Barış Yarkadaş
2 Mayıs 2022

CHP’lileri rahatlatan karar…


DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan “Partimiz seçimlere kendi adı sanı ve şanıyla katılacaktır” diye açıklama yapınca, bu durumu değerlendiren bir twit yazdım. Twitimde ise şu ifadeyi kullandım: “Ali Babacan ve DEVA’nın aldığı karar, CHP seçmenini büyük bir yükten kurtardı.”

CHP TABANI NE BEKLİYOR?

Bu yorumumun yer aldığı twit, 4 günde tam 4 milyon kişi tarafından okundu. Twitin altına yüzlerce yorum yazıldı. Yorum yapanların çoğu görüşlerime katıldığını ifade ediyor, aynı tavrı Gelecek Partisi, Demokrat Parti ve Saadet Partisi’nden beklediklerini de ifade ediyordu. Zira; çoğu CHP’li olan yorumcular, “CHP de seçime sadece kendi listesi ve kadrolarıyla girmelidir” diyordu.

BABACAN’IN KARARINA DESTEK

Bu bakış açısının, sadece sosyal medya kullanıcılarında değil, CHP tabanının neredeyse tamamında hakim olduğunu hayatın içinde gözlemleme şansı buldum. 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlamak için gittiğim Maltepe Sahili’nde, CHP örgütünün emektarları ile sohbet ederken, farklı bakış açılarını görme şansına kavuştum.

AKP iktidarının çıkardığı tüm zorluklara rağmen İstanbul’un en uzak köşelerinden Maltepe Sahili’ne gelebilmeyi başaran CHP’lilerle yaklaşık 4.5 saat boyunca fikir alışverişi yaptık. Konuştuğum parti emektarlarının tamamı, Ali Babacan’ın seçimlere partisinin logosuyla girmesinin kendilerini rahatlattığını ifade etti.

Bazı CHP’liler ise “Gelecek Partisi de aynı tavrı koymalı. Herkes kendi ismiyle seçime girmeli” ifadesini kullandı. Sohbete katılan bir parti emekçisi ise “Babacan en doğrusunu yaptı. Biz Ahmet Davutoğlu ya da Ali Babacan’ın olduğu listelere nasıl oy verecektik?” sorusunu yöneltti.

EN İYİ ÖĞRETMEN HALKTIR

Hep söylüyorum; siyaseti Ankara’da masa başında dizayn edebileceğini sananlar, hayatın içine girmeli ve oy verecek milyonlarca insanın nabzını tutmalıdır. Aynısı gazeteciler için de geçerlidir. En iyi öğretmen halktır! Halk, her şeyi görür, izler, yorum yapar ve ona göre bir tercihte bulunur. Sizin masa başı siyasi hesaplarınız, halkın nabzını tutamadığınız için çoğu zaman hüsranla sonuçlanır.

CHP’liler o konuşmayı beğenmemiş…

TV yayınlarına çıkmadan önce, toplumun değişik kesimlerindeki insanları arar, düşüncelerini alır ve nabzı tutmaya çalışırım. Cumartesi gecesi TV 100’deki yayına katılmadan önce de aynı yöntemi uyguladım. CHP tabanında siyaset yapan dostlarımı arayıp Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Ya bana katılın ya da önümden çekilin” başlıklı konuşmasının nasıl bir etki yarattığını sordum. Edindiğim izlenim, konuşmanın beğenilmediği hatta birçok CHP’lide “burukluk ve kırgınlık yarattığı” yönündeydi. Bu görüşlerimi yayında da anlattım.

1 MAYIS ALANINDA DA SORDUM

1 Mayıs kutlamalarında sohbet etiğim CHP’lilerle bu konuyu da konuştuk. Yakasında rozet, elinde CHP bayrağı bulunan parti emektarları, özetle şöyle konuştular: “Bu konuşmayı hiç beğenmedik. Sayın genel başkanın medya – propaganda ekibi kendisine sürekli hata yaptırıyor. Helalleşme diye bir şey tutturdular, olmadı…Kimse destek vermedi. MEB’in ESK’nın önüne gittiler, içeri giremediler… Şimdi de ‘Çekilin’ diyorlar. Kime diyorlar, kime rest çekiyorlar anlamadık… Bu konuşmaların kime ne faydası var? Biz bu konuşmaları duyunca üzülüyoruz…”

Bazı CHP’liler ise ‘Çekilin’ başlıklı konuşma için ‘Bu yeni bir tıpış tıpış oy vereceksiniz vakasıdır’ benzetmesi yaptılar ve Ekmeleddin İhsanoğlu’nun seçimde uğradığı hüsranı hatırlattılar!

NET TAVIR BEKLENİYOR

Sohbet ettiğimiz kimi partililer cumhurbaşkanı adayının bir türlü açıklanmamasını yanlış bulduğunu, kimi ise yeni adıyla ‘Altılı Masa’nın sık sık toplanmasına rağmen herhangi bir karar almamasının bu oluşuma yönelik ilgiyi azalttığını söylüyordu.

ANKARA, HALKTAN KOPMUŞ…

Belli ki; CHP tabanı ile CHP Genel Merkezi arasındaki duygu ve düşünce makası git gide açılıyor. Kılıçdaroğlu belki iyi niyetle hareket edip parti tabanına kararlılık görüntüsü vermek istiyor. Ancak kullandığı üslup hiç beklemediği sonuçlara yol açıyor. Hoş bunları artık kendisine söyleyebilecek kimse de kalmadığı için, attığı adımların hangi sonuçları yarattığını görme şansı da bulunmuyor.

Keşke CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yanına hiçbir çalışma arkadaşını almadan 1 Mayıs alanına gelse; Esenyurt, Beylikdüzü, Tuzla, Küçükçekmece ve daha birçok ilçeden gelen partilileriyle sohbet etseydi. Emin olun, o sohbet Kılıçdaroğlu’nun ufkunu değiştirir, adaylık konusunda birkaç kez daha düşünür; attığı adımların ve kullandığı üslubun nasıl bir algı yarattığını test etme şansı sunardı.

‘Cebimdeki son parayla buraya geldim’

CHP’lilerle sadece parti içi meseleleri değil ülke gündemini de konuştuk tabii ki… Emekli bir partili, günün anısını yaşatmak için fotoğraf çektirirken kulağıma eğildi ve “Barış Bey, cebimdeki son parayla buraya geldim. Yarın Şeker Bayramı ve ben torunuma hiçbir şey alamadım” dedi.

Doğrusu ne diyeceğimi bilemedim…

Bir başka partili ise asgari ücretle çalıştığını belirterek “Ne olur TV’lerde daha çok konuşun, daha çok yazın… Biliyorum konuşabileceğiniz fazla TV de kalmadı ama ne olur daha çok anlatmaya çalışın. Açlık ve yoksulluk her yeri sardı” dedi.

1 Mayıs alanının temel konusu git gide artan açlık, yoksulluk, işsizlik ve umutsuzluktu… Konuştuğum insanlar ise tutunacak bir dal arıyordu.

Yazarlar

CHP’lileri rahatlatan karar…
Barış Yarkadaş