Hüsnü Mahalli
23 Eylül 2020

Çaresi olmalı


Karşılıklı ve alışageldiğimiz küçük sataşmaların dışında Yunanistan’la ilişkilerde sakin bir döneme girilmiş gibi.

ABD’nin tehditleri ve NATO ile Almanya’nın arabuluculuğu sayesinde.

Görünürde AB’nin yaptırım tehditleri işe yaramış görünüyor.

Almanya “Türkiye’nin şahlanışını kıskanıyor” ama olsun!

Daha önce de yazmıştım ve YouTube kanalımızda anlatmıştım:

Batı; Türkiye’nin Ege ve Kıbrıs konularında ileri gitmesine izin vermez.

Çünkü Yunanistan bir Arap ülkesi değil halkı da Hıristiyan.

Batı; Arap ve Müslüman ülke ve halklarını birbirine kırdırmaktan hoşlanır çünkü o iş iktidardaki yönetimlerden dolayı çok kolay.

Anlayacağınız “Gidelim Ege adalarını ve Kıbrıs’ın geri kalanını alalım” diye halka gaz veren yandaş medya şimdilik suspus.

Bu da normal çünkü adamların her şeyi palavra.

Talimatla iş yaptıkları için AKP çaresiz kalınca onlar da çuvallıyor.

Zavallı medya şimdi de kafayı KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya takmış.

Meğer “Akıncı Türkiye düşmanı, Rumlar’la İngilizlerin adamı”!

Zaten KKTC’de Ankara’ya karşı olan herkes öyle!

Daha doğrusu AKP’nin KKTC’deki projesine karşı olan herkes öyle.

Türkiye’de olduğu gibi AKP; KKTC’yi devlet ve toplum olarak İslamlaştırmaya çalışıyor.

AKP’nin bu projesine karşı olan Kıbrıslı ve 1974 sonrasında Türkiye’den Kıbrıs’a gidip “Kıbrıslaşanlar” Akıncı’yı destekliyor.

AKP 11 Ekim’de yapılacak seçimleri etkilemek için var gücüyle çalışıyor.

Kıbrıs gazı sonraki hikaye.

ABD, Rusya, Fransa ve adada iki üssü bulunan İngiltere işine bakıyor.

AKP’nin de işi zor.

Yalnızca Yunanistan ve Kıbrıs’dan dolayı ABD, AB ve NATO ile ilişkilerinde değil aynı zamanda Libya, Suriye ve yakında İsrail’le barışması beklenen müttefiği Katar’da.

AKP; muhalefetin, muhaliflerin ve muhalif geçinenlerin içinde bulunduğu durumdan dolayı içerde çok rahat.

Her gün karşılaştığımız ve yaşadığınız “gariplikler” başka bir ülkede olsaydı hükümet şimdiye kadar yüz kez istifa etmiş ya da istifa ettirilmiş olurdu.

Ama burası Türkiye olduğu için bırakın istifayı hükümet “hem suçlu hem de güçlü” modunda.

Adamlar hiç kimseye nefes aldırmıyor.

Neyse ki; Doların sürekli “tarihi rekor” kırmasına izin veriyorlar.

Oysa rekor kıran Dolar değil “tuş olan” Türk Lirası’dır.

Kimin umurunda!

Varsa yoksa dış politika hikayelerinin ajitasyon ve hamasi söylemleri.

Vatandaşın dini ve milli duygularını kolayca kabartan ve “tüm acılarını unutturan” ninniler.

Sonu fos çıksa da hatırlayan olmuyor.

Her konuda olduğu gibi.

Adamların bugün söyledikleriyle dün söyledikleri birbiriyle çelişir ama oy oranları (MHP ile birlikte) yine yüzde kırklarda.

Yüzde doksan beşi iktidarın kontrolündeki medyanın gücü sayesinde.

Amaç vasat kültürü toplumda egemen kılmaktır.

Vasat ya da lümpen kültürün örneklerine zaman zaman sosyal medyada hep birlikte tanık oluyoruz.

Bu örneklerin çoğalıp yaygınlaşmasıyla bu ülke bin takla atsa da yine de “muasır medeniyetler seviyesine” çıkamaz.

ÇIKAMAZ.

Yoksulluk, cehalet ve dini bağnazlıkların yani tarikat ve benzeri oluşumların toplumları ve dolayısıyla ülkeleri götüreceği yer bellidir.

Durum çok vahim.

Hem de çok.

Her alanda ve her konuda.

“Her şeyin çözümü demokrasi” diyeceğim ama boşuna.

AKP iktidarının demokrasiyle yakından uzaktan ilgisi yok ve bundan sonra da olmayacak.

Buna da sosyoloji ve siyaset biliminde saplantı denir.

Bizdeki de “ideolojik”.

Oysa kurulmadan önce AKP’liler Erbakan Hoca’nın “tek adamlığından” şikayet ederdi.

AKP ayrıca o dönem var olan siyaset-asker düzeninden şikayet ederdi.

Geldiğimiz noktada AKP’nin kendisi şikayet edilen düzen haline gelmiştir.

AKP demek Erdoğan demektir.

Erdoğan’la birlikte AKP’yi kuranların ezici çoğunluğu bugün Erdoğan’a karşı.

Bir zamanlar Erdoğan’a karşı ya da Erdoğan’a söylemediğini bırakmayan politikacı ve gazeteciler bugün Erdoğan’ın yanında hatta onun tetikçiliğini yapıyor.

Ağırlıklı olarak eski FETÖ’cüler.

Yalnızca bu konu kendi başına her şeyi açıklar.

Açıklar ama işe yaramaz.

MHP lideri Bahçeli olayında olduğu gibi.

AKP hiçbir konuda geri adım atmayacaktır.

Attırabilen varsa buyursun attırsın.

Bu iş “kınamak, eleştirmek ve protesto etmekle” olmuyor.

Muhalefet ve muhalifler; başka türden mücadele yöntemleri bulup yaşama geçirmelidirler.

Hemen şimdi.

Yazarlar

Çaresi olmalı
Hüsnü Mahalli