Memduh Bayraktaroğlu
15 Mayıs 2022

Ekonomi tarihinde kısa bir gezinti…


Cristoph Colomb, Ağustos 1492’de Kastilya’dan üç gemiyle ayrıldı ve 12 Ekim’de:

Amerika’ya iniş yaptı…

Böylece…

Bugün “Colomb öncesi Amerika” olarak adlandırılan dönem sona erdi…

Cristoph Colomb

Ayak bastığı ilk yer, sakinleri tarafından:

Guanahani” olarak adlandırılan, günümüzde yeri tam olarak bilinmeyen:

Bahamalar’daki bir adaydı.

Colomb yeni kıtaya ayak bastığında ve döndüğünde…

Tarihi değiştiren bu olaydan haberi olan insan sayısı çok azdı…

Yeni bir kıtanın İspanyollar tarafından işgal edildiğini bilenler ise…

Masal gibi anlatılanlardan ne öğrenebildiyseler o kadardı…

Yani…

Bu keşiften ya da istilâdan heyecan duyanlar:

Yolculuğu yapan komuta kademesiyle…

Yanlarında getirdikleri servetle birden:

Avrupa’nın en zengin ülkesi haline gelen:

İspanya Sarayı idi…

Aslında İspanya Kralı da bu keşfin ne gibi neticeler doğuracağını öngöremiyordu…

Bir süre sonra Amerika’dan Avrupa’ya öyle çok kıymetli maden geldi ki…

Birden fiyatlar birkaç misline çıktı…

Neden?..

Altın ve gümüş çok kıymetli madenler değil miydi?..

Evet ama…

Nihayet bir satın alma gücü yaratmışlardı…

Ve…

Yarattıkları satın alma gücü o günün şartlarında üretilen mal ve hizmetten çok fazlaydı

Meselâ…

Keşiften önce…

1 altınla:

5 çuval un satın alınabiliyorken

Keşiften ve kıymetli madenlerin piyasalarda bollaşmasından sonra…

5 altınla ancak…

1 çuval un satın alınabiliyordu…

Bakın…

Bu arz-talep gerçeği ilk çağlardan önce de vardı…

Ama…

21. yüzyılın birinci çeyreği biterken ülkemizi yöneten vasıfsız politikacı ve bürokratlar bu en basit kuramı bilmiyorlar…

Neyse…

Yine 16. yüzyıla döneyim…

Artık zenginler kadar sıradan halk da kıtanın keşfini değil hayat pahalılığını konuşuyor olmuştu…

Evet…

O tarihlerde henüz Irwin Fisher doğmamıştı…

Arz-talep kanunu bilinmiyordu…

Ama…

Diğer şeyler sabitken fiyatlar, dolanımdaki para miktarındaki değişim kadar değişiyordu.

Yani.

Mal ve hizmet üretimi sabit kalmış ve fakat piyasadaki para (Ya da kıymetli maden) miktarı artmışsa…

Fiyatlar da artan para miktarı oranında artıyordu…

Bu, meteoroloji bilimi okumamış bir köylünün

Parmağının ucunu diliyle ıslatıp havaya tuttuktan sonra:

Rüzgârın yönünü…

Hızını ölçmesi…

Ve…

Yağmur yağıp yağmayacağını anlaması gibi bir şeydi…

Ve canlarım…

Ülkemizi yöneten ekonomi kadroları…

Günümüzden beş yüz yıl önce bile bilinen bu en basit gerçeği:

Bilmiyorlar…

ARŞİV İÇİN YAZI YAZMAK…

İlk olarak İspanya’da başlayan fiyat artışları

Sonra sırasıyla:

Fransa, İngiltere ve oradan bütün Avrupa’ya yayılmıştı.

İspanya’da ücretler bir tür eşelmobil sistemine bağlanmış gibi…

Mal ve hizmet fiyatlarıyla eşit ortanda artarken…

Diğer Avrupa ülkelerinde ücretler arttırılmıyor…

Hayat giderek çekilmez derecede:

Pahalanıyordu…

Ekonomi tarihine baktığımızda şunu görüyoruz:

1673-1682 yılları arasında İngiltere’de fiyatlar 3 kat, ücretler ise iki kat artmıştı…

Bu ise İngiltere’de zenginlerin servetlerinin daha da artması demekti.

Yani zenginlerin servetleri…

Yoksulların aleyhine çoğalıyordu…

Bu yazı…

Ülke ekonomisini yönetme yetkisine (Ne yazık ki) sahip olanlar için elbette hiçbir şey ifade etmeyecek…

Ama…

Ekonomik aklın gereklerini yerine getirmeyen bu ekonomi kadrolarının…

Halka ve ülkeye ne kadar çok zarar verdiklerini gösteren bir tür belge olarak:

Arşivlerdeki yerini alacak…

KILIÇDAROĞLU’NU ANLIYOR ENDİŞELERİNİ PAYLAŞIYORUM…

2. Dünya Savaşı öncesi Almanya’sında…

Devlet Başkanı ve Nasyonal Sosyalist işçi Partisi Genel Başkanı Adolf Hitler’in:

Partili gençlerden kurduğu yarı askerî örgütü hatırlayın…

Kahverengi gömlekler giyen örgüt mensupları:

Devletin emniyet güçlerinden çok daha fazla:

Güce ve yetkiye sahiptiler…

SADAT da bu ülkenin kahverengi gömleklileri olma yolunda hızla ilerliyor…

Ve tahminim o ki…

Kemal Bey:

SADAT’ın iç güvenlik sorunu olduğuna ilişkin…

Ciddi devlet istihbaratına sahip

Aksi halde…

Bir gün aniden…

“Terörist yetiştirmekle” suçladığı bir örgütün kapısında ne işi var?..

Canlarım…

Kimin dediğini hatırlamıyorum…

Ama…

Mealen şöyle idi:

“Tarihte ne kadar geri giderseniz, geleceği o kadar net görürsünüz…”.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun SADAT tehlikesine dikkat çekmek için bizzat o kuruluşun çalışma merkezinin önüne gitmesi…

Günümüz olaylarını tarihle doğru şekilde ilişkilendirdiğini gösteriyor…

Bence.

SADAT gibi tehlikeli bir örgüt…

Ancak bu kadar etkili bir tavırla gündeme getirilebilirdi…

Sözümün özü canlarım…

İkinci Dünya Savaşı öncesi Almanya’sını anlayamayanlar…

Kemal Bey’in SADAT tehlikesine dikkat çekmekteki zamanlamasını da:

Anlayamazlar…

İDDİALAR ÇOK VAHİM…

2016 yılı olmalı…

SADAT tehlikesine kamuoyunun dikkatlerini çeken ilk aktif politikacı:

Halen İYİ Parti milletvekili ve Genel Başkan Baş Danışmanı olan Aytun Çıray’dı…

O günlerde CHP milletvekili olan Çıray:

Mecliste yaptığı bir basın toplantısıyla…

SADAT hakkında soruşturma yapılması için önerge vereceğini açıkladı…

Ama…

Ve tabii ki…

AKP milletvekilleri…

Önergeyi görüşmeyi kabul etmedi…

Geçtiğimiz cuma günü Kemal Kılıçdaroğlu’nun SADAT’ın merkez binasının önüne gitmesini ve:

“Burası terörist yetiştiren bir kuruluş” deyişini çok önemsiyorum…

ALGI OPERASYONU

Kimi yoz kafalar…

SADAT’ı değil…

Kılıçdaroğlu’nu “güvenlik sorunu” olarak görüyor…

Tabii ki:

“Aaaa cambaza bak!” diyerek kendi kamuoylarını oyalayıp…

Hırsızı değil…

Evi soyulan mağduru tehlikeli göstererek…

Algı operasyonu çekiyorlar…

SÜLÜN OSMAN KAFASI…

Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinde AKP ve MHP’li üyeler Mansur Yavaş için:

“Çete ve hırsız” demişler…

Amma da komik…

Çünkü…

Bu sıfatlandırma…

Dolandırıcı Sülün Osman’ın İsmet Paşa’ya:

“Hırsız ve çete” demesi gibi bir şey…

DUVARLARI DÖVECEKLER…

SÖZCÜ’den Deniz Ayhan’ın haberi:

ABB Başkanı Mansur Yavaş, Belediye Meclisi toplantısında eski Başkan Melih Gökçek dönemindeki yolsuzluk iddialarını gündeme getirdi. Ancak AKP’liler Yavaş’ın sözlerini kesip, dakikalarca masaları yumrukladı.

Mansur Yavaş

2023 seçimlerinden sonra…

Yumruklarıyla masaları değil…

Kafalarıyla:

Duvarları dövecekler…

Yazarlar

Ekonomi tarihinde kısa bir gezinti…
Memduh Bayraktaroğlu