Canlı canlı, sıcacık para yok…

Şu lanet virüs bize neler öğretiyor neler…

Devleti bile yeniden tanımlayıp yeniden tanıyacak gibiyiz…

Benim kuşağımın tanıdığı ya da benim kuşağıma tanıtılan devlet, “otoriter” devletti…

Kanımızdı, feda olacak canımızdı…

Ve…

Biz yurttaşların, o devlete karşı sadece sorumlulukları vardı…

Koronavirüs salgınıyla birlikte, güçlü ve modern devletler bütün dünyaya, yeni devletin aynı zamanda yurttaşların hak talep edecekleri

Kendilerine karşı sorumluluklarını da yerine getirmesini isteyecekleri bir devletin daha olduğunu gösterdi…

Evet…

Thomas Hobbes Leviathan’da, insanların özgürlüklerinin tadını çıkarabilmek ve emniyet içinde yaşayabilmek için devlete ihtiyaçları olduğunu öğretmişti…

Ama…

Aynı Hobbes, özgürlüklerin devlet ve onu sahiplenmiş bir avuç elit tarafından verilen bir hak olmadığına da dikkat çekmişti…

Halk özgürlüklerini bizzat ve gerektiğinde mücadele ederek elde etmeliydi…

Thomas Hobbes bunları yazıp söylediğinde henüz 17. Yüzyıldı…

Ve…

Halklar halen, özgürlüklerin devlet tarafından verilen bir hak olduğuna ve haliyle…

Hakkı verenin bu hakları yasalar koyma yetkisiyle destekleyerek denetim altına almak hakkına sahip olduğunu da kabul ediyorlar…

Bilhassa geri kalmış ya da geri kalmakta ısrarlı ve kararlı ülkelerin (devletlerin) halkları bu sorumluluğu yükleniyor, kabul ediyor ama devletin de kendilerine karşı sorumlulukları olduğunu unutuyorlardı…

Koronavirüs ise devletin de halkına karşı sorumlulukları olduğunu adeta gözlerimizin içine sokarak gösterdi…

Artık hemen herkes, yoksul milyonların bilhassa bu tür kriz dönemlerindeki taleplerini “Kaynağım yok” diyerek reddedecek bir devlet düşünemiyor…

Bakınız Amerika’ya…

Almanya’ya…

Fransa’ya…

Kanada’ya…

Devlet nasıl da sahip çıktı halkına…

ABD çocuklara 500, yetişkinlere 1500 dolarlık çekleri gönderdi bile…

Peki ya bizim devlet?..

Bizim devlet şimdilik sadece ufacık vaatlerde bulunuyor…

Ve fakat hiçbirinin içinde canlı canlı, sıcacık para yok…

Zaten oluşmayan veya oluşmuş olsa da ödenemeyecek vergilerin ve önceden yapılmış borçların ötelenmesi var…

Sözün özü…

Bektaşi’nin dediği gibi…

Rızkı verilmeden eline kimliği ve pasaportu verilmiş, ondan sonrası hiç düşünülmemiş milyonlarca yurttaş var…

RIZKINI VERMEDİKTEN SONRA…

Mevsim yaz, hava çok sıcak…

Bektaşi babası oturmuş bir derenin kenarına…

Önüne yığmış çamurları…

Onlara şekil vererek küçük çocuk heykelcikleri yapıp güneşe koyuyor kurusunlar diye…

Yanından geçen bir hoca merak edip yanına geliyor Bektaşi’nin…

“Ne yaparsın efendi?” diye soruyor…

Bektaşi çalışmasını sürdürerek cevap veriyor:

“Çamurdan insan yaparım…”. 

Hoca sinirleniyor…

“Bre münasebetsiz… Bre zındık… Bilmez misin ki insan yapmak da insan yaratmak da sadece Allah’a mahsustur…”  

Bektaşi istifini bile bozmadan elindeki çamurdan heykelciğe bakıyor: “Rızkını vermedikten sonra ben de onun gibi yap yap sal sokağa…”….

E HANİ İCRALAR DURDURULMUŞTU?..

Bir haber…

İletişim operatörü TURKCELL, hafta başında yasal takip işlemlerini yürüten tüm avukatlara “Tahsilat için müşterileri aramaya devam edin” talimatı gönderdi…

Diğerlerini bilmiyorum ama…

Bizim bölgemizin enerji iletim şirketi AYDEM de TURKCELL gibi…

Hem borcunu ödemeyen abonelerin elektriklerinin kesilmesi ve hem de icra takiplerinin devamı için yetkililerine de abonelerine de bilgi verdi…

İyi de…

Hani devlet, icra takiplerini nisan ayı sonuna kadar durdurmuştu?..

Aaaaahhh ahhh…

Sadece alan ve fakat vermeye bir türlü yanaşmayan devlet…

Ne fena…

Oysa devlet sadece vatandaşlarına karşı değil…

Vatandaşların ve kurumların, kendi aralarında birbirlerine karşı olan sorumluluklarının denetiminden de sorumludur…

TAM BİR FELAKET…

Haber BBC’den…

AKP ve MHP meclis gurupları tarafından hazırlanan yeni yargı paketi, infaz kolaylıkları getiriyor…

BBC’nin haberine göre pakette; uyuşturucu ve cinsel istismar suçlarına indirim var…

Ama…

Terör ve örgütlü suçlar kapsam dışı…

Silahlı terör eylemlerine katılmış kişilere infaz indirimi uygulanması elbette kabul edilemez ancak…

Bizim terörle mücadele yasalarımızda “Terör propagandası yapmak” ve bir de “Casusluk” şeklinde izafi iki suç tanımı da var ki…

Tam bir felaket…

Osman Kavala ve en son iki gazeteci Barış ve diğer kardeşlerimiz de işte o maddelerden yargılanacaklar büyük ihtimalle…

Ya da “Casusluk” suçlamasıyla…

Oysa casusluk açık ya da kapalı, bir başka devletin lehine yapılan bir eylemdir…

Yahuuuu…

Osman Kavala ve gazeteci kardeşlerim devlete ait hangi gizli bilgileri verdiler ki hem de tutuklu olarak yargılanıyorlar…

BBC aslında ve alenen bizim yasalarımızla da infaz paketiyle de kafa buluyor ama…

Gazetecilik ahlaklarında yorumlu başlık atmak olmadığı için çelişkili hükümleri yan yana koyup haber yapıyorlar…