Gürkan Hacır
9 Ekim 2021

CASUS!


New York Times, Cia yetkililerinin, geçtiğimiz hafta CIA’nın yurt dışı istasyonlarına yolladığı bir bilgi notuna ulaştı.

Bilgi notunda, Rusya, Çin, İran ve Pakistan gibi ülkelerin CIA muhbirlerini avladığı ve bazılarını ise ikili çalıştırıldığını ileri sürdü.

İşin komik tarafı Cia bunun daha yeni farkına varmış…

İyi mi?

Adamların ajanlarını devşirmişler haberleri yok…

★★★

Bu haberi okuyunca aklıma Menaşe geldi…

Kod adı Menaşe…

★★★

Gerçek adı Eli Cohen’di.

1924’de doğdu.

Mısır’da…

Adından anlaşılacağı üzere bir Yahudi ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmişti.

Mayıs 1960’da İsrail gizli servisine bağlı “birim 188”e alındı.

Ardından tekrar Mısır’a döndü.

1961’de ‘Kemal Amin Thabit’ sahte kimliğiyle Suriye kökenli bir Arjantinli olarak Buenos Aires’e uçtu.

Arjantin’de Arap iş adamları çevresine girdi. Kusursuz Arapçası’yla, orada yeni kimliğine tam olarak nüfuz etmek amacındaydı.

★★★

Eli Cohen, 1962’de casus olarak Suriye’ye gönderildi.

Kod adı Menaşe’ydi.

Suriye’de elde ettiği tüm bilgileri telsiz şifresiyle Tel-Aviv’e geçiyordu. Artık her akşam onun için tehlikeli ama bir o kadar da eğlenceli bir iş başlamıştı. Tüm gece boyu elde ettiği istihbarat notlarını telsiz şifresiyle Mossad’daki arkadaşlarına geçiyordu.

Hatta bu işi öyle abartmıştı ki, istihbarat değeri taşımayan günlük olayları da ayrıntılarıyla anlatıyordu.

Arkadaşları bunun rahat tavrından tedirgindiler.

Cohen daha uzun istihbarat notlarını ise görünmez mürekkeple kaleme alıyor daha sonra onları rulo halinde Fransa’daki Mossad merkezine gönderiyordu.

Mikrofilmleri ise hediyelik tavlanın içindeki sedef kakmaların altına yerleştiriyordu.

★★★

Suriye’nin orta yeri Şam’da bir Mossad ajanı kelimenin tam anlamıyla cirit atıyordu.

Eli Cohen 1962 yılında tatile çıktı ve Avrupa üzerinden Tel Aviv’e gitti. Mossad şeflerinden Suriye Silahlı Kuvvetleri ve siyaseti hakkında eğitim aldı.

1963’de Baasçılar Suriye’de yönetimi ele geçirince Eli Cohen’in önemi daha fazla arttı.

Cohen artan önemiyle birlikte telsizi telefon gibi kullanmaya başlamıştı. Tel Aviv’in öğlen sorduğu bir soruyu öğleden sonra hemen cevaplıyordu.

★★★

Suriye Genel kurmayı BAE (Birleşik Arap Emirlikleri) Genelkurmay Başkanı’na bir gezi düzenlemişti.

Golan tepeleri ve buradaki askeri tesisler gezdirilecekti. Eli Cohen de bu resmi gezide kendisine yer bulmuştu. Cohen’in asıl kritik önemi Golan tepelerine yaptığı gezide ortaya çıktı. Bütün Suriye mevzilerini avucunun içi gibi ezberlemişti.

Suriye mevzilerinin ayrıntılı krokisi aynı akşam İsrail’in elindeydi.

★★★

Ancak Eli Cohen bir casusun yapmaması gereken bir hatayı aynı gezide yapmıştı. Kendine o kadar güveniyordu ki, Genel kurmay başkanlarıyla beraber hatıra fotoğrafı çektirmişti.

O fotoğrafı gazetede gören Mısır’dan bir okul arkadaşının “aaa bu bizim okulda okuyan Yahudi çocuk” sözleri Cohen için sonun başlangıcı oldu.

Suriye istihbaratı hemen harekete geçti.

Telsiz şifrelerinin Eli’nin evinin bölgesinden yoğunlaştığı ortaya çıktı. Ve Cohen’in evine baskın yapıldı. Baskın yapıldığı sırada Eli Cohen halen Mossad’a mesaj geçmekle meşguldü. Son mesajını da atmayı ihmal etmedi.

“Galiba yakalandım.”

★★★

18 Mayıs 1965’de bir İsrail ajanı olarak cirit attığı Şam Meydanı’nda bu kez onu darağacı bekliyordu. Fransa başta olmak üzere batılı bir çok ülkenin araya girme çabaları sonuç vermedi.

İdam edildi.

İşin komik tarafıysa şuydu.

Suriye Eli Cohen’in telsiz mesajlarını ele geçirmesine rağmen Golan tepelerindeki mevziilerinin yerini değiştirmek aklına gelmemişti. Ve 1967’deki ünlü 6 gün savaşlarında İsrail eliyle koymuş gibi Suriye mevzilerini bombayla yerle bir etti.

Ve savaşı kesin hakimiyetiyle bitirdi.

★★★

Nasıl hikaye ama…

★★★

“Da vinci’nin Şifresi”ni bilirsiniz…

Kutsal kasenin peşinde aksiyondan aksiyona savrulan ünlü roman…

Dünyada milyonlarca sattı.

Filmi çevrildi…

O da milyonlarca izlendi…

★★★

Eli Cohen’in hikayesini yazarken aklıma o kitabın yazarı Dan Brown gelmişti.

İçimden dedim ki…

Dan Brown’un yıllardır peşine düştüğü ‘kutsal kase’ bizim Ortadoğu’da sadece hamam tası olur…

 

Yazarlar

CASUS!
Gürkan Hacır