Can çıkar huy değişmez

13 Kasım 2019

1 Ekim’de bu köşede Arjantin, Bolivya, Kolombiya ve Uruguay’da yapılan seçimlerde sol adayların zaferiyle Şili ve Brezilya’daki durumu anlatmıştım.
Trump hazretleri yazımı okumuş olacak ki önceki gün Bolivya’da dört dönemdir seçim kazanan Başkan Morales’e karşı darbe yaptırdı.
Bolivya hükümetinin son üç ayda tesbit ettiği sahte sosyal medya hesabı sayısı üç milyon civarındaydı.
Profesyonel CIA’cilerle birlikte kamuoyunu darbeye hazırlıyorlardı.
Görevleri farklı ama yapı olarak bizdeki trollere benziyorlar.
Venezuella’da başaramayan CIA Bolivya’da istediğini yaptı.
Oysa Morales emekçi halktan yana bir liderdi ve ABD’yle birlikte İsrail’e karşıydı.
Şimdi Trump’la birlikte Netanyahu da çok seviniyordur.
İçerde zor durumda olan Trump, CIA’nin darbeleriyle dışarda moral bulmaya çalışıyor.
Bazen de mektup ve tweetlerle idare ediyor.
Bazen de işleri ters gidiyor.
1 Ekim’deki yazımda Brezilya’yı anlatmıştım.
Yine CIA ve işbirlikçi sermaye Ekim 2018’de yapılan seçimlerde eski Başkan Lula’nın seçime katılmasını engellemiş, adamı içeri attırmış ve sonunda ırkçı, faşist ve dengesiz emekli yüzbaşı Bolsonaro’nun kazanmasını sağlamıştı.
Bolsonaro seçimden kısa süre sonra yaptığı açıklamada elçiliği Kudüs’e taşıyacağını söylemişti.
İsrail’le birlikte Trump çok sevinmişti.
Ancak sevinçleri çok uzun sürmedi çünkü geçen hafta Brezilya Anayasa Mahkemesi beşe karşı altı oyla başkan olduğu dönemde devletle iş yapan bir inşaat şirketinden bedavadan daire aldığı suçlamasıyla 9.5 yıl hapis cezası alan Lula’nın serbest bırakılmasına karar verdi.
Başkan Bolsonaro çıldırdı çünkü Lula’yı içeri attıran hakimi Adalet Bakanı ve onunla işbirliği yapan üç savcı ile bazı avukatları üst görevlere atamıştı.
Gelelim esas konuya.
Önceki gün İstanbul’da bir İngiliz Karaköy’de evinin bahçesinde ölü bulunmuştu.
Yandaş medya ‘İngiliz ajan ölü bulundu’ diye yazdı.
Yılmaz Özdil bu ajanın kim olduğunu dünkü yazısında harika bir şekilde anlatmıştı ve mutlaka okuyun.
Adam Suriye’de faaliyet gösteren Beyaz Miğferliler’in kurucusu ve Kraliçe Hizmet Madalyası hamili eski bir İngiliz subayı.
Adam İngiliz istihbarat örgütü Mİ6 adına Beyaz Miğferliler grubunu kurmuş, AKUT ile birlikte elemanlarını Türkiye ve Ürdün’de arama – kurtarma konusunda eğitmiş ve CIA ve benzeri istihbarat örgütleriyle iki bin kadar adamı Suriye’ye sokmuş ve onların bir bölümü bugün hala Fırat’ın batısında ve özellikle İdlib’te görev yapıyor.
Adamlar müthiş tiyatro oyuncusu.
Film setlerinde çektikleri sahneleri “Esad’ın kimyasal katliamları” diye dünyaya yutturdular.

Bunların pislikleri dahil Suriye konusunda milyonlarca yalan söylendi ve söyleniyor ve ben bu yalanları ortaya çıkardım diye içeri atıldım ve hapis cezaları aldım.
O da yetmedi yandaş medya ve troller bana söylemediklerini bırakmadı, tehdit etti ve hedef gösterdi.
Peki ben ‘Bu Beyaz Miğferliler’ ajan dediğimde bana saldıran yandaşlar şimdi nasıl oluyor da bu adamların patronuna casus diyor. Bu adam casus olduğuna göre altı yıldır İstanbul’da ne yapıyordu?
ABD-İNGİLTERE-İSRAİL üçgeninin çevirdiği tezgahların sonu gelmez.
Can çıkar huy değişmez.
Arap Baharı’nda Suriye, Libya ve Yemen yok edildi şimdi sıra Lübnan ve Irak’da.
Etnik, dinsel ve mezhepsel yapıları karmaşık olan iki ülke insanları bağımsızlıktan bu yana kargaşa, kavga, darbe, iç savaş ve işgallerle uğraşıp duruyor ve şimdi yine sokaklardalar.
İnsanlar haklı olarak siyasilerin yolsuzluk, hırsızlık ve talanından bıkmış durumda.
Bunu fırsat bilen ‘Üçgen’ bölgeyi karıştırmaya devam ediyor.
Sosyal medya en güçlü silah.
Soros ve adamları işbaşında.
AKP ; Atatürk’ün tavsiyelerini dinleyip bu bölgeye bulaşmasaydı şimdi Türkiye çok daha rahat olacaktı ama artık geç.
Ankara artık bu coğrafyada olup biten HER ŞEYDE taraf.
Hem de çok kötü bir şekilde.

Sonuç ortada.
AKP ideolojik saplantılarından kurtulamıyor.
‘Komşularla sıfır sorun’ diye yola çıkan AKP hem sorunları katladı hem de ortada komşu bırakmadı. Komşu kalmayınca ABD geldi komşumuz oldu.
Kızmaya da gerek yok çünkü adamlar zaten aramızda.
Müttefik olmanın gereğidir!