Memduh Bayraktaroğlu
18 Haziran 2020

Ekonominin, demokrasinin ve hukukun islamcısı olur mu?


Suriyeli Prof. Mustafa Sıbai’nin “İslam Sosyalizmi” isimli kitabını 1970’li yılların başında okumuştum…

Görmüştüm ki…

Sıbai’nin anlattığı ekonomi Kuran İktisadı değil “Hadis/Sünnet İktisadı” idi…

(Bana göre) Kitap “ekonomiyi kurtarmak” değil, ilk gençliğinden itibaren liderliğini yaptığı Suriye İhvanına “seçimleri kazandırmak” için yazılmıştı…

Popülist bir retorik olan fakirlik öncelikli sorunuydu…

Sosyal adalet, sosyal dayanışma ve sosyal güvenlik konuları da keza “çözülmesi gereken” sorunlardan daha ziyade, az gelişmiş bir demokraside seçim kazandıracak söylemlerdi…

Kitap ve anlatılan Sosyalizm bana çok romantik gelmişti…

Hatta, iktisat eğitimi gören ve kendisini liberal hisseden biri için biraz da komikti

Kuran’da İslam’ı sosyalizmle özdeşleştirecek bir şeyler bulamamış olmalıydı ki Hoca

Hadislerde aramıştı Sosyalizmi

Ve (Bence) bulamamıştı…

Sayın Erdoğan’ın, iktidarının 18. yılında yaptığı “Kurtuluşu İslam ekonomisinde bulacağız…” açıklaması bana Sıbai’nin “İslam Sosyalizmi” isimli çalışmasını hatırlattı.

Kanaatim o ki…

Sosyalizmden söz etmeyen AKP Genel Başkanı’nın yön değiştirme mesajı, iyi niyetten ve dindar muhafazakâr seçmenleri konsolide etme amacından başka bir şey olamaz…

Çünkü…

(Bana göre) Ekonominin de demokrasinin de ve hukukun da İslamcısı olmaz, olamaz…

İNANCIM O Kİ

(Bence) Türkiye’nin geri kalmışlığının temel sebeplerinden biri:

Ekonomide ve siyasette özgürleşememe (Liberalleşememe)

Otoriter bir ekonomik ve siyasi yapılanma…

Diğeri ise…

Ekonomi yönetiminde ve siyasi ahlakta; din ahlakıhukuk ahlakının önüne koyma alışkanlığı…

Bence asıl kurtuluş; hukuk ahlakını ilk okuldan itibaren okutmak

Siyasi ve iktisadi özgürlüğün, gelişmiş ülke olmanın temel şartı olduğu gerçeğini halka anlatmak…

BİR UMUT DAHA…

Bir diğer umutlandıran yargı haberi ise şöyle:

“Başak Demirtaş’a cinsiyet ve hakaret içerikli saldırıda bulunduğu iddiasıyla ifadesine başvurulan kişi çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı”.

Neymiş?..

Adalet, nefretten de merhametten de uzak bir, vicdan yüceliği imiş…

İnşallah bu vicdan yüceliği her konuda gösterilir…

UMUTLANMAK NE GÜZEL…

Şule Çet davasında yargıya siyaset karışmadı…

Ve gördük ki…

Savcılarımızın ve yargıçlarımızın vicdanları yani hak verme duygularındaki yücelik muhteşem…

Hep birlikte mutlu olduk…

Milletçe acımız hafifledi…

Umuyor ve temenni ediyorum ki… Savcı ve yargıçlarımız, siyaset ve basın davalarında da aynı yüceliği gösterirler

İktidara yakın olanlara merhametleri, muhalif olanlara ise nefretleriyle kesmezler hükümlerini…

DEĞER MİYDİ?

Hanımefendi bir banka çalışanı…

Şeyma Subaşı’nın hesap hareketlerini görüntüleyip yayımlıyor…

Subaşı tabii ki ve haklı olarak şikayetçi oluyor… Banka çalışanının dosyası Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderiliyor…

Hüküm kesilirse…

Tecil mümkün değil…

Ah be kardeşim ah… Ne kazandın o yayınla?.. Hiç…

Ama geleceğini kaybettin…

Değer miydi yani?..

ADALET = VİCDAN…

Ankara’da üniversite öğrencisi Şule Çet bir otelin 20. katından atılmış ve fakat “intihar” süsü verilmek istenmişti…

Yargılama bitti…

Sanık Çağatay Aksu’ya “kasten öldürmek”, “nitelikli cinsel saldırı” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından müebbet ve ayrıca da 12 yıl 6 ay hapis cezaları verildi…

Diğer sanık Berk Akand’a ise tüm suçlarda Aksu’ya yardım ettiği gerekçesiyle verilen 18 yıl 9 ay hapis cezası onandı.

Canlarım…

Ne merhamettir adalet

Ne de nefrettir…

Adalet, “hak verme duygusunun yüceliğidir…”.

Yani: Vicdandır

DÜŞÜN ÖYLE KONUŞ

Besteci ve şarkıcı Coşkun Sabah, katıldığı bir TV programında diyor ki:

“450 bin TL’yi 4 ayda harcıyorum, pandemi dönemi beni de vurdu ancak 3 ay idare edebilirim…”.

Bir ayda 1000 lira bulabilirse, onunla 5 kişilik ailesini geçindirmeye çalışanların ülkesinde bu lafı etmek için…

Akıl tutulması yaşamış olmak gerekir…

Coşkun Bey kardeşim…

Önce düşün sonra konuş…

Yazarlar

Ekonominin, demokrasinin ve hukukun islamcısı olur mu?
Memduh Bayraktaroğlu