Can Ataklı
22 Haziran 2021

E hani Paşinyan’ı sokak ortasında linç ediyorlardı?


ŞAŞIRDIM

E hani Paşinyan’ı sokak ortasında linç ediyorlardı?

Ermenistan’da seçimler yapıldı.

Seçimlerden önce bu ülkede ne oluyor, ne bitiyor hiç dikkat etmemiştim.

Ermenistan’da hangi partiler var, kim kazanır, mevcut Başbakan Paşinyan seçimde ne yapar, bunların üzerinde pek durmadım.

Bunları hiç bilmememe rağmen ön kanaatim Paşinyan’ın ağır bir hezimete uğrayacağı yönündeydi.

Öyle ya, saçma sapan bir savaş başlatmış sonra da 30 yıl önce işgal ettiği toprakları kaybetmiş başbakandı sonuçta.

“Halk bunu cezalandırır” diye düşünmek mantıksız değil.

Gerçi bize de benzeyen geri kalmış ülkelerde iktidarı elinde tutanlar ne kadar başarısız olursa olsun, arkalarında tuhaf bir halk desteği olduğu da bilinmeyen gerçek değil.

Buna rağmen savaş kaybetmenin hepsinin üzerine çıkacağını varsayıyor insan.

Buna rağmen öyle olmadı ve Paşinyan’ın Sivil Sözleşme Partisi, oyların yüzde 53.92’sini alarak zaferini ilan etti.

Rusya’nın desteklediği eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın Ermenistan İttifakı ise yüzde 21’de kaldı. Üçüncü sırada Ulusal Güvenlik Teşkilatı eski Başkanı Artur Vanetsyan liderliğindeki Onur Duyuyorum İttifakı yüzde 5.23 oy alabildi.

Paşinyan tıpkı bizdeki gibi bir balkon konuşması yaptı hemen.

Ulusal ve sosyal uyumu yeniden sağlamanın vaktinin geldiğini söyledi Paşinyan ve “Ermenistan halkı üç yılda ikinci devrimi gerçekleştirdi. Bu sefer ‘kadife’ yerine ‘çelik’ devrim gerçekleştirdi” dedi.

Paşinyan’ın en yakın rakibi Koçaryan ise seçim sonuçlarını tanımadıklarını, seçime hile karıştığını ileri sürdü.

Parti tarafından yapılan açıklamada ise “Muhalefetin kalabalık mitingleri ve iktidarın az kişiyle yapılan etkinlikleri tamamen farklı duygulara işaret ediyor. Sandık merkezlerinden organize ve planlı sahtekarlıklara işaret eden yüzlerce sinyal ise güven eksikliğinin başlıca işaretidir” denildi.

Ama ne olursa olsun elbette benzer durumlarda olduğu gibi Ermenistan’da da “atı alan Üsküdar’ı geçti” gibi gözüküyor.

Tabii seçimlerde alınan oy oranlarına bakarken katılımı da dikkate almak gerek.

Ermenistan küçük bir ülke ve toplam seçmen sayısı 2 milyon 581 bin 93 olarak ilan edildi.

Ancak seçimlere seçmenlerin yarıdan daha azı katıldı.

Yüzde 49.4’lük katılım sonrası Paşinyan oyların yüzde 53.92’sini aldı.

Yani Paşinyan’ın asıl oyu yüzde 25 dolayında.

Peki nasıl oluyor da ağır bir savaş hezimetine uğrayan, halkı tarafından linç edilmekten kurtulan bir parti başkanı yine seçim kazanıyor?

Katılım oranına bakınca durum ortaya çıkıyor aslında.

Belli ki muhalefet ezilmiş, bütün propaganda silahları elinden alınmış, halk korkutulmuş ve bunun sonunda seçime katılım da düşük çıkmış.

Bizdeki iktidarın hayali de bu aslında.

AKP, eğrisi doğrusuna denk gelen bir baskın seçimle bir oyla bile kazansa bir sonraki seçim sonuçları aynı Ermenistan seçim sonuçları gibi olacaktır.

Bİ SORALIM BAKALIM

Bir ton kokainin akıbeti belli değil hâlâ

Haberi güvenlikten sorumlu İçişleri Bakanı değil de Ticaret Bakanı verdi biliyorsunuz.

Bakan Mehmet Muş, 16 Haziran günü bir tweet attı.

Şöyle dedi tweetinde; “Ticaret Bakanlığımız Gümrük Muhafaza ekipleri tarafından Mersin Limanı’nda 1 ton kokain yakalaması yapılmıştır. Bu yakalama, Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en büyük çaplı kokain yakalamasıdır. Bu başarılı operasyondan ötürü Gümrük Muhafaza ekiplerimizi tebrik ediyorum.”

Ne garip değil mi, bir ton kokain yakalanıyor ve açıklama Twitter üzerinden yapılıyor.

Sonra?

Sonrası yok.

Sedat Peker’in açıklamalarının daha sesi hâlâ kulaklarımızda.

Kolombiya üzerinden uyuşturucu ticareti yapıldığını söylemişti Peker.

Mersin’de yakalandığı söylenen kokain de işte tam bu rotanın üzerinde.

Kolombiya’daki bir Türkün limanından yüklenmiş kokainler.

Muz paketlerinin içine konmuş.

Bu gemi de daha önce Panama’da yakalanan gemi gibi Mersin’e geliyormuş.

Peki malı yükleyen kim?

Malın alıcısı kim?

Malı getiren gemi kime ait?

Kokain şu an nerede?

Malın kokain olduğu yönünde resmi rapor düzenlendi mi?

Malla ilgili gözaltı, tutuklama, arama kararı gibi adli işlemler yapıldı mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmiyor.

İşin tuhafı merak eden de yok.

Du bakali nolcek?

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Bunun nesi itiraf?

Size bir haber sunmak istiyorum.

Saray medyasında çıktı dün bu haber.

Şöyle diyor; Alman Bakan Maas, Welt gazetesine yaptığı açıklamada, Türkiye ile göç konusundaki iş birliğinin güncellenmesine ihtiyaç duyulduğunu belirterek, “Türk hükümetiyle olan tüm zorluklara rağmen bu ülkenin, önemsiz görülmeyecek göç yükünü bizim için üstelendiğini kabul etmek gerekir.” dedi.

Saray gazetesi bunu “Almanya’dan itiraf” başlığı ile vermiş.

İyi de bu neyin itirafı ki?

Tam tersine Türkiye’nin içine düşürüldüğü durumu gösteriyor.

AKP iktidarı, Avrupa Birliği çıkarları için Suriye’den ve dünyanın diğer ülkelerinden gelen mültecileri barındırıyor, diğer ülkelere gitmesini engelliyor.

Habere göre Maas, Türkiye ile bu konudaki anlaşmaların daha da güçlendirilmesi ve parasının neyse ödenmesi gerektiğini de söylemiş.

Aslında başlık “Vah zavallı Türkiye” olmalı ama bu kadar küçük düşürülmekten bile destan çıkarmayı beceren bir saray medyamız var ne yazık.

YENİ ÖĞRENDİM

Halkın Kurtuluş Partisi, Veyis Ateş için de suç duyurusunda bulundu

Herkes Veyis Ateş’in içinde olduğu skandalı konuşuyor ama suç duyurusu yine Halkın Kurtuluş Partisi’nden geldi.

HKP, Veyis Ateş hakkında ayrıntılı bir suç duyurusu dilekçesini hafta sonunda Cumhuriyet savcılığına verdi.

Sedat Peker, 6 Haziran’da yayınladığı 9’uncu videoda, Habertürk’te ana haber sunuculuğu görevinden istifa etmek zorunda kalan Veyis Ateş’in, kara para aklamakla suçlanan Sezgin Baran Korkmaz için arabuluculuk yaptığını ileri sürmüştü.

HKP avukatları suç duyurusunda Veyis Ateş’in, “tehdit”, “şantaj”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlarını işlediğini ileri sürdüler.

Dilekçede, “Medya tarihinin en büyük skandalı olarak adlandırılan bu kirli ilişkiler ağının bir figürü şüpheli Veyis Ateş’in tehdit, şantaj boyutuna varan suçlara bulaştığı, iddia edilmektedir” ifadelerine yer verildi.

Suç duyurusunda, Habertürk yazarları Fatih Altaylı ve Sevilay Yılman, SÖZCÜ Gazetesi yazarı İsmail Saymaz’ın yazılarına yer verilerek açılacak kamu davasında, bu kişilerin de tanık sıfatıyla dinlenmesi istendi.

OKURDAN MESAJ

Öğrenci kredileri için seçim ayarlı haciz mektupları gönderilmiş

Üniversite eğitimi özellikle dar gelirliler için çok zor.

Bir eğitim desteği bulunamazsa okumak milyonlarca genç için hayal.

Kredi ve Yurtlar Kurumu bunun için var.

Dar gelirli ailelerin çocuklarına burs veriyor bu kurum.

Son zamanlarda alınan bu kredilerin ödenemediği ve kredi alanlara yönelik yaptırımlar yapıldığını çok duyuyoruz.

Okurlarımdan biri kendi başına geleni bakın nasıl anlatmış;

Öğrenciyken kredi almıştım, işsiz kaldım iki aydır ödeyemiyorum.

Evime “15 gün içerisinde bu borcu ödemezsem haciz geleceğine” dair bir belge geldi.

Daha önce neredeyse 5000 liralık taksit ödemiş olmama rağmen hiç ödememişim gibi görünüyor yolladıkları kağıtta.

Aradım bilgi almak için. Karşıma çıkan görevli ne dese beğenirsiniz; “Kimse burs kredisini ödemiyor, biz de herkese icra kağıdı gönderdik ama daha önce ödeme yaptıysanız ciddiye almayın size henüz haciz gelmez.”

Yani her türlü şov için para var ama insanların bu kredi borcunu ne şartlarda, niçin ödeyemediğini bilmek yerine tutuşsunlar ödesinler diye ödeyen ödemeyen herkese korku vermek için vergi dairesi ‘İcraya verilirsiniz’ diye kağıt yolluyor. Hak mı şimdi bu? Yazık, çok yazık…”

Okurum çok haklı ama hem bu anlattıkları hem de başkalarından duyduklarıma göre bu işin altında sanki seçim yatırım var gibi geliyor bana.

Yüzbinlerce kişiye haciz tehdidi gönderiyorlar.

Sonra seçim aşamasında “Öğrenci kredisi borcu olanlara müjde, faiz ve cezaları siliyoruz, gerisini de 5 yıla yayıyoruz” benzeri bir açıklama gelebilir.

Aynı şey pandemi cezaları, vergi cezaları, devlete olan borçlar konusunda da yapılacaktır.

Benim kuşkum yok bu konuda.

Yazarlar

E hani Paşinyan’ı sokak ortasında linç ediyorlardı?
Can Ataklı