Memduh Bayraktaroğlu
16 Aralık 2020

Cem Yılmaz’dan en çok güldüklerimin başında sayın genel başkan gelir…


Komedi başka bir şeydir…

Mizah başka bir şey…

Komedi sadece güldürür

İlle de sözlü olması şart değildir…

Hatta…

İnsanlar hareket komedilerine daha çok gülerler…

Mizah ise…

Önce güldürür…

Sonra düşündürür…

Hemen takiben gülümseme buruklaşır…

“Güleriz ağlanacak halimize” atasözüne kaynak oluşturur…

Siyasetçilerimizden en çok Erdoğan’a gülerim…

Erdoğan’ın komikliğinde bir saflık vardır…

Komikliği üreten değil de…

Üretilmiş komediyi oynayan gibidir Erdoğan…

Oynadığı komediler genellikle oximorondur…

Mesela…

Ekonominin küçülerek nasıl büyüdüğünü Erdoğan’dan daha güzel kimse anlatamaz…

Keza…

Faiz oranları düşerken, mal ve hizmet fiyatlarının neden arttığını da hiç kimse ondan daha ikna edici şekilde ifade edemez…

Ve yine mesela…

Bir yandan işsizlerin sayısı hızla artarken…

Aynı zamanda istihdamın da nasıl artmış olabileceğini…

Onun kadar veciz bir tarzda anlatan yoktur…

Sözün özü…

Cem Yılmaz’dan sonra en çok güldüklerimin başında gelir AKP’nin Sayın Genel Başkanı…

BAHÇELİ BENİM FERNANDEL’İMDİR…

Devlet Bahçeli için gülmek, “karizmayı çizdirmek” demektir…

Çünkü…

Genel başkanlığını yaptığı siyasi harekete göre sadece “karılar güler…”

Erkek adama yakışmaz gülmek…

Bilhassa salı günleri benim eğlence günümdür…

Hele o, bağırırken yüzüne gelen sevimli kızarıklık ve öfkeden gelen gerginlik güzelliği

Hele hele matematik hesapları…

Ya şifreleri?..

Temel’in şifreleri, Bahçeli’nin şifreleri yanında Yeşilçam melodramları gibi kalır…

Bugün söyledikleriyle dün söyledikleri arasındaki yaman çelişki mi?..

Yok, hayır…

Onlara gülmem…

Gülemem…

Aksine…

Çok kutsal bellediğim…

İnsana, insanlığa hizmet mesleği olarak kabul ettiğim siyaset adına içim yanar…

Hasılı…

Devlet Bahçeli benim Fernandel’imdir…

AHMET HAKAN’A NİÇİN GÜLERİM…

Hürriyet ve CNNTÜRK’ün “olmazsa olmazı” Ahmet’e gülerim…

Hayır…

Komik olduğu için değil…

Kendimi, Moliere’in Kibarlık Budalası’nın ünlü kahramanı Mösyö Jourdain gibi hissetmeme sebep olduğu için…

Ahmet’i okurken, aslında ne çok şey bildiğimi düşünür böbürlenirim mesela…

Yine mesela…

Ahmet’in yazdıklarını okurken ilk satır yeter benim için…

Bilirim ki birkaç satır sonra Ahmet ya “ama” diyecektir…

Ya da “ancak…”.

Veya “fakat…”.

Ve…

Eğer övgüyle başlamışsa, sövgüyle sürdürecektir yazısını…

Sövgüyle başladıysa, övgüyle bitirecektir…

Gazete, Demirören Ailesi’ne geçtikten sonra muhalifleri önce övüp sonra sövüyor

İktidar partisinden olanları ise, önce kırıp dökmeden eleştiriyor sonra övüyor…

Hele var ya o CNNTÜRK’te Berat’ımızı konuk ettiği geceki hali…

Gözlerimin önüne geldikçe katılıyorum gülerken…

“Bu doların hali ne olacak?” mealinde bir soruyla ne güzel de sıkıştırmıştı Bakan Bey’i…

Fazla sıkıştırmış olmalıydı ki…

Sevgili Berat, “Dolarla mı alıyorsunuz maaşınızı?” diye karşı soruyla hamle yaptığında nasıl da utanmıştı…

O gülümsemesi yok mu gülümsemesi…

Biraz ıkındıktan sonra altına kaçıran küçük çocukların gülümsemesi kadar mahcuptu…

BÜLENT TURAN BENİMLE FATİH ALTAYLI’NIN KARIŞIMI AMA DAHA HIZLI OLANIMIZDIR…

Sevgili hemşerim Çanakkaleli Bülent

Canım benim…

Hele son zamanlarda bir de sakal koyuvermesin mi?..

Nasıl da nurlandı yüzü…

Cübbeli Ahmet’in, sakalı kısa kesilmiş ve fakat ondan 5 kat daha hızlı ve akıcı konuşanı

“Konuşanı” dedim de aklıma geldi…

Kendimi de necip Türk yazarlarından biri olarak kabul edersem eğer…

Bülent kardeşimi, Fatih Altaylı ile benim karışımım gibi görürüm…

Tabii ki biz onun kadar komik olamayız…

Elbette Fatih’le benim konuşma hızımız…

2021 model bir yarış otomobiline benzettiğim Bülent’in konuşmasının yanında 1903 model Ford kadar hızlıdır ama…

Biz de fena sayılmayız…

Sevgili Bülent…

Yakın zamana kadar ben senden çok daha hızlı konuşuyordum…

Değerli sanatçımız Kazım Akşar’dan ders alınca biraz yavaşladım…

Sana da bir tüyo vereyim…

Konuşurken alt ve üst dudağın mutlaka birbirlerini öpsün Bülent…

Dene bak…

Sen de yavaşlayacaksın…

SELVİ BOYLUM ÇOK TATLI BİR KOMİKTİR…

Abdülkadir Selvi, medyamızın Bahçeli’sidir…

Olağanüstü karmaşık bir analiz yeteneği vardır…

Oysa…

Tipine baktığınızda hiç komik değildir…

Ama…

Yazılarını okuduğumda yeni köy gelini gibi kıkırdarım…

Geçenlerde…

Bir kamuoyu araştırma şirketinin bulduğu sonuca göre her 100 kişiden 53’ü aşı yaptıracakmış…

Selvi bu sonucu şöyle yorumladı:

“Bu oran muhtemel seçimleri daha ilk turda Erdoğan’ kazanacağının göstergesidir…”.

Gül Allah gül bir hal olmuştum…

Videolarımı bile çekememiştim o gün…

GÜLEMEM AĞLANACAK HALİMİZE…

Yılmaz Özdil’e gülüp gülmediğim sorulur bazen…

Hayır…

Yılmaz beni güldürmez…

Aksine…

Onu dinlerken…

Ya da köşesini okurken…

Dudaklarıma yayılan gülümseme bir anda…

Hüzünlü bir bükülmeye dönüşür…

Yüreğim yanar…

İçim acır…

Güzel ülkemin…

Güzel insanlarının içinde bulundukları bu durumu hak etmek için…

Nasıl bir günah işlediğini düşünürüm…

Yani…

Gülemem ağlanacak halimize…

Yazarlar

Cem Yılmaz’dan en çok güldüklerimin başında sayın genel başkan gelir…
Memduh Bayraktaroğlu