Memduh Bayraktaroğlu
20 Aralık 2020

Erdoğan’ın iktidar olabilmek için, AKP’li ve MHP’li seçmenlerin dışında en az, bir siyasi partiye daha ihtiyacı var…


2002 yılı yaz aylarından itibaren Türkiye’nin stratejik aklı Devlet Bahçeli idi…

2002 erken seçim kararını Bahçeli aldırdı…

İki partili Meclis (AKP – CHP) onun eseridir…

2007 seçimlerine gidilirken…

AKP’nin Meclis’teki sayısal gücünü kıracağına kesin gözüyle bakılan DYP-ANAP birleşmesinin önünü kesen de yine Bahçeli idi…

Beklenen ve hatta kamuoyunun umut bağladığı ANAP-DYP birleşmesi olmayınca…

MHP Meclis’e giren 3. parti oldu…

Ve ondan siyasette Bahçeli egemenliği başladı…

İlk güç gösterisi cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oldu…

AKP kurucularından ve AKP’li ilk başbakan olan…

Uzun yıllar da AKP’li milletvekili olarak dışişleri bakanlığı yapan Abdullah Gül’ü Çankaya’ya taşıdı…

Parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişi teklif eden…

Anayasa değişikliğine giden yolu açan ve…

Anayasa referandumda Erdoğan’a payanda olan da yine Bahçeli idi…

Ancak…

2002 seçimlerinde AKP’yi iktidara

2007’de Çankaya’ya taşıyan Bahçeli…

Ulusa ve ülkeye nasıl büyük zarar verdiğini anlamış olmalıydı ki…

Bu defa…

Erdoğan’ın tehlikeli tırmanışının önünde engel olmak için yepyeni bir strateji üretti…

Bahçeli’nin yeni stratejisine göre:

Erdoğan artık % 30’un az üzerinde oyla iktidar olamayacak

Ülkeyi yönetebilmek için en az % 50+1 kişinin oyunu almak zorunda kalacaktı…

Böylece…

Erdoğan’ın iktidar olabilmek için AKP’li seçmenlerin dışında da en az bir siyasi partiye ihtiyacı olacaktı…

O siyasi parti ise MHP olmalıydı…

Nitekim Bahçeli’nin stratejisi tuttu

AHMET DAVUTOĞLU TEMİZ SİYASET İSTEDİĞİ İÇİN DÜŞÜRÜLDÜ

Erdoğan cumhurbaşkanı olmuştu ama…

Önünde büyük bir anayasa engeli vardı…

Anayasa yüzünden partisini kontrolü altında tutamıyordu…

Yine anayasa gereği AKP genel başkanlığından istifa etmişti…

Yerine seçtirdiği Ahmet Davutoğlu ise işi çok ciddiye almıştı…

Yeni Başbakan ve AKP Genel Başkanı AB tam üyeliği yolunda önemli adımlar atıyordu…

Diğer yandan da parti teşkilatlarını yeniden oluşturmaya başlamıştı…

O da yetmezmiş gibi…

Partiyi ekonomik olarak ayakta tutan mevcut siyasi partiler yasasını değiştireceğini alenen açıklıyordu…

Hatta…

AB tam üyeliğinin olmazsa olmaz koşulu olan temiz siyasetin önünü açacak yeni yasa teklifleri bile hazırlatmıştı…

Erdoğan işte bunu kabul edemezdi…

BAHÇELİ ÖNÜNÜN AÇILMIŞ OLMASININ MUTLULUĞUNU YAŞIYOR…

Erdoğan, köşe yazarları ve kendi emrinde çalışan strateji derneği üyelerinden oluşan bir çeteye, Davutoğlu’nu aşağılama, itibarsızlaştırma görevini verdi…

Ve bir anda çete saldırıya geçti…

Davutoğlu hem başbakanlıktan…

Ve hem de…

AKP genel başkanlığından istifa etmek zorunda kaldı…

Bahçeli artık önünün açıldığının mutluluğunu yaşıyordu…

Çünkü…

Parlamenter demokraside dilediğini tam olarak yapamayan…

Kuvvetler Ayrılığı ilkesini tam olarak hasıraltı edemeyen…

Yargıyı bütünüyle kendine bağlayamayan Erdoğan; partili başkanlık sistemi için yanıp tutuşuyordu…

Ama…

Meclis’teki çoğunluğu anayasayı değiştirmeye yetmediği gibi…

Değişiklik teklifini referanduma götürecek 330 oyu bile bulamıyordu…

MHP+İYİ PARTİ’NİN DESTEĞİ ŞART…

Erdoğan yapılacak hiçbir seçimde sadece kendisine veya AKP’ye verilen oylarla iktidar olamayacak…

MHP’li seçmenlerin oyları da yetmiyor artık Erdoğan’ın iktidar olmasına…

Yani…

MHP+İYİ Parti’nin desteği şart…

Peki bu formül mümkün mü?..

Görünürde “hayır…”.

Akşener ve yönetimi kabul etse bile

İYİ Partili seçmenlerin kabul etmesi imkansız bir formül bu…

BÜTÜN STRATEJİSİNİ BU OYUNU UYGULAMAK ÜZERİNE KURDU…

Erdoğan “tek adam” olmayı…

Bahçeli ise…

İktidar ortağı olmadan…

Yani…

Elini taşın altına sokmadan İktidarın bütün nimetlerinden yararlanmayı istiyordu…

Çünkü…

1999 seçimlerinden sonra iktidar ortağı olmuştu…

Ama…

2002’de iktidar ortağı olarak girdiği seçimlerde, 1999 seçimlerinde aldığı oyların yarısını bile alamamıştı…

MHP barajın altında ve haliyle parlamentonun dışında kalmıştı…

O halde…

Hem iktidar ortağı olmamalı…

Yani…

Elini taşın altına sokmamalı…

Ama hem de…

İktidarın bütün nimetlerinden yararlanmalıydı…

Bütün stratejisini bu oyunu uygulamak üzerine kurdu…

Ve…

O stratejisinde de başardı…

TÜRKİYE’NİN YENİ STRATEJİK AKLI OLABİLİR…

Partili başkanlık sisteminden önce, MHP desteği olmadan % 52 oyu olan Erdoğan’ın oyları artık (Ve şimdilik) % 30’ların çok az üzerinde…

Yani…

Bahçeli…

Yarattığı siyasi mutlak gücü olabildiğince zayıflattı…

Ve…

Kendi istediği gibi kullanmaya başladı…

Meral Akşener

Ancak bu defa da…

Ulus ve ülke adeta bir cendereye alınmıştı…

Özgürlükler kısıtlanmış…

Nobran ve kökten milliyetçi bir siyasi güç devletin bütün anayasal organlarını ele geçirmeye başlamıştı…

İşte şimdi tam zamanı…

Bu tehlikeli ve zararlı gücü kırabilecek…

Bu tehlikeli ve zararlı gücü iktidardan indirebilecek tek alternatif Meral Akşener…

Ne demek mi istiyorum…

Eğer isterse…

Meral Akşener bundan sonra Türkiye’nin yeni stratejik aklı olabilir…

Nasıl mı?..

İzninizle onu da bir başka gün yazayım…

MUTLAK GÜÇ ERDOĞAN’I DA ERİTMEYE BAŞLADI…

Erdoğan, Bahçeli sayesinde ve aynı zamanda:

Hem AKP genel başkanı…

Hem de cumhurbaşkanı oldu…

Bahçeli ise…

15 yıldır iktidar nimetlerinden yararlandıramadığı:

MHP teşkilatlarını…

MHP’li yargıçları…

MHP’li savcıları…

MHP’li polisleri ve polis müdürlerini…

MHP’li eğitimcileri…

MHP’li askerleri…

MHP’li doktorları devlete yerleştirdi…

Ama hem de…

İktidarın yanlışlarının hiçbirinden zarar görmüyor…

Yani…

Bahçeli, Erdoğan’ın “partili başkanlık modeline olan tutkusunu ve mutlak güce sahip olabilme arzusunu” kullanıyor atık…

Ve biliyor ki:

Ünlü İngiliz düşünür ve edebiyatçı Lord Acton’ın dediği gibi “Güç yozlaştırır, mutlak güç mutlak yozlaştırır” idi…

Erdoğan yönetimini de “yozlaştırmıştı…”.

Her yozlaşmanın, güç sahibinde meydana getirdiği siyasi erime haliyle, Erdoğan’ı da eritmeye başladı…

Yazarlar

Erdoğan’ın iktidar olabilmek için, AKP’li ve MHP’li seçmenlerin dışında en az, bir siyasi partiye daha ihtiyacı var…
Memduh Bayraktaroğlu