Memduh Bayraktaroğlu
6 Temmuz 2020

Ey muktedir yağcıları! Ne istiyorsunuz Yılmaz’dan?.. Susmasını mı, susturulmasını mı?.. Ayıp oluyor ama…


Yılmaz Özdil’in, 4 Temmuz 2020 tarihli SÖZCÜ’de “Baroların ne işi var TBMM’de” başlığı altında harika bir yazısı yayımlandı.

Ancak…

Okurların çok beğendiği o yazıyı TBMM Hukuk Hizmetleri Başkanı Celalettin Gürses adında bir avukat sevmedi…

Yılmaz Özdil

Hemen geçti klavyesinin başına ve…

Yılmaz’ı, “TBMM’yi ve milletvekillerini doğrudan hedef alan, hakaret içerikli, TBMM’yi ve milletvekillerini küçük düşürme amaçlı ifadeler kullandığı” iddiasıyla, savcılığa şikayet etti…

Avukat arkadaşın o suçlamaları nereden çıkardığını anlayamadım…

Çünkü…

Yazıda “yalan” yok…

Yazıda “iftira” yok…

Yazıda “aşağılayıcı” tek bir söz ve cümle yok…

Celalettin Gürses

Eee…

Bir yazıda yalan yoksa

Bir yazıda iftira yoksa…

Bir yazıda “aşağılayıcı” bir kelime ya da cümle yoksa

“Suç” nerede?…

Canlarım…

Size, Yılmaz’ın suçunu (!) söyleyeyim mi?..

“Doğruları yazmak…”.

Muktedirin yalanlarına “meze” olmamak…

Az suç değil yani…

Halbuki muktediri yalasa yağlasa

Muktedirin rakiplerine ana avrat sövse…

Küfür ve hakaret etse…

Avukat Bey açısından amma da kıyak olur hani…

AYIPTIR EFENDİ, AYIP…

Pes be arkadaş…

Demokrasimizin kutsal mabedi parlamento bu kadar mı zayıf?..

Bu kadar mı kolay itibar kaybı yaşıyor

Ki…

Bir köşe yazısıyla göçüyor, itibarını kaybediyor, aşağılanmış oluyor

Ayıptır efendi, ayıp…

Hem de çok ayıp…

MEDYA DÜNYAMIZIN EN ÜNLÜ DÖNEĞİ…

Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından başbakanlıktan ve AKP Genel Başkanlığından istifa etmesi için zorlandığında şöyle demişti:

“Cumhurbaşkanımızla son nefesime kadar vefa ilişkisini sürdüreceğim. Hiç kimse benim ağzımdan, benim dilimden, benim zihnimden Cumhurbaşkanımız aleyhine tek bir söz duymadı, duymayacak”.

Ahmet Davutoğlu

Canlarım…

Davutoğlu o gün söylediklerinin tersini söyleseydi…

Dünkü yazılarından birinde eski Dışişleri Bakanı ve Başbakan’a:

“E hani zihninden bile geçirmeyecektin Ahmet Davutoğlu?” diye soran Ahmet Hakan o gün şöyle yazıp söyleyecekti:

“Görevden alınınca mı aklın başına geldi?”…

Ahmet Hakan

Canlarım…

Döneklik ile fikir değişikliği aynı şey değil…

Ahmet Davutoğlu bir kişiyle (Erdoğan) ilgili o gün sahip olduğu görüşünü değiştiriyor…

O gün halk ve ülke için
“tehlike” görmediği bir cumhurbaşkanının son dönemde ve hem de “tehlikeli” bir şekilde, karakter ve zihniyet değiştirdiğini görüyor…

Daha doğrusu…

O cümleyi kurduğu günlerde özgür dünyada Erdoğan’la ilgili çok iyi ve gururlarımızı okşayıcı şeyler söylüyordu…

Yani…

Davutoğlu bugün sadece kendi penceresinden gördüklerini değil, bütün özgür dünyanın gördüklerini söylüyor…

Ahmet Hakan’a gelince…

Bildiğiniz gibi, medya tarihimizin en hızlı döneği…

Asla fikir değiştirmiyor…

Karakterini değiştiriyor…

Fikri olmadığı için karakterini de haliyle kişisel çıkarları yönlendiriyor…

KILLIK OLSUN DİYE YAPMIŞLARDIR

Polonya ve Baltık ülkelerinde yapılacak NATO tatbikatına koyduğumuz vetoyu kaldırdık ya…

Bakın saygın Euronews ne diyo:

“Acaba Türkiye nasıl bir taviz aldı da bu vetoyu kaldırdı?..”.

Canım kardeşim Euronews editörü…

Bi taviz almış olsaydık, yandaş gazete ve televizyonlar bire bin katarak anlatıyo olurlardı…

Hiç sesleri solukları bile çıkmıyo…

Demek ki…

Taviz aldığımız falan yok…

Libya’da Rusya’yla karşı karşıyayız ya…

Bize turist de göndermiyo Rusya

Muhtemelen…

Sırf Rusya’ya “kıllık olsun” diye yapmışlardır…

A be Euronews editörü kardeşçiğim…

Bizimkiler o kadar strateji bilseydiler…

Şimdiye değin bu kadar acıyı çeker…

Binlerce şehit, Yunanistan’a 18 ada ve milyarlarca dolarımızı yitirir miydik?..

İZAHI OLMAYAN ŞEYİN MİZAHI

Suna Varol’dan bir tweet:

15 Temmuz Köprüsü: var

15 Temmuz Camii: var

15 Temmuz Parkı: var

15 Temmuz Bahçesi: var

15 Temmuz Çeşmesi: var

Ama…

15 Temmuz Şehit ve Gazileri için toplanan para: (ortada) yok

Mizah, izahı olmayan şeyler için yapılır demişti ustalardan biri…

Yani…

Böyle…

Suna Varol’un yaptığı gibi…

UTANÇTAN SOKAĞA ÇIKAMAYABİLİRLER…

Deyin ki, Yılmaz’la ilgili suç duyurusu kabul edildi…

Ki büyük ihtimalle kabul edilecek…

(Büyük olasılıkla) Savcı, şikayeti ve Yılmaz’ın yazısını okumaya gerek görmeyecek

Soruşturma başlatacak…

Yılmaz’ı ifadeye çağıracak…

Hatta bir sabah kargalar kahvaltılarını yapmadan polisle de aldırabilir

Sonra da dosyayı mahkemeye gönderip kovuşturulmasını talep edecek…

Peki…

Kovuşturma sürecinde muhalefet partili milletvekilleri:

“Biz bu davanın tanıklarıyız… Özdil’in mezkûr yazısında şahsımıza ve kurumumuza hakaret edildiği iddiası boş ve kasıtlı, değerli yazarımıza tehdit ve şantaj amaçlı bir iddiadır. Yazar Özdil’in beraatını talep ediyoruz” diye bir dilekçeyle baş vururlarsa yargı ne yapacak?..

Yılmaz’ı şikayet edenler işin bu boyutunu belli ki düşünememişler…

İşin sonunda rezil olabileceklerini yani…

Hatta…

Utançtan sokağa bile çıkamayabileceklerini…

BİR YELLENMEYLE YIKILAN TEMEL DİREK…

Hüsmen ısrarlar üzerine ilk defa Cuma namazına gitmiş…

O günkü hutbenin konusu abdestin erdemi ve yararlarıymış…

Hoca her cümlenin başına, “namazın ve ibadetin temel direği abdest” diye başlarmış…

Hüsmen bilmediği için oturduğu yerden seslenmiş:

“Te be oca efendi iyi güzel de bu abdest nası bozulur peki…”

Hoca başlamış abdesti bozan şeyleri saymaya:

“Yellenince mesela…”.

Hüsmen, Hoca’nın sözünü kesmiş:

“A be ani temel direkti bu mübarek… Bu nası bi temel direk ki bi yellenmeyle yıkılıyo be yaaaa…”

Bir köşe yazısıyla TBMM’nin itibarının yerle bir edildiğini iddia edenler hakkında TBMM’nin manevi şahsiyetini tahkir ve tezyiften dolayı soruşturma başlatılmalı aslında…

Yazarlar

Ey muktedir yağcıları! Ne istiyorsunuz Yılmaz’dan?.. Susmasını mı, susturulmasını mı?.. Ayıp oluyor ama…
Memduh Bayraktaroğlu