Korkusuz
Memduh Bayraktaroğlu

Bütün bakanları kapıya koyar

Erdoğan ekonomi bilimiyle hiç ilgisi olmadığı halde:

“Ben ekonomistim” diyerek:

Yurttaşların...

Ülkenin...

Ve...

Devletin beş yılını heba etti...



★

Yanında...

Cesur ve ekonomiyi bilen birileri olsaydı eğer...

Ona:

Faizlerin kağıt üzerinde yükseltilmesi...

Ya da düşürülmesinin...

Piyasalarda da:

Faizin düşeceği...

Ya da yükseleceği:

Anlamına gelmediğini anlatırdı...

★

O zaman büyük ihtimalle:

Paranın maliyetinin...

Paranın fiyatını belirlemediğini öğrenmiş olurdu...

★

Tıpkı mal ve hizmetlerde olduğu gibi...

Paranın fiyatını da:

Piyasada:

Paraya olan talep...

Ve...

Paranın arzı belirler...

★

Görüldüğü gibi...

Hem TL’ye...

Hem de dövize talep var...

★

“TL bol” deniyor ama...

Emir komutayla faiz oranlarını ne kadar düşük tutarsanız tutun:

Paranın fiyatını piyasalar belirliyor...

★

Merkez Bankası politika faizi emirle yıllık % 8.5’te tutulsa da...

Mevduat faizleri enflasyonun çok altında...

Haliyle:

Para bankalara değil:

Güvenilir dövize...

Gayrimenkule...

Otomobile...

Ve diğer tüketime gidiyor...

★

Talep arzdan fazla olunca...

Bir yandan fiyatlar...

Diğer yanda da...

TL kaynaklar yetersiz olduğu için:

Faizler...

Ve...

Kurlar artıyor...

★

“Sadede gel, her şey güzel olacak mı onu söyle” derseniz...

Söyleyeyim:

Sadece 9 ay...

Yani:
Yerel seçimlere kadar...

Ve sadece:

Ortodoks ekonomistler için...

9 ay sonra ne olur?


Görünüşe ve atanan bakanlara baktığımda şunu görüyorum...

Erdoğan yerel seçimlere kadar:

“İyi polis” rolünü oynayacak...

Bakanlar:

“Kötü polis” olacak...



★

Meselâ...

Mehmet Şimşek:

“Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeceği kalmamıştır” diyerek:

Erdoğan’a açıkça...

Ve kamuoyunun gözleri önünde:

“Hakaret etti...”

★

Aynı şeyi ben yazıp söyleseydim.

Hemen ifadeye çağrılır:

“Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla yargılanırdım...

★

Şimşek, Erdoğan’ı:

Ekonomiyi bilmediğine...

Akıl dışı uygulamalar yaptığına...

Yanında akil değil...

Yalaka ekonomistler beslediğine:

İkna etmiş olmalı...

★

“Hayırlısı” diyeceğim...

Ancak...

Hiç hoşlanmadığım bir tarz olduğu halde...

“Ama” deyip...

Son sözümü söyleyeceğim:

Erdoğan cumhurbaşkanı olduğu sürece...

Bu bakanların başarısı en çok 9 ay sürer...

★

Yerel seçime giderken...

Erdoğan, emrindeki bütün TV kanallarına çıkar:

“Ekonomiyi daha da bozdular, halkı perişan ettiler” deyip...

Bütün bakanları kapıya koyar...

H

İnşallah yanılırım...

İnşallah Erdoğan:

Ekonomi, dış politika ve devlet yönetimi konusunda...

Hiçbir şey bilmediğini kabul eder...

Bakanların işlerine karışmaz...

Yargıya müdahale etmez...

Muhalif gazetecilerle uğraşmaktan vazgeçer...

Kırk gün avans




Bakanlar arasında...

Mehmet Özhaseki hariç:

“Politikacıdır, partizanlık yapma potansiyeli yüksek” diyebileceğim biri yok gibi...

★

Özhaseki ise adeta nazarlık konmuş...

İşin ilginci...

Betona yatırım yapılan bir ülkede...

Eşe dosta kıyakçılık yapabilme imkanına en çok sahip olan bakanlığa getirilmiş...

★

Neyse...

Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olsaydı:

6 ay kadar “eleştiri orucu” tutacağıma dair söz vermiştim...

21 yıldır ülkeyi yöneten Erdoğan’ın bakanlarına tabii ki 6 ay avans veremem...

★

Rahmetli Hacı Anneciğim:

“Sarımsağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış” derdi...

★

Ben de bakanlarımıza:

Kırk gün avans vereyim...

Doğru kişi mi?


Erdoğan dedi ki:

“Tüm muhalefet cenahının artık milli iradeyle barışmasını istiyoruz. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına kavuşmanın heyecanını yaşadığımız bu yılda Türkiye’nin bir ‘büyük kucaklaşmaya’ ihtiyacı olduğuna inanıyoruz...”.

★

Söylem:

Harika...

Davet:

Çok çok iyi...

Ama...

★

Söyleyen...

Ve...

Daveti yapan:

Doğru kişi mi?..

★

İşte bütün mesele:

Bu sorunun cevabında...

Alkışlarım


Gomis, şampiyonluk madalyasını almak için...

Aleyna Tilki ile...

Ve...

Genç solistin:

“O sen olsan bari” şarkısıyla çıktı podyuma...

★

Icardi ise elinde mikrofon...

Yanında Simge Sağın... “Aşkın Olayım” şarkısını söyleyerek aldı madalyasını...

★

Çok kaliteli bir şampiyonluk töreniydi... Alkışlarım: Törenin organizatörü için...

Teşekkürler


GS-FB maçı oynanırken...

Çocukluğumda ve ilk gençliğimde olduğu gibi...

Fenerbahçeli dostlarımla:

Şakalaşabilmeyi...

Espriyle...

Sataşabilmeyi isterdim...

Ama...

Siyasetteki tahammülsüzlük futbolumuza da yansıdığı için...

Bunu yapamadım...

★

Neyse...

Çok güzel bir maç oldu...

Teşekkürler Galatasaray...

Teşekkürler Fenerbahçe...

Öyle olacağına inanıyorum


Meraklısına bir kez daha hatırlatayım...

21 yıldır yapılan seçimlerin hiçbirinde:

AKP’ye ve Erdoğan’a oy vermedim...

★

2002’den sonra yapılan seçimlerde (2002’de Genel Başkan Danışmanı olduğum DYP’ye oy verdim...):

CHP ile HDP listelerine ve adaylarına oy verdim...

Ama...

Hayatımda bir dakika bile:

CHP’li veya HDP’li olmadım...

Zira...

★

1994 yılında “Kurucu Genel Başkan Yardımcısı” olduğum...

Ancak...

Ve halen...

Hiç oy vermediğim LDP üyesiyim...

Üyeliğimden:

Onur duyuyorum...

★

LDP’ye oy vermedim çünkü...

Bu seçmen kitlesiyle:

LDP gibi çağdaş bir partinin barajı aşabilmesine imkan yoktu...

Zira seçmenin %99’u LDP’yi:

“Komünist” falan gibi bir şey zannediyordu...

Hatta:

LGBTİ olduğuna inananlar bile vardı...

★

Ve bendeniz...

Siyasetin rüyalara değil...

Gerçeklere göre yapılması gerektiğine inanıyorum...

Hiç tükenmedi


“Hacca gidiyorum” dediğinde...

“Bu bacaklar ve bu yürüyüşle mi?” diye soranlara:

“Gidemesem bile yolunda ölürüm ya” cevabını veren karınca misali...

Dünyanın...

Ve...

İnsanlığın:

Savaşlardan...

Ve fakirlikten...

Liberal demokrasiyle kurtulacağına olan inancım hiç tükenmedi...