayrı milli” diye miting alanlarında hedef gösterdiği, daha da ileri giderek, hapse attıracağını ima ettiği, “zillet ittifakı” diye aşağılama yarışına giriştiği bir lidere seçim kazanamayacağını anladığı anda 180 derecelik dönüşle kollarını açmak zor iş olsa gerek!

Daha 2020’nin Şubat ayında, yani 6 ay önce partisinin MYK toplantısında “2023’e kadar İYİ Parti diye bir şey kalmaz” diye konuşup, 6 ay sonra “gel bize katıl” diyebilmek, hazmı pek kolay bir durum değil zannımca!

Üstelik, davet ettiği lider, söylediği her söze en sert karşılığı vermiş, “zillet ittifakı” karalamasına “Aynaya bak aynaya” cevabını yapıştırmış bir lider!

Bahçeli’ye verdiği yanıtları ise yazmaya bile lüzum yok!

“Zenginleşen, standartları yükselen Türkiye!”

İzin yaptığım günlerin tüm gazetelerine bakmaya gerek kalmadı…

Yalnızca dünün gazeteleri, bu güzel ve zavallı ülkenin içler acısı sefaletini tüm çıplaklığı ile ortaya koymaya yetiyordu! İktidar partisinin Ekonomi İşleri Başkanı Nurettin Canikli bizim gazeteye manşet olan “güler misin, ağlar mısın” içerikli konuşmasında, milletin gözünün içine baka baka aynen şöyle diyordu:

-18 yılda Türkiye zenginleşti, büyüdü, vatandaşların hayat standardı yükseldi!

KORKUSUZ’un tokat misali yayınladığı 2002-2020 karşılaştırması, gereken yanıtı veriyordu Canikli’ye ama ben bir başka ufak gösterge sunmak istedim… Sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin düzenli olarak yayınladıkları raporlar var; özellikle açlık ve yoksulluk göstergeleri durumun vahametini tek başına ortaya koymak için yeter de artar bile… İşte tablo:

Açlık sınırı 3 bin lirayı aştı… 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı ise 8 bin lirayı geçti!

Yoksulluk sınırı dediğiniz, kira, gıda, okul, giysi gibi temel ihtiyaç maddelerinin toplamı. Yani ekstra başka bir şey yok! Şimdi elinizi vicdanınıza koyup bir düşünün; bu ülkede 8 bin lira giren kaç tane ev olabilir?.. Bu ne demek biliyor musunuz? Ülkenin neredeyse dörtte üçü yoksulluk sınırının altında yaşıyor demek!..

Yalnızca bu örnek bile Ekonomi İşleri Başkanı beyefendinin ne kadar boş ve gerçeklerden çok uzak konuştuğunu göstermeye yeter!

Bu kafalarla bu ülke de “yoksul insanların zavallı memleketi” olmayı sürdürür!

Yazarlar

Gören gözlere tatil haram!..
Ümit Zileli