Çoluk çocuklarını da aldılar gittiler…

Sayın Cumhurbaşkanı…

15 sene kadar önce size şikayetlerini bildiren eski deyimiyle söylersem “maruzatlarını” sunan bir yurttaşımızı “ananı da al git” diyerek azarlamıştınız…

Yurttaşımız anasını da alıp gidemedi.

Yerleşik bir çiftçi çocuğuydu…

Aradan geçen on beş sene zarfında Sayın Cumhurbaşkanı…

Gençlerimiz…

O dünyalar güzeli gençlerimiz de analarını alıp gidemediler.

Çünkü…

Anaları genelde artık yaşlanmışlardı…

Ülkeyi terk edemezlerdi…

Ama…

Kendileri çoluk çocuklarını aldılar gittiler…

Şimdi başka ülkelerin gelişmişliklerine gelişmişlik katıyorlar…

Biz ise ne haldeyiz görüyorsunuz…

Sizin “terörist” diyerek aşağıladığınız o gençler şimdi başka ülkelerde bazen YouTube konuşmaları yapıyorlar…

Bazen yazılar yazıyorlar…

Onları dinliyorum ya da yazdıklarını okuyorum…

Kimisi profesör…

Kimisi doçent…

Kimisi doktor…

Kimisi gazeteci-yazar…

Kimisi araştırmacı/yazar…

Kimisi iktisatçı…

Öyle güzel insanlar…

Öyle güzel fikirleri…

Öyle aydınlık kültürleri var ki…

Onları geçici bir süreliğine de olsa kaybettiğimiz için kahroluyorum…

Bir de bize, bizim medyaya bakıyorum…

Ne kadar çürük çarık…

Ne kadar yalaka takımı varsa hemen hepsi burada kalmış…

Yani Sayın Cumhurbaşkanı…

Grasham Kanunu’nda nasıl ki kötü para iyi parayı kovuyorsa…

Bizde de kötü insan iyi insanı kovdu…

Türkiye bürokrasisini teslim ettiğiniz badem bıyıklılara bakıyorum da…

Ülkem ve insanlarım adına üzülüyorum.

Yüreğim yanıyor Sayın Cumhurbaşkanı, yüreğim yanıyor…

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET PAYİDAR KALACAK

Osmanlı’nın köhnemiş sarayının soytarısı 3 mebusu (Erzurum Milletvekili Süleyman Necati, Mersin Milletvekili Selahattin ve Canik Milletvekili Emin…) Mustafa Kemal’in milletvekili seçilmesini önlemek için bir kanun tasarısı verdiler Meclis Başkanlığı’na…

Kanun tasarısının 14. maddesi şöyle idi:

“Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne üye seçilebilmek için Türkiye’nin bugünkü sınırları içindeki yerler halkından olmak veya kendi seçim bölgesi içinde yerleşmiş tutulmak şarttır. Ondan sonra göçmen olarak gelenler yerleştirildikleri tarihten itibaren 5 yıl geçmiş ise seçilebilirler…”…

Mustafa Kemal, Selanik doğumluydu

Ve…

Selanik yeni devletin sınırları içinde değildi…

Yani canlarım…

100 yıl kadar önce…

Büyük Önderimizi siyaset sahnesinden silerek genç cumhuriyeti yeniden mutlakıyet idaresine döndürmeye çalışanların torunları…

Bundan 11 yıl önce de…

O Büyük Komutanın torunlarını TSK’dan kumpasla atmak istediler

Ve ne yazık ki…

Bu yeni dönem saray kalıntıları başardılar…

Artık takke düştü, kel göründü

Bundan sonra hangi oyunu oynamaya kalkışırlarsa kalkışsınlar Büyük Türkiye Cumhuriyeti’nin yıkılmasını gerçekleştiremeyecekler…

Atatürk’ün dediği gibi…

Türkiye Cumhuriyeti İlelebet (Sonsuza kadar) Payidar Kalacak (Yaşayacak)…

OYUNUN SON AYAĞI OYNANIYOR…

2009 yılında, İlker Başbuğ başta olmak üzere…

Pek çok Atatürkçü generali ve subayı ordudan atabilmek için…

Kumpas kurdular mı?..

Kurdular?..

Eyleme geçtiler mi?..

Geçtiler…

Başbuğ bu oyunu daha o zamanlar gördü ve kamuoyuna anlatmaya çalıştı mı?..

Çalıştı…

O gün Başbuğ’a itiraz ettiler mi?..

Hayır etmediler…

Neden?..

Çünkü…

Aslında iki taraf da orduyu Atatürkçü generallerden temizleyip bizzat ele geçirmek istiyordu

Bunu başaran taraf daha sonra diğer tarafı da tasfiye edecekti…

15 Temmuz 2016 gecesi girişilen başarısız silahlı kalkışma işte o nedenle yapıldı…

“Cemaatçi” oldukları iddia olunan general ve subaylar tasfiye edildi bu defa da…

Kimilerinin sadece rütbeleri söküldü…

Kimileri ömür boyu hapis cezasına mahkum edildiler…

Oyun bitti mi?..

(Bence) Son ve en hayırlı ayağı başladı…

Hilesiz hurdasız en son ayak…

Araç ne?..

Seçim sandıkları…

BU HABER KAYNADI GİTTİ…

Haber şöyle idi:

“Sudan, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin hakkında tutuklama emri çıkardığı vatandaşlarını mahkemeye teslim etmeyi kabul etti.

Bu karar ülkenin eski cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’in Lahey’deki mahkemede yargılanmasının kabul edildiği anlamına geliyor.”

Oysa bu haber çok önemliydi?..

Muhalefet partileri liderlerinin terör örgütlerine yardımcı olduklarının iddia edildiği bugünlerde çok önemli bir haberdi…

Çünkü…

Ömer Beşir gerçek bir terörist idi…

Ve…

Ülkemizde bizzat Cumhurbaşkanımız tarafından karşılanmıştı…

Hatta…

Bu Beşir denilen insanımsı, Anıtkabir özel defterine zoraki yazarken üzerinden yağmur damlayan kapşonlu pardösüsünü bile çıkarmamıştı…

Ankebut 58…

“Her nefis ölümü tadıcıdır”…

Evrensel hukuk ve ahlak kuralı…

“Her suçlu cezasını bu dünyada yaşarken çekecektir…”…