Ümit Zileli
26 Eylül 2020

EBA bu gidişle hem öksüz hem yetim kalacak!..


Bizim Milli Eğitim Bakanı sevimli adam aslında…

Bi kere her daim güler yüzlü, yüzünden gülücük eksik olmuyor! Sonracığıma, hep olumlu, pozitif ve de iddialı; mesela, uzaktan eğitim henüz başlamadan şu açıklamayı yapmıştı:

Dünyanın en iyi digital eğitim altyapısını kuruyoruz. Çok iddialı olarak söylüyorum. Uzaktan eğitimde dünyadaki 3-5 ülkeden bir tanesi Türkiye…

Bu kadar iddialı, bu denli pozitifti yani! Sonra uzaktan eğitimin başlayacağı gün geldi çattı, dersler başladı ve EBA çöktü, iyi mi! Sisteme giriş yapmak isteyen öğretmen ve öğrenciler nal gibi “çok kalabalık” uyarısıyla karşılaştılar!

Gazeteciler, haliyle Bakan Ziya Selçuk’a koştular… Bakan güler yüzlü, mutlu bir yüz ifadesiyle karşıladı muhabirleri, öncelikle “Çok büyük kısmının erişimle ilgili bir sıkıntı olmadığını görüyoruz. Bunu EBA’daki yoğunluktan da görüyoruz” dedikten sonra, eğitim tarihine geçecek şu sözlerle devam etti:

EBA’daki yoğunluktan söz edeyim. Bu aslında, bir taraftan da bizim için olumlu bir haber! İnanılmaz talep var!!!

Gazeteciler şaşkınlıkla bakış-tılar, Bakan Bey devam etti:

Özellikle yüz yüze eğitimin başladığı günlerde bu talepte sıçrama yaşandı. Bu talebin karşılanması için her türlü tedbiri alıyoruz, almaya devam edeceğiz!..

Oradaki gazetecilerden biri, “Beyefendi, ne talebi, onlar öğrenci, müşteri değil, siz de bu öğrencilerin eğitimini üstlenmiş bakanlıksınız, satıcı filan değil!” dedi mi bilemiyorum; ancak 20 milyona yakın öğrenciye hangi gözle bakıldığını bu konuşmayla birlikte biraz olsun anlamış bulunuyorum!

Arz-talep meselesi!..

“EBA yine çökebilir”!..

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk çöküşten bir hafta kadar sonra bu kez CNN Türk’de şöyle bir açıklama yaptı:

Peki EBA’da sorun olur mu? Olur. Bundan sonra olur mu? Olur. Ben size söyleyeyim yine olur!

İşte bu kadar basitti! Bakan Bey, bu sistemi veliler, milli eğitim, sağlık bakanlığı hep birlikte öğrendiklerini, eksiklerinin olduğunu, sorunlar olduğunu da anlattıktan sonra da şöyle dedi:

Ne yapmaya çalışıyoruz? Bunu halletmeye çalışıyoruz!

İyi, güzeldi de, bu “halletme” sürecinde öğrenciler ne yapacaktı? Yani evinde bilgisayarı, telefonu, televizyonu ve de interneti olan öğrencilerden söz ediyorum… Ya olmayanlar, ya bu masrafları karşılayamayacak olanlar, onlar eğitim sürecine nasıl katılacaktı?

İşte onun yanıtı yoktu, MEB henüz oraları çalışmamıştı!..

Ölen ölür kalan sağlar bizimdir!..

Madem MEB dersine çalışmamıştı, biz de çalışanlara bakardık!

Mesela, SOL Haber’de Zafer Anayurt, bakanlığın “her şey yolunda” iddiasını devletin kendi verileri üzerinden incelemiş ve şu sonuca varmıştı:

Uzaktan eğitim teknik olarak imkansız!..

Önce Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıklamasına bakalım:

Türkiye’de, okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde toplam 18 milyon 241 bin 881 öğrenci eğitim alıyor. Bu öğrencilerden 15 milyon 190 bini resmi, 1.5 milyona yakını özel, 1 milyon 600 bin kadarı da açık öğretim kurumlarında okuyor…

Bu ne demekti peki? Şöyle açıklayayım; bu öğrencilerden özel ve açık eğitimde okuyanların uzaktan eğitim için telefon, bilgisayar ya da internet sorunu olmadığı açıktı!.. Tüm sorun devlet okullarında okuyan 15 milyonu aşkın öğrencinin gelir durumuyla ilgiliydi!

İşte Zafer Anayurt, tam da bu duruma parmak basıyordu. Ekonomik krizin tsunami gücüyle vurduğu aileler gereken internet ortamını ve donanımları sağlamak için çırpınıyor.

Ancak milyonlarca öğrenci ailesi için bu son derece zor hatta olanaksız!..

Gelelim EBA destek noktalarına; Bakan Bey, son açıklamasında destek noktalarıyla ilgili

8-9 bin” rakamlarını telaffuz etti. Bu rakamın kısa sürede 20 bine çıkacağını da söyledi. Kurulan bu noktalardan ücretsiz erişim olanağı sağlanıyor.

Anayurt ise yazısında, sayısı milyonları aşan erişim sorunlu öğrenciler düşünüldüğünde EBA destek noktalarının sayıca ileri derecede yetersiz olduğunu vurguluyor!

Özellikle kırsalda ve uzak yerleşim yerlerinde yaşayan öğrencilerin de bu olanaklardan yararlanmasının ise ihtimal dışı olduğunu iddia ediyor!

İnternet erişimi ve bilişim olanakları yeterli öğrencilerin yazılımlar ve sunuculara erişim konusunda yaşadığı sorunların ise ayrı bir yazı konusu olduğunu söylüyor!

Sözün özü; milyonlarca çocuk olanakları olsa da uzaktan eğitime erişemiyor, olanakları olmayanlar ise zaten hiç erişemiyor! O zaman da Dadaloğlu’nun tarihe kazınmış o ünlü deyişi akla geliveriyor:

Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir!

O deyiş, kutsal bir davanın anlatımıydı, peki ya şu yaşadığımız kepazelik?!

Yazarlar

EBA bu gidişle hem öksüz hem yetim kalacak!..
Ümit Zileli