Can Ataklı
18 Ekim 2020

Geleceğimiz dört-beş kişinin elinde olacak


ACAİP YAZILAR

Geleceğimiz dört-beş kişinin elinde olacak

Teknolojinin gelişmesi hayatımızı çok kolaylaştırıyor.

Dünya şu sıralar yapay zeka üzerine çalışıyor ve bunu da büyük heyecanla bekliyoruz.

Bilgiye ulaşmak artık saniyelik iş.

Bir ‘tık’la banka ile işimizi hallediyoruz.

Devletle ilgili işlerimizi anında bitiriyoruz.

Hayat adeta cebimizin içinde.

Tüm çevremiz kameralarla dolu.

Böylelikle suçlar azaldı, işleyenler de çok çabuk yakalanıyor.

Kameralar haklı ile haksızı ayırmakta da birebir.

İzliyoruz ve gerçeği gözlerimizle görüp kararımızı verebiliyoruz.

Sosyal medya üzerinden haberleşiyoruz, öğrenmediğimiz hiçbir şey kalmıyor.

Bu da yetmiyor, insanların kendilerini gösterme merakı sayesinde dilediğimiz kişinin mahremine bile girebiliyor, en önemli sırlarını bizzat kendi sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları ifşaatlar sayesinde öğreniyoruz.

Sıra artık insanlara çip takılmasına geldi.

Yapay zeka ile bu çipler koordineli çalışacak ve hayatımız inanılmaz kolaylaşacak.

Para taşımayacağız, kredi kartı bile olmayacak üzerimizde, vücudumuzun bir yerine, örneğin gözümüze takılmış bir çip sayesinde internet kullanacak, telefon edebilecek, alışverişlerde para ödeyebileceğiz.

Tüm bilgilerimiz bu çiplerde olacak, hayatın her aşamasında ne gerekliyse bu çiplerle çözeceğiz.

Peki bütün bunlar çok mu iyi?

Hayatımızı çok kolaylaştıran bu teknolojik gelişmeler, acaba bizleri otoriteye çok bağlı hale de getirmeyecek mi?

Yukarıda anlattığım teknolojik gelişmelerin pek çoğu artık hayatımıza girdi.

Şu anda belki keyiften farkına varamıyoruz ama yakın bir gelecekte, ülkeleri çeşitli şekillerde iktidara gelmiş olanlar değil, bu teknolojileri ellerinde tutabilenler yönetecek.

Çok uzak olmayan bir gelecekte, devletlerin tamamen ortadan kalkması, yerel iktidarların son bulması, dünyaya tek bir otoritenin hakim olması şaşırtıcı olmayacaktır.

Tüm insanların çipli olduğu bir dünyada artık hiçbir silahın da önemi kalmayacaktır.

Çipler bütün sorunları çözebiliyorsa, uzaktan müdahale ile kişinin hayatını da sona erdirebilir.

Çipleri kontrol edebilenler, istedikleri anda “kişinin hayatını da durdurabilecekleri” için, ne atom bombası, ne SİHA, ne top, ne tüfek, ne tank, ne tabanca artık hiçbir işe yaramayacaktır.

Kavga edenler, savaşa tutuşanlar, ateşkes çağrıları ile değil, “Çiplerin öldürücü etkisini devreye sokarız” tehdidiyle kendilerine gelecektir.

Bu da savaşsız, çekişmesiz, acısız bir hayat sürdürmemizi sağlayacaktır.

Sonuçta tüm dünya ütopik komünizme geçmiş olacaktır.

Herkes eşit olacaktır.

Gelirler de eşit olacaktır.

Aslında paranın da bir önemi kalmayacaktır.

Kimse çalışmayacak ya da herkes günün belli bir saatinde kendisine verilen bir görevi yerine getirecektir.

Herkes eşit yaşarken, sadece dijital dünyayı elinde tutan/tutabilenler biraz daha eşit olacaklardır.

Bugün zorluklar içinde, sıkıntılar çekerek sıradan hayat yaşayanlar için aslında cennetin vadedilmesi gibi bir şey değil mi?

Ama içinde özgürlük olmayacak.

ÇOK GÜLDÜM

Bu hafta beş fıkra birden

Pazar için Yıldırım Tuna’dan beş fıkra geldi. Aslında ikisi geçen haftadan, çünkü geçen pazar, fıkraları koyamamıştım. Bugün hepsini birden beğeninize sunuyorum.

ARABAM ÇALINDI

Mesai bitti, eve döneceğim, otomobilin anahtarını bulamıyorum.. Birden kontağın üzerinde unutmuş olabileceğimi düşündüm.

Karım binlerce kere anahtarı orada bırakmamamı tembih etmişti. Benim teorim anahtarı en kolay orada bulabileceğim üzerineydi..

Onun teorisi de otomobilin kolayca çalınabileceği şeklindeydi..

Koşarak sokağa indim, onun teorisi doğru çıktı, arabanın yerinde yeller esiyordu.

Hemen polisi aradım, modelini, plakasını verip “Çalındı” ihbarında bulundum ve bir müddet sonra cesaretimi topladım, işin en zor kısmına geçip karımı aradım; “Aşkım” dedim (Böyle durumlarda ona hep ‘Aşkım’ derim),

“Otomobilin anahtarını üzerinde unutmuşum, çalındı..!”

Bir müddet sessiz kaldı ve birden bağıran sesini duydum.. “Seni deli adam” dedi, “Sabah seni işe ben bırakmıştım ya..!”

Birden hatırladım ve “T.. Tamam..” dedim utanarak, “O halde gel beni al…”

Karım, “Emrin olur..!” dedi bağırarak, “Şu an beni emniyetin parkına çeken polisleri, senin otomobilini çalmadığıma ikna edeyim, hemen..!”

GELİRDİM AMA…

Yarış atı sahibi hayli ümit bağladığı ‘Eyalet Yarışı’ için dünya paralar saçıp en ünlü jokeyle de anlaşmış, ama atı uzak ara sonuncu gelince varış çizgisine kadar gidip atın gelmesini beklemiş… Atından inen jokeye de ateş püskürerek, “Daha hızlı gelemez miydiniz?” diye sertçe çıkışmış.

“Ben kendim daha hızlı gelebilirdim efendim” diye cevap vermiş jokey saygıyla, “Ama yarış kurallarına göre diskalifiye olmamamız için atınızın üzerinde oturuyor olmam lazımdı.”

GÜÇLÜ KADIN

Rahmetli babaannem çok güçlü bir kadındı.. Tam 3 koca gömmüş toprağa.. Hatta son ikisi salonundaki divanında şekerleme yapıyorlarmış..

KADININ EN KORKTUĞU ŞEY

Adam yeni araba almış. Acemi bir şoför olan karısının da “kaza yapar” diye arabayı kullanmasını istemiyormuş, ancak karısı bir sokak ötelerindeki manava yeni araba ile gitmekte ısrar edince, “Boş ver karıcığım” demiş, “Allah korusun şimdi gidip bir kaza yaparsın, yarın gazetelerde adının yanında parantez içinde yaşını da yazarlar sonra…”

KENDİNİ BUZDOLABI SANAN ADAM

Kadının biri, “Aman doktor” diye psikiyatriste şikayete gitmiş.. “Kocam kendisinin ‘bir buzdolabı’ olduğunu hayal ediyor.”

Doktor, “Çok önemli bir şey değil bu..” diye cevap vermiş; “İnsanlar kendilerini farklı bir karaktere benzetebilir veya hayal edebilirler…”

Kadın bu sefer hafifçe öne doğru eğilip önemli bir sırrı açıklarcasına fısıldamış…

“Tamam da konu beni de hayli etkiliyor.. Kocam ağzı açık uyuyor ve o beyaz ışık.. O ışık beni sabaha kadar uyutmuyor!”

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Kimse Türkiye’yi bu duruma düşürmemişti

Dünyada en küçük bir itibarımız bile kalmadı.

İç siyasette müthiş bir kandırmaca var.

Akdeniz’de güç gösterileri, Ermenistan’a gözdağı vermeler, Yunanistan’ı hizaya getirmeler, Amerika’ya kafa tutmalar, Avrupalıları azarlamalar, S-400’leri denemeler falan milletin gözünü boyuyor ister istemez.

Oysa hiçbirinin geçerliliği yok ve Türkiye dünyada giderek yalnızlaşıyor, onuru ayaklar altına alınıyor, dünyada kimsenin ciddiye almadığı ülke konumuna düşürülüyor.

Biz bunu bugüne kadar, tarihimiz boyunca hiç yaşamadık.

AKP iktidarı bunu yaşatıyor.

Müslüman ülkelerde bile sevenimiz kalmadı.

Ne olduğu belirsiz Katar ilişkileri dışında Müslüman dünyadan da kopuk durumdayız.

Azerbaycan konusu kimseyi kandırmasın, Aliyev duruma tam hakim olduğu andan itibaren iş birliği yapacağı yer Türkiye değil, batı olacaktır, bugüne kadar olduğu gibi.

İktidar, tüm bunları “dış güçlere” bağlıyor, herkesin hedefinde Erdoğan olduğunu, çünkü Erdoğan’ın Türkiye’yi şaha kaldırdığını, bunun da kıskançlık yarattığını ileri sürüyor.

Bunlara inanmak güzel bir duygu ama ne yazık ki gerçek değil.

Bakın en son, Arap ülkeleri Türk mallarına boykot başlattılar.

Sevgili dostum Veysi Dündar’a Arapçayı çok iyi bildiği için gönderdim bana da gelen afişleri ve ne yazdığı sordum.

Tercüme etti, “Hiçbir Türk ürününü paketlememekle gurur duyuyoruz” yazıyormuş bunlarda.

AKP, eseriyle övünebilir!

Yazarlar

Geleceğimiz dört-beş kişinin elinde olacak
Can Ataklı