Memduh Bayraktaroğlu
23 Ocak 2020

Çok ayıp ediyorsunuz…


Erdoğan 11 Ağustos 2004’te (Başbakandı) Gürcistan’a gitti…

Ve dedi ki:

“Ben de Gürcü’yüm, ailemiz Batum’dan Rize’ye göç etmiş bir Gürcü ailesidir”…

Yine aynı günlerde:

“Türkler” yerine “Türkiyeliler” sıfatının kullanılmasının daha doğru olacağını söyledi…

O günlerde “Türk milliyetçileri” çok ağır eleştiriler yöneltmişlerdi Erdoğan’a…

O günden bugüne, kendi doğruları olmayan…

Erdoğan’ın bütün söylediklerini aynı zamanda “kendi doğruları” olarak belleyen gazeteci/yazar takımı Erdoğan’a büyük övgüler düzdüler…

“İşte bu” dediler… “Türkiyeli halkların özlediği başbakan Sayın Erdoğan”

Geleyim bugüne…

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu konuşmasının bir yerinde “Türkiye insanları” ifadelerini kullandı…

Bunu ben de yapıyorum zaman zaman…

Hiç sakınca da görmüyorum.

Çünkü…

Bu ülkede, “vatandaş” da olmadıkları halde kendilerinden “Türkiyeli” diye söz eden milyonlarca başka etnik kökenden insan yaşıyor…

İmamoğlu’nun yönettiği İstanbul’da da “Türk’üm” demeyecek milyondan fazla Suriyeli var…

Kaldı ki…

Bütün ülkelerde kendisini etnik ya da ulusal kimliğiyle değil de sadece “dünyalıyım” diye tanıtmayı tercih eden yüz milyonlarca “insan” o kimlikle sürdürüyor yaşamını…

Ülkemizde yaşayıp hatta nüfus cüzdanında “T.C.” yazdığı halde aidiyet olarak kendisini “Türk” değil de “Türkiyeli” olarak hissedenler yok mu?..

Bu hissetme eylemi, o insanların en doğal hakları değil mi?..

Hem bunu hissetmek suç da değil, ayıp da değil…

Atatürk ne dedi?..

“Ne mutlu ‘Türküm’ diyene”…

Bu sözde herhangi bir “etnik” zorlama var mı?..

Yok…

“Ey ‘Türküm’ demeyenler ya sevin bu ülkeyi ya terk edin” anlamı çıkarılabilir mi?..

Yoooo….

Demek istemem o ki…

Sayın Cumhurbaşkanına yağcılık ve hatta daha öte yalakalık eden ve kendilerini “gazeteci/yazar” olarak tanımlayanlar baydınız ama…

Yani…

Ayıp ediyorsunuz…

Hem de çok ayıp ediyorsunuz…

CÜMLE ALEME GÖSTERECEK…

Haberi SÖZCÜ’den alıntıladım:

Yunanistan parlamentosu, bugün yaptığı oylama ile tarihe geçti…

Yapılan oylamada Katerina Sakelaropulu cumhurbaşkanı seçildi.

Sakelaropulu, Yunanistan’ın ilk kadın cumhurbaşkanı oldu.

Umarım kendisinden önceki maçolar gibi davranmaz…

Umarım “kadın hassasiyeti” gösterir…

Umarım savaşı tahrik etmez, barışı teşvik eder…

Diyeceksiniz ki:

“Karşısında maço bulursa ne yapacak?”…

Hiç…

Kadın olmaya devam edecek…

Bu kadar basit…

Böylece…

Yakın bir gelecekte…

Ülkelerin savaş tehditleriyle değil…

Barış telkinleriyle bir arada yaşamalarının tarafların lehine olduğunu…

Cümle aleme gösterecek…

BARIŞMAK İÇİN NE YAPMAK GEREKİR?

Canlarım benim…

Nobran ve acımasız bir komutana:

“Barışmak için ne yapmak gerekir?” diye sordular…

“Önce savaşmak gerekir” dedi…

Evet…

Savaş, savaş hep savaş…

Barış ise ancak savaştan sonra ve geçici…

Neden böyle?..

Çünkü…

Bütün din kitapları

Bütün gelenekler

Bütün örf ve adetler, töreler şöyle emrediyor:

“Göze göz, dişe diş…”…

“Kısasa kısas…”…

Bu aptalca emirleri geri çevirebildiğimiz gün dünyada sadece “insanlar” yaşayacak…

Ve hem de…

Sürekli barış içinde yaşayacaklar…

İnsansılar ise çöplüklerine çekilecekler…

HÜSMEN SAVAŞTA…

Komutan, göğüs göğse ve bire bir yapılacak muharebe öncesi askerlerini topladı…

Heyecanlı bir nutuktan sonra:

“Haydi aslanlarım göreyim sizi…” dedi…

Hüsmen elini kaldırdı…

“Söyle” dedi komutan sert bir ifadeyle…

“Te be kumandanım derim ki ani; bana benim düşmanımı güsterseniz belkilim de ununla anlaşabilirim… Bülece ikimiz de ülmeyiz be ya…”

TEBRİKLER BE YAA…

Kırklarelispor Futbol Takımı, Türkiye Ziraat Kupasında önce Ankaragücü’nü eledi…

Süper lig takımıydı Ankaragücü

Sonra Gaziantep Futbol Kulübü’nü eledi…

O da Süper Lig takımıydı…

Üçüncü rakibi ise…

Son iki yılın ve hatta bu sezonun da en güçlü şampiyonluk adayı Başakşehirspor’du…

Onu da eledi benim hemşerilerim…

Ve ben mutluluktan havalardayım

Torunlarımla gurur duyuyorum…

Üç Süper Lig takımını da eleyerek adlarını çeyrek finale yazdırmış olduklarından dolayı hepsini gözlerinden öperek tebrik ediyorum…

HATIRLATAYIM İSTEDİM…

Canlarım benim…

Küresel ekonomi bütün
ülkelerin, içinde bir arada yaşamak zorunda oldukları bir tür kader gömleğidir…

Büyük ya da küçük ekonomi fark etmiyor…

Gömlek içindeki bir hareket diğerlerini de etkiliyor…

Ne alâka mı?..

Ekonomimizi yönetenler bu gerçeği bilmiyor gibiler de…

Hatırlatayım istedim…

Yazarlar

Çok ayıp ediyorsunuz…
Memduh Bayraktaroğlu