Memduh Bayraktaroğlu
5 Mayıs 2022

Çalınan umutlara yanıyorum…


Futbolseverlerin hemen hepsi için geçerlidir…

Menajerler, kimi “futbol” yazarlarıyla el ele verirler…

Ünsüz ama…

“Her yola gelebilecek yetenekte” bir futbolcuyu (Futbolcuları) el ele verip şişirirler…

Ve o futbolcu…

Büyük paralar ödenerek transfer edilir…

Menajer ve “futbol yazarı” kisvesiyle “futbolcu simsarlığı” yapan hokkabazların gazından başka…

Hiçbir özelliği olmayan bu futbolcu:

İlk maçına çıkar…

Ve fakat…

Tel tel dökülür…

Kendini:

Menajer ve futbol yazarının gazıyla o ünlü futbolcuyu sahiplenmek zorundaymış gibi hisseden futbolsever:

“Olur bunlar abi; daha ilk maçı… Arkadaşlarına ve seyirciye ısınamadı” falan der yanındakilere…

Öyle goller kaçırır ki yeni transfer…

Seyirci saç baş yolar…

Ama…

Menajer ve futbol yazarının bağırsaklara doldurduğu gaz devam etmektedir…

Ve fakat canlarım…

Bu mahcup futbolsever tavrı birkaç maç sonra…

Gerçekle yüzleşmek zorunda kalır…

Bir süre sonra…

En alışıldık haline döner…

En kaçırılası goller bile atılamadığında ayağa fırlar:

“Bu da kaçar mı kardeşim ya; yuh be!.. Alın şunu, koyun şunu…” falan diye yırtınır durur...

Sadede geleyim…

İstanbul halkının:

Kaba…

Nobran…

Bağıra bağıra konuşan…

Rakiplerine küfreden…

Rakiplerine hakaretler yağdıran siyasetçi tipinden nefret ettiklerini gören menajerleri ve siyaset yazarları:

Ekrem İmamoğlu’nu:

Güler yüzlü…

Tatlı dilli…

Sakin bir yeni proje olarak sundular kamuoyuna…

Ve:

Kazandılar…

Ama…

Aradan iki yıl geçince…

“Ekrem İmamoğlu” isimli balon Rize ve Trabzon’da patladı

Ekrem İmamoğlu için hiç üzülmedim…

Böyle durumlarda beni en çok üzen…

Hayalleri çalınan…

Umutları savrulan milyonlarca seçmenin düştüğü durumdur…

Ben: Milyonlarca İstanbullu hemşerimin çalınan umutlarına yanıyorum yani…

BU KADAR DA OLMAZ…

Canlarım…

Çok küçük yaşlardaydım…

Bir büyüğüm, ben yaşlardaki çocuğunu öyle bir dövdü ki…

Anneciğim, o dayağa itiraz edince…

Çocuğunu döven büyüğüm bu defa da anneciğime çıkıştı:

“İleride ben ağlayacağıma bugün o ağlasın…”.

Bugün ben de o büyüğüm gibi yapacağım…

Canlarım…

İmamoğlu artık siyasi dayak yemesi gereken yaşa geldi…

Bugüne kadar yaptığı tüm siyasî ve insanî hataları görmezden geldim…

Ama…

Bir TV kanalında:

Kendisine destek verenleri aşağılarken

Kendisini aşağılayanlara gösterdiği nezaketi görünce…

Ekranın karşısından kalktım:

“Eeee yetti ama kardeşim” diye haykırdım… “Olur ama bu kadar da olmaz…”.

BAKAN YARDIMCISIYMIŞ…

İç İşleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı:

“Ümit Özdağ, Sinan Ogan, Bengi Başer gibi sözümona akademik ünvan taşıyan bazıları Türkiye’de 8 milyon, 10 milyon Suriyeli olduğu yalanını yayıyor, yabancı düşmanlığı yapıyorlar.

Yazık, insanlık adına bunlardan utanıyorum.

Haklarında Göç İdaremiz suç duyurusunda bulunacaktır.”

Önce arkadaşın imlâ hatalarını düzelteyim …

“Sözümona” değil…

“Sözüm ona…”.

“Ünvan” değil…

“Unvan…”.

Az daha unutuyordum…

Bir de MSB Hulusi Akar’ın Suriyelilerle ilgili verdiği rakam var.…

Ve canlarım konuya ilişkin son sözüm:

Bu şahıslar güzel memleketimde “Bakan yardımcısı” yapılıyor ya…

Kahroluyorum…

BEN DE O GÜNAHKÂRLARDAN BİRİYİM…

İmamoğlu’nun tanıtımında ve seçilmesinde en büyük pay sahiplerinden biri olduğumu söyleyebilirim…

31 Mart 2019 seçimlerinden önce:

“Bu genç adam bu seçimi alacak” diye ısrarla yazan ve söyleyen de benim…

Ve…

Mazhar Alanson ile Cem Yılmaz’ın rol aldıkları:

“Her Şey Güzel Olacak” filminin adından mülhem, Youtube kanalımda:

“Bu genç adamla her şey çok güzel olacak” diye sloganlaştıran da benim…

Daha sonra, aynı cümleyi 17 yaşlarında bir delikanlı kullandı…

İmamoğlu onun söylediklerini işitti…

Bunu slogan haline getirdi…

Zevkten dört köşe oldum…

Ve canlarım…

İmamoğlu göreve başladıktan sonra kabahatleri de ortaya çıkınca…

“İcraatla kabahat kardeştir” deyip:

Yine yanında durdum…

Ama yetti artık…

Gerçekten de yetti artık…

Bu kadar da olmaz…

Ya da

“Bu gol de kaçmaz yani…”.

ÇOK GEÇ OLDU…

Aslında…

İmamoğlu’nun ilk foyası

Ordu Valisi için o sözleri ettiği gün dökülmüştü…

Ama…

Tam da seçim üstüydü:

(Ben dâhil) Pişmiş aşa soğuk su katmamak için…

Karşısına geçmek yerine:

Yanında durduk…

Menajerleriyle siyaset yazarlarının şişirdiği bir balon olduğu anlaşıldığında ise:

Artık:

Çok geç oldu…

HUBB-U EKREM DEĞİLDİ…

2019 seçimleri öncesi İmamoğlu’nu iyi tanıdığını iddia eden bir arkadaşım:

Ekrem İmamoğlu’na neden destek verdiğimi sormuştu:

“Benimkisi hubb-u Âli değil, buğz-u Muaviye” demiştim…

Yani: İmamoğlu’nu sevdiğim için değil…

Erdoğan’dan bıktığım için…

70 yaşından sonra da insan yeni yeni tecrübeler edinebiliyor…

Demek ki…

Doğru tercih:

“Erdoğan olmasın da kim olursa olsun” demek değilmiş…

Doğru tercih:

“Layık olan seçilsin, ülkeyi o yönetsin” demekmiş…

Bİ CACIK OLMAZ…

Canlarım…

Ekrem İmamoğlu dosyasını kapattım…

Bundan sonra:

Ne hali varsa görsün…

Ancak…

Bütün deneyimlerimle söylüyorum…

Bu Ekrem İmamoğlu’dan cumhurbaşkanı olmaz…

DÜNÜN TİVİTİ…

Alaattin Aktaş

@Alaattin_Aktas

Türkiye entarili erkeklerle doluyor.

“Kıyafet o kadar önemli mi” diyebilirsiniz.

Evet önemli!

Çağdışı kıyafetinden bile vazgeçmeyen zihniyet bizim kültürümüzü kabullenmeye, Türkiye’ye entegre olmaya hiç yanaşmaz.

Yanaşmıyor da.

Bunlar bizi daha da bozuyor.

Dikkat, sorun büyüyor.

Yazarlar

Çalınan umutlara yanıyorum…
Memduh Bayraktaroğlu