Memduh Bayraktaroğlu
13 Ekim 2020

Dizi filmcilikte eskiye dönüş… “Sadakatsiz” ve “Menajerimi Ara” …


Televizyon ekranları artık şunu görecekler ki…

“Diriliş, şahlanış, uyanış, uçuş, çöküş” vs. gibi hamasi isimlerle kanallarda gösterilen dizilerin izleyicileri olmayacak…

Kanallar yeniden Aşk-ı Memnu konularını izlemek isteyecek…

Kanal D’de yayınlanmaya başlayan “Sadakatsiz”, bu yeni dönemin habercilerinden biri gibi…

Star’da yayınlanan ve aslında orijinali NETFLIX için çekilen “Menajerimi Ara” keza…

Her iki dizi film de…

Benim sinema anlayışıma uygun…

Yani…

Müslümanların “fıtrat” dedikleri insan doğasını anlatan filmler…

Sadakatsiz dizi filminin başlangıcı, başlayan her yeni şey gibi harika…

Sanırım film:

Hayatın toz pembe olmadığını…

Bir kişiye hemen “çok iyi” veya “çok kötü” sıfatı yapıştırmanın anlamsız ve haksızlığını…

İnsanın fıtratında olan her özelliği, her kişinin taşıdığını anlatacağını tahmin ediyorum…

Küçük kusurların, kabahatlerin ya da hataların ilerleyen günlerde nasıl ve vahşi bir suça dönüştüğünün tanığı olacağız belki de…

Ya da…

Senaryoyu ben yazsaydım mutlaka öyle yapardım diyeyim…

Uzatmayayım…

Kimsenin kellesinin uçurulmadığını…

İyi insanların da küçük kusurlarının şiddete dayalı suça dönüşebildiğini…

Kötü insanların ise çıkarları gereği nasıl da iyi olabildiklerini izleyeceğiz sanırım…

Benim penceremden görüldüğü kadarıyla iyi bir dizi…

Tarihi dizilere tercih ederim…

ADALET O İKİSİYLE YAN YANA GELMEZ…

Canlarım, ne yazık ki…

Yeryüzündeki milyarlarca insanın belki de dörtte üçü kendini tanımadığı gibi insanı da tanımıyor.

Kendisini ve insanı tanımayınca…

Kabahat, suç ve vicdan arasındaki bağı da anlayamıyor…

Başka ulusları bilmem ama Türk Müslümanlarının yüzde 90’ı için vicdan ile merhamet aynı şeydir…

Yani…

İnsanımızın büyük çoğunluğu için vicdan, insanın acıma (merhamet) duygusunun yüksekliğidir…

Oysa…

Merhamet de tıpkı nefret gibi, vicdanın en kötü iki düşmanından biridir…

Bu nedenle adalet, nefret ve merhametle yan yana gelmeyi kabul etmez…

Yani canlarım…

Vicdan, hak verme duygusundaki yüceliktir…

O nedenle adaleti sağlamakla görevli yargı ve…

Yargının üç temel ayağı (İddia, Savunma, Yargılama) vicdana dayanır…

Merhamet veya nefrete dayanan iddia, savunma ve yargı; adaletin katilidir…

BİRİ YALAN DÜNYA AMA HANGİSİ?..

Bu satırları yazdığım sırada 1 dolar, 7.896 TL idi…

Yani, 7 lira 90 kuruştu…

Dün sabahtan itibaren on binde 47 değer kazanmıştı…

Yine eş zamanlı olarak Borsaist’e baktım…

Doların TL karşısında kazandığı değerden daha fazla değerlenmişti…

Artış, %1.12 idi…

Normal şartlarda bu iki piyasa tahterevalli gibidir…

Taraflardan biri düştüğünde diğeri yükselmelidir…

Aynı anda düşüş, aynı anda yükseliş sunidir…

Piyasalardan biri “Yalan Dünya” ama acaba hangisi?..

MARKA DEĞERİ SIFIRLANIYOR…

Bir zamanların “en itibarlı, en güçlü” ve hatta kamuoyunun gözünde “en tarafsız” gazetesini yöneten kardeşimiz artık sadece muhalefete muhalefet eden…

Muhalefetin bütün icraatlarına “yanlış yapıyorlar” diyebilen “operasyonel/tetikçi” bir gazeteci haline geldi…

Hem yönettiği gazeteye yazık ediyor

Çünkü markalar çok zor yaratılır…

Çok kolay çökertilir…

Hem de kendisine yazık ediyor…

Ona yazık olması umurumda bile değil ama…

Ülkenin bir zamanlar “en objektif, en çok satan” gazetesinin marka değeri sıfırlanıyor…

DEVLETİN YÜZÜ NİHAYET GÜLDÜ…

TRT denilince sadece son 18 yıldır değil; ilk günden beri akla gelen şey “somurtkanlığın ciddiyet” olarak verilmesidir.

Sadece TRT için geçerli değil bu durum tespiti…

“Devlet” dediğimizde hemen kaba, nobran, baskıcı, asık suratlı bir insan benzetmesi yaparız…

Sözü Ersoy Dede’ye getireceğim…

Ersoy, TRT ana haberleri sunmaya başladıktan sonra Devlet’in yüzü gülmeye başladı…

Yani…

TRT’yi renklendirdi…

Şimdilik belki mahcup birer tebessüm…

Ama…

Ve inanıyorum ki…

İlerleyen günlerde bu gülümsemeler zaman zaman kahkahaya dönüşecektir…

Ve Ersoy Dede’nin sunduğu bu haber tarzı, TRT’nin kaybettiği itibarı da geri getirecektir…

Bu hem temennim hem tespitim…

Keşke yanılmasam…

DİKKATLİ OLUN LÜTFEN…

Canlarım…

Bir konuda birilerini ya da kurumları sürekli eleştirir…

Ya da…

Devamlı överseniz…

Ne sürekli övdüğünüz tarafın saygısı kalır size…

Ne de devamlı eleştirdiğiniz tarafın saygısı kalır…

İki taraftan birinin gözünde “Bizim oğlan/kız”…

Diğerinin gözünde ise “amigo” olursunuz…

Ve artık…

Sizin taraf bile sizden söz ederken, “operasyonel gazeteci” sıfatını kullanır…

Daha öte gidip, “bizim tetikçi” diyenlerin sayısı giderek artar…

Dikkatli olun lütfen…

Yazarlar

Dizi filmcilikte eskiye dönüş… “Sadakatsiz” ve “Menajerimi Ara” …
Memduh Bayraktaroğlu