Ümit Zileli
18 Eylül 2020

”Çıtası sürekli yükselen vizyoner ülke: Türkiye”!..


AKP’li Cumhurbaşkanı, dün partisinin Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında açıklamalar yaptı…

Geleceğin de partisi, geleceğin de umudu olduklarını söyleyen Erdoğan şöyle konuştu:

Çıtayı sürekli daha yükseğe çıkardık, vizyon ortaya koyduk…

Güzel konuşmaydı doğrusu; mesela “demokrasi ve kalkınma eksiğini gidermeye çalıştıklarını” anlattığı bölümde epey duygulandım; ancak en çok şu kısmını beğendim:

Biz ülkemizi başkaları öyle istediği için değil milletimiz layık olduğu için hak ve özgürlükleri en geniş manada tesisi için çalışıyoruz. Milletimizi her alanda kalkındırmaya devam edeceğiz…

AKP’li Cumhurbaşkanı, Devlet Övünç Madalyası Töreni’nde de şu cümleyi sarf etti:

Eski Türkiye artık tamamen geride kalmıştır…

Ben de bu, insana umut, vizyon, gurur aşılayan konuşmaların ardından “Yeni Türkiye’nin bir günü” içerikli bir yazı yazayım bari düşüncesiyle “bugün neler oldu?” diye haberleri taradım; tabii haber çok, fışkırıyor maşallah, mecburen seçim yaptım, işte sizler için seçtiğim “mutlu, müreffeh, demokratik” ülkemizden haberler…

Yavaş ve sakin okuyun, “mutluluk fazla gelmesin maazallah”!

Sendikacı haşlayan Cumhurbaşkanı!

İlk haber yine AKP’li Cumhurbaşkanı ile ilgili…

OdaTV’de yayınlanan habere göre iktidara yakınlığı ile bilinen Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Hak-İş) içerisinde yaşanan krizde Cumhurbaşkanı Erdoğan da devreye girdi.

Bir süredir Hak-İş’e bağlı Hizmet-İş ile Öz Büro-İş arasında yaşanan kriz tepkilere neden olmuştu… Konuya çözüm bulunamayınca devreye Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk girdi. Konfederasyon Başkanı Mahmut Arslan’ı makamında ziyaret etti. Hak-İş yönetiminin Bakan’a kum saati hediye etmesi dikkat çekti! Bu duruma çok içerleyen Bakan Hanımefendinin babası, eski bakan Atilla Koç da “tehdit” olarak nitelediği bu durumu Cumhurbaşkanı’na şikayet etti.

Habere göre, bunun ardından Cumhurbaşkanı, Mahmut Arslan’ı acil olarak Saray’a çağırdı. İddiaya göre Cumhurbaşkanı, Arslan’ı epey kızgın ses tonuyla uyardı ve yaşanan olayların çalışma hayatına ve hükümete zarar verdiğini söyledi…

Çok şaşırdığımı belirtmeliyim; Hak-İş haberimiz olmadan Cumhurbaşkanlığı’na mı bağlanmıştı, konfederasyonun iç işlerine en tepedeki isim hep böyle müdahale ediyor muydu, koca konfederasyonun başkanı bu durumu nasıl içine sindirebilmişti? Bu soruların yanıtı yok maalesef haberde! Ancak, şöyle düşündüm:

Acaba dünyanın “demokratik” olarak bilinen herhangi bir ülkesinde, mesela Almanya ya da Fransa’da cumhurbaşkanları bu tür meselelerle hemhal olur mu?

Yoksa bu yalnızca bizim “Yeni Türkiye” modelinde mi geçerli!..

Tüm kameralar Cumhurbaşkanlığı’na bağlanacak”!..

Son günlerin en çok konuşulan bakanı Süleyman Soylu son açıklamasıyla bir kez daha spotların altına giriverdi!..

Aksaray, Genç Mucitler Bilim ve Sanat Derneği tarafından yürütülen “Gelecek Evinde Şekillenecek” projesinin online açılışına katılan Soylu, art arda müjdeler verdi. Mesela kimlik kartlarına ehliyet bilgilerinin ekleneceğini, bölece yurttaşların daha az kart taşıyacağını duyurdu.

Ama asıl bomba, “Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkez Başkanlığı” adıyla bir merkez kurulduğunu açıklamasıydı; birkaç ay içinde çalışmalarına başlayacak bu merkez ne yapacaktı peki? Onu da şöyle açıkladı Soylu:

Türkiye’nin bütün lokasyonlarını, bütün kameralarını, asayişini ve trafiğini bağladığınız ve hakikaten buradan da Cumhurbaşkanlığı’ndaki ilgili birime aktarabileceğimiz olağanüstü bir mekanizmayı ortaya koyuyoruz…

George Orwell, 1950’lerin başında yazdığı “1984” kitabında ileriki zamanlarda bir ülkenin teknolojik yeniliklerle kontrol altına alınmasını şu sözlerle anlatmıştı:

Big brother is watching you-Büyük birader sizi izliyor!

Filmi bile yapılmış çok ilgi çekmişti! Demek ki o tadı taşıyan gelişmeler bekliyor Türk milletini, ne güzel, ne yaratıcı…

“İhanet oluşumu TTB” ve “Bu ayıp bize yeter”!

İki güzel haberle noktalıyorum…

İktidarın küçük ortağı MHP’nin lideri Devlet Bahçeli, Türk Tabipler Birliği’nin derhal kapatılmasını, yöneticilerinin de yargılanmasını istedi! Bahçeli, son derece sert ithamlar hatta “ihanet” gibi hazmı zor sözcüklerle niçin yüklenmişti TTB’ye acaba? Kendi sözcükleriyle anlatsın:

TTB isimli ihanet oluşumu sözde artan vakalara, hayatını kaybeden insanlarımıza ve sağlık çalışanlarımıza dikkat çekmek amacıyla siyah kurdela takacakmış. Bu teşebbüs zehirli ve zillet bir komplodur…

Bu açıklamadan kısa bir süre sonra Bahçeli’nin sözünü ettiği “kurdela eylemi” yapıldı; kimsenin zehirlendiğini, zillete uğradığını filan da görmedim, duymadım!..

Çoklu Baro meselesine artık aşinasınızdır sanırım. Artık 5 bini aşkın avukatın olduğu kentlerde 2 bin imzayla baro kurulabilecekti…

Ama olmadı!

İktidar yanlısı avukatlar bir türlü 2 bin sayısını toparlayamadılar!

Bu tıkanış, iktidar yandaşı Selman Öğüt’ü çok öfkelendirdi. Öğüt hayal kırıklığını şöyle ortaya koydu:

İstanbul’da 50 bine yakın avukat var. Baro kuralım dedik, aylardır 2 bin imza toplanamadı. Bu bize ayıp olarak yeter. Her şeyi Erdoğan’dan beklemek gibi bir hastalık var bizim cenahta. Parti ne yapar? STK’lar ne işe yarar? Soran yok!

Bir mesajda, bu yasanın niçin çıkarıldığı, amacın ne olduğu, Cumhurbaşkanı’nı da işin içine katarak bundan daha güzel anlatılamazdı. Çok şık bir itiraf olmuş doğrusu!..

Yeni Türkiye’den bir gün portresi, nasıl? Beğendiniz umarım!..

Yazarlar

”Çıtası sürekli yükselen vizyoner ülke: Türkiye”!..
Ümit Zileli