Hüsnü Mahalli
3 Şubat 2021

Çim makinası 


CHP’de sular durulmuyor.

Durum böyle olunca, yandaş medya bayram ediyor.

Öncesi de var ama gelin şamatanın son perdelerine bakalım.

Önce Öztürk Yılmaz CHP’den ayrılarak Yenilik Partisi’ni kurdu.

Yılmaz; 9 Haziran 2014’te Musul’u işgal eden IŞİD tarafından esir alınmış ve yapılan pazarlıklar sonucunda serbest bırakılmıştı.

AKP’ye gireceği beklenilirken Kasım 2015 seçimlerinde CHP adayı olarak meclise girdi ve ‘Dış Politikadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı’ yapıldı.

NEDEN?

Genel Başkan Kılıçdaroğlu’na karşı tavır alınca yandaş televizyonların gözdesi oldu, o da ağzına geleni söyledi.

Sonra Muharrem İnce olayı yaşandı.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP’den aday gösterilen İnce, seçimlerden kısa bir süre sonra Kılıçdaroğlu ve ekibine baş kaldırdı ve yakında parti kuracağını açıkladı.

O da kısa süre içinde yandaş televizyonların gözdesi oldu.

İnce; CHP yönetimine isyanını resmen açıklayınca, üç vekil CHP’den istifa etti. Yandaş medya istifa edenlerin basın toplantısına ve Muharrem İnce’nin haberlerine özel ilgi gösterdi, gösteriyor.

NEDEN?

Son örnek Mustafa Sarıgül.

Son yerel seçimlerde aday gösterilmeyince, o da CHP’ye kızdı. Sonra da gidip yeni parti kurdu:

Türkiye Değişim Partisi.

Kendi arabasında mırıldandığı ilginç türkü ve şarkılarla sosyal medyada gündem olan Sarıgül’ün geçmişini merak edenler bir tıklamayla her şeyi öğrenebilir.

Yandaş medya Sarıgül’ü de çok seviyor.

Peki görevde oldukları dönemlerde bu üç isme sürekli saldıran yandaş medya, şimdi neden her üçünü çok seviyor?

Yandaş medya bu üç kişi üzerinden CHP’yi hırpalamak peşinde.

CHP’ye saldıran iktidar ve yandaş medyanın esas hedefinde CUMHURİYET var.

Sözünü ettiğim üç kişi, bu saldırının malzemesi yapılıyor.

NEDEN?

Bizim bilmediğimiz başka bir neden yoksa siyasal hırs nasıl oluyor da insanları bu hale getiriyor?

CHP, Muharrem İnce’yi Cumhurbaşkanlığına aday gösterdi ama tüm çabalara rağmen kazanamadı.

Kimin suçlu olduğu artık hiç önemli değil.

İnce kazanamadı ama İmamoğlu İstanbul’da, Mansur Yavaş Ankara’da ve başkaları başka yerde kazandı.

Hem de CHP, İYİ Parti, HDP ve AKP’den bıkan milyonlarca vatandaşın oylarıyla.

Biraz sezi ve az telepatiyle Yılmaz, Sarıgül ve İnce’nin hiç şansı yok.

AKP’nin tam da köşeye sıkıştığı ve iktidardan düşürülme olasılıklarının arttığı bir dönemde oyunun farkında olan hiçbir CHP’li gidip de yeni kurulan partilere oy vermez. Çünkü bu oylar Erdoğan’ın işine yarayacak.

Elbette Kılıçdaroğlu’nun politikalarından hoşnut olmayanlar olabilir ve vardır.

Bir vatandaş olarak ben de çoğu zaman bu politikaları en ağır biçimde eleştirdim.

Örneğin 2015 seçimleri sonrasında Davutoğlu ile yapılan “istikşafi görüşmeler” sırasında, Nisan referandumunda kullanılan mühürsüz oy pusulası ve zarflar konusunda ve referandum sonrasında Erdoğan’ın devleti ele geçirme çabalarına seyirci kalmasına…

Daha önemlisi parti içinde o denli değerli insan varken, dışardan birilerini alıp meclise sokmasına.

Elbette CHP’de olduğu gibi İYİ Parti’de ve diğerlerinde sorunlar olabilir.

İktidar’ın Saadet’i bölme çabasını hep birlikte izliyoruz.

Kendi lideri Rahmetli Erbakan’a isyan bayrağı çekerek, AKP’yi kuran Erdoğan daha sonra HAS Parti lideri Numan Kurtulmuş’u, DP lideri Süleyman Soylu’yu ve en ilginç yapısıyla Devlet Bahçeli’yi nasıl yanına çektiğini herkes biliyor. Sırada Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan var.

Gelelim yandaş medyaya.

CHP’den ayrılan Yılmaz, Sarıgül ve İnce’yi çok seven yandaşlar, AKP’den ayrılan partinin kurucularına saldırıp duruyor.

Başta Abdullah Gül, Abdüllatif Şener ve son olarak Davutoğlu ve Babacan.

Onlar da Yılmaz, Sarıgül ve İnce gibi ayrıldıkları partinin liderine ağır eleştirilerde bulunuyorlar.

Ayrılmak ve eleştirmek demokrasinin gereği olduğuna göre o zaman hepsine eşit davranmak gerek.

Ama imkansız.

Erdoğan kendi belediye başkanlarının bazılarını yolsuzluk nedeniyle attığında yandaş medya oralı olmamıştı.

Bazıları FETÖ’cü olarak suçlanmıştı yandaş medya yine sesini çıkarmamıştı.

Daha neler neler oldu ve oluyor ama yandaş medyanın ilgisi bambaşka.

NEDEN?

Çünkü yandaşların büyük bölümü eski FETÖ’cü.

Suçluluk kompleksi içindeler.

Kendi geçmişlerini örtbas etmek için sürekli bağırmak zorundalar.

En yüksek sesle.

En az 100 desibel.

Aralıksız çalışan çim makinesi gibi!

Yazarlar

Çim makinası 
Hüsnü Mahalli