Can Ataklı
3 Aralık 2020

Daha önceleri neredeydiniz?


Bİ SORALIM BAKALIM

Daha önceleri neredeydiniz?

Türkiye’nin çivisi iyice çıktı.

Artık her şey imaj yaratmak, bunun üzerinden oluşacak algı ile toplumu etkilemek ve bunu oya devşirmek üzerine kurulu.

Türkiye, tarihinin en kötü dönemini yaşıyor.

Ekonomi vatandaş için çökmüş durumda.

Yoksulluğun önüne geçilemiyor.

Bir avuç çıkarcı için ise Türkiye adeta cennet oldu.

Kârlarına kâr, güçlerine güç katıyorlar.

Dünya önünde görülmemiş bir itibarsız dönemden geçiyoruz.

Türkiye’yi takan, dinleyen, sözüne güvenen neredeyse tek ülke kalmadı.

Katar, hariç tutulabilir belki.

Bazıları Azerbaycan’ı hatırlatabilir ama kritik bir durumda onların da ne yapacağını pek bilemiyorum.

İktidar giderek çaresizleşiyor ve daha da agresif hale geliyor.

Kendi açıklarını örtbas etmek için sürekli bahaneler üreterek muhalefete saldırıyor ve yeni algılar oluşturmaya çalışıyor.

Bunun son örneklerinden biri, bir CHP milletvekilinin tank palet fabrikasının Katar’a satılmasını eleştirmek için söylediği sözlerin bir linç kampanyası haline getirilmesi oldu.

Bu milletvekilinin sözlerini açıkçası ben beğenmedim. Ancak maksadın ne olduğu çok açık ve zaten o program içinde de gereken söylenmiş.

Ancak çaresizlikten ne yapacağını bilemez hale gelen iktidar ve yandaşları, bunu fırsat bilip “mal bulmuş” gibi üzerine atlıyor.

Yandaş tetikçilerin, trollerin halini anlıyorum tabii, onlar ekmek yedikleri yere hizmet ediyorlar.

Ama bunun bir de kurumsal olarak yapılması var ki, işte onun affı yok bence.

Kimdir bunlar yazayım.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, dün yanına TESK Başkanı Bendevi Palandöken, TİSK Başkan Vekili Celal Koloğlu, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ve Türk Harb-İş Sendikası Genel Başkanı Alaattin Soydan’ı alarak Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ı ziyaret etmiş.

Neymiş, Türk Silahlı Kuvvetleri ağır bir saldırıya uğramış ve ordu rencide edilmiş, bu zevat da üzüntülerini bildiriyormuş.

İyi de adama sormazlar mı “Daha önceleri neredeydiniz?” diye tıpkı şarkıdaki gibi.

Aynı isimler daha önce “Bu ordu ile iyi ki savaşmamışız” diyeni, “Bağırsakları temizliyoruz” diyeni, “Camiyi bombalayacaklardı” diyeni, “Genelkurmay Başkanı, başbakanın paltosunu tutacak” diyeni, Türk Ordusu’nun şerefli subaylarını, sabahın karanlığında yaka paça evinden alanları, onları kişiliklerini aşağılayarak güya sorgulayan savcıları, mahkemede “Çok uzatmayın” diye azarlamaya kalkan hakimleri ayakta alkışlıyordu.

O tarihlerde bu zevatın aklına, “Türk Ordusu’nun onuru ayaklar altına alınıyor. Bir tane ordumuz var, bu ordunun şerefini korumak zorundayız” demek hiç gelmedi.

Tam tersine “Helal olsun, çok gözü kara bir iktidarımız var, Genelkurmay Başkanı bile
dinlemiyor içeri atıyor”
diye sevindiler bile.

Sonra “kumpas” ortaya çıkınca hiç utanmadılar, sıkılmadılar.

Ziyarette Milli Savunma Bakanı’nın yanı sıra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz ile Bakan Yardımcıları Yunus Emre Karaosmanoğlu, Alpaslan Kavaklıoğlu, Şuay Alpay ve Muhsin Dere de bulunmuş.

Bu komutanlara da çok şaşırıyorum.

Zamanında içinde bulundukları ordu yerle bir edilirken “gıklarını” bile çıkaramadılar.

Ergenekon ve Balyoz kumpaslarıyla biçilen komutanların önlerini açması sonucu bugünkü makamlarına geldiler.

Acaba dün o toplantıda otururken birinin bile içi “cız” etmiş midir?

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

İki konuda bir türlü bilgi alamıyoruz

Zaman zaman çeşitli konularda sorular da soruyorum.

Tabii bunlara cevap hiçbir zaman verilmiyor.

Ama bunları ne zaman sorsam iktidar trollerinin saldırısı oluyor.

Fark etmez, gerçeği bulmak ve halkın bilgi sahibi olmasını sağlamak için bunu göğüsleyeceğiz.

İDLİB’DE KAÇ GÖZLEM NOKTASI VAR?: Sanki Suriye’yi fethediyormuşuz gibi Türk askerini İdlib’e gönderdiler. Burada 14 gözlem noktası kurulmuştu. Derken, Ruslar ve Suriye ordusu bölgeye girdi. Gayriresmi bilgilere göre, bu gözlem noktaları önce kuşatma altında tutuldu sonra boşaltılmaya başlandı. Şu anda İdlib’de kaç gözlem noktamız var, bunlarda kaç Türk askeri, hangi koşullarda görev yapıyor?

S-400’LER NEREYE KURULACAK?: Amerika ile sorun yaşadığımız S-400’ler gerçekten alındı mı? Alındıysa nereye kurulacak, ne zaman faal hale gelecek. Yandaş tetikçi medyada yayınlanan “test yapıldı” görüntüleri gerçek mi? Savunma Bakanlığı, test yapıldığını bugüne kadar neden resmi olarak açıklamadı?

BUNU YAZMAK GEREK

AKP Genel Başkanı’na bu sözleri nedeniyle tamamen katılıyorum

Hep muhalefet yaptığımı söyleyenler var.

Cevap veremeyince genellikle “Hep muhalefet mi yapılır, iyi şeyleri de yazsana” diye çemkirenler hiç de az değil.

Tabii bu cahillere hukuk, demokrasi, fikir özgürlüğü, insan hakları gibi kavramları anlatmak çok zor, bu nedenle “iyileri de yaz” saçmalıkları onlara garip gelmez.

Ama haydi bugün onlara uyayım ve iyi bir şey yazayım.

AKP Genel Başkanı, önceki gün dünyaya mesaj verirken konuşmasının bir bölümünde şunları söyledi;

“Sosyal medya platformlarının kullanımının yaygınlaşmasıyla maalesef bu konuda çok ciddi sorunlar yaşanıyor. Sınırsız özgürlük başlığı altında tamamen denetimsiz bir alan oluşturularak, yeni mağduriyetlerin oluşmasına sebebiyet veriliyor. Siber zorbalık gibi psikolojik ve sosyal sorunlara kapı aralanıyor. Kötülük yapanın, suç işleyenin yanına kâr kaldığı bir düzenin adı özgürlük olamaz. Devletlerin vatandaşlarını koruma gayesiyle attığı iyi niyetli adımlar ise hemen özgürlüklere müdahale parantezine alınarak akim bırakılmaya çalışılmaktadır. Vatandaşlarımızı bilhassa da çocuklarımızı korumayı amaçlıyoruz. Temennimiz kendilerini hukukun dışında gören bu kurumların, ülkemizin iyi niyetli çabalarına gönüllü bir şekilde destek vermesidir.”

Çok doğru sözler bunlar. Yüzde yüz katılıyorum.

AKP Genel Başkanı, bunun önüne geçmek için partisinin trollerine bir talimat verse yeter aslında.

Çünkü sosyal medyayı çirkinleştiren, yalanı, dolanı, linç kampanyalarını örgütlü biçimde yapanlar bunlar.

AKP Genel Başkanı çok iyi bir noktayı dile getirdi, umarım önlemini de alacaktır.

ŞAŞIRDIM

Amerika ile ilişkileri, kim ne zaman gerdi?

Daha önce yazdığım ve söylediğim bir cümleyi tekrarlamak istiyorum.

“Biden’ın seçilmesi bu iktidarın kimyasını bozdu.”

Saray yönetimi, Trump’ın kazanacağı konusunda çok umutluydu.

Bu nedenle Trump’a çok ciddi bir destek verildiği de söyleniyor.

Ayrıca seçime doğru yandaş tetikçi takımın Trump hayranlığı da unutulmadı.

Seçimin hemen ertesi günü, önce Trump’ın kazandığını zannedip nasıl sevindiklerini ve “Muhalefet Biden’ın kazanacağını ve Erdoğan’ı devireceğini sanıyordu, fena madara oldular” diye davul zurna çaldıklarını da hatırlıyoruz.

Ama hesap tutmadı, Biden’ın kazandığı anlaşıldı.

İşte o günden beri sarayda müthiş bir telaş var.

Gizli açık Biden’e mesajlar gidiyor adeta; “Aman biz ettik sen etme” deniyor.

Ama sarayın propaganda şefi Fahrettin Altun’un yaptığı gibisini görmemiştim.

Altun, Biden’e şirin gözükmek için Trump’ı satmış.

Altun diyor ki, “Bir NATO müttefiki olan Türkiye, son yıllarda ne yazık ki Washington’da benzeri görülmemiş hasmane bir muamele görmektedir. İşin ilginci, ABD dış politikasının, Amerikan çıkarlarına da hizmet etmeyen bir noktaya gelmiş olmasıdır. ABD’nin, yeni yönetimle birlikte, geleneksel müttefikleriyle gerilen ilişkilerini onarma ve onların hayati çıkarlarına da gereken saygıyı gösterme yoluna gideceğini temenni ediyoruz.”

Affedersiniz ama Amerika ile ilişkiler ne zaman gerildi? Trump ne isterse yapılmadı mı?

Ayrıca seçimden önce Biden’e “Budala” diyen kimdi? (Bakınız sarayın yakın destekçisi Yeni Şafak 14 Ekim 2020)

Şimdi etekler tutuşunca, “Bu Trump var ya bu Trump, ilişkilerimizi çok bozdu, ama sizin düzelteceğinize inanıyoruz” ricaları komikliktir sadece.

Du bakali nolcek?

AÇIKLAMA

Burhan Kuzu’nun tweetini buldum

Burhan Kuzu’nun ben korona nedeniyle hastanede yattığım sırada attığı tweeti bulamadığımı yazmıştım dün.

Ama hata bendeymiş.

Burhan Kuzu’nun resmi sitesinde attığı tweetlere baktım hep.

Oysa Kuzu bunu kendi tweeti olarak değil, benim attığım tweete cevap olarak yazmış.

Kuzu’nun bu cevabı 23 Ekim tarihini taşıyor.

Yani oğlunun söylediğine göre, “Durumunun en kritik olduğu” günlerde.

İşte kuşku yaratan nokta bu…

Ayrıca Kuzu, daha sonraki günlerde Sağlık eski Bakanı Osman Durmuş’un vefatı nedeniyle bir başsağlığı, Ekrem İmamoğlu’nun koronaya yakalanması nedeniyle ‘geçmiş olsun’ mesajı yazmış.

Ama her nedense kendisinin hastanede olduğundan hiç söz etmemiş.

Yazarlar

Daha önceleri neredeydiniz?
Can Ataklı