Buruk gümbür gümbür geliyor

Kısa boylu, dar alanda çok hızlı, fuleli ve çok yetenekli bir oyuncuydu. Henüz 20 yaşında ayağı kırıldığında taraflı tarafsız herkes üzülmüştü. Sonrasında toparlandı, sahalara döndü. Gerçek kimliğini bulması biraz uzun sürdü ama Galatasaray’ın 4 yıl üst üste şampiyonluğunda ve UEFA zaferinde en kilit oyunculardan biriydi. İnter, Beşiktaş ve Başakşehir’de oynayıp kariyerini noktaladı. Beşiktaş taraftarının da sevgisini kazandı.

İlk teknik adamlık deneyimini Elazığ’da yaşadı. Denizlispor, Sivasspor ve Göztepe deneyimlerinin ardından Akhisar’da adeta “Ben geliyorum” dedi. Ege ekibine Türkiye Kupası’nı kazandırması, bir sonraki sezonda Rizespor’a oynattığı futbol kendisine Başakşehir’in kapılarını açtı.

Evet, Okan Buruk’tan söz ediyorum. Her türlü zor şarta rağmen pes etmedi. “Sol bekim yok”, “Kanatlar gol atamıyor”, “Stoperlerim yavaş” gibi bahanelere sığınmayıp, futbolcuları kendi sistemine adapte edebilmek için takımın tüm dengesini bozmak yerine elindeki kadroyla en iyisini yapmaya çalıştı. Crivelli-Ba ikilisini bir arada oynatıp cesaretinin ödülünü aldı. Avrupa’da Türkiye’nin yüz akı oldu, aynı zamanda da ligde şampiyonluk yarışından da kopmadı.

Gümbür gümbür geliyor Okan Hoca. Umarım, Türkiye’deki büyük takımların tekliflerini kabul edip kısır çekişmelerin içinde kalmanın değil, Avrupa’da takım çalıştırma hedefinin peşinden koşar.