Can Ataklı
21 Ağustos 2020

Bunun adı bal gibi spekülasyondur


ANALİZ

Bunun adı bal gibi spekülasyondur

Bugün önemli bir gün.

Gerçi “önemli” diyorum ama neden olduğunu henüz bilmiyoruz.

Çünkü AKP genel başkanı, çarşamba günü bugünü kastederek şöyle bir açıklama yaptı:

Cuma günü inşallah milletimize bir müjdeyi vermekle karşı karşıya olacağımızı düşünüyorum. Cuma günü inşallah bu müjdeyi tüm ülkemize vermek suretiyle yeni bir dönemin açılacağına da inanıyorum. Açıklarsam heyecanı kaybolur. Şimdi açıklamamakta fayda var diye düşünüyorum.”

O andan itibaren tüm yurdu bir heyecan dalgası kapladı.

“Müjde ne olabilir?” sorusu çarşamba akşamından itibaren bütün zihinleri kurcalamaya başladı.

Değişik görüşler var tabii.

Duyduklarımı sıralayayım sizlere de.

1- Akdeniz’de doğalgaz bulundu.

2- Karadeniz’deki sondajlarda büyük bir petrol rezervi saptandı.

3- Trakya’da yeni ve çok zengin bir doğal kaynak ortaya çıkarıldı.

4- Siyanüre gerek duyulmayacak büyüklükte altın madeni keşfedildi.

5- Çin ile 400 milyar dolarlık bir swap anlaşması yapıldı.

6- 100 milyar Euro’luk bir dış kredi bulundu.

7- Rus aşısı Türkiye’de üretilecek, dünyaya satış Türkiye’den yapılacak

Hangisi doğru ya da bunlardan herhangi biri doğru mu, henüz bilemiyoruz.

Bugün Cuma namazı çıkışı hazırlanacak kürsüden yapacaktır açıklamasını AKP genel başkanı.

Tabii müjde almak güzel de, bunun açıklanış biçimi bana göre çok yanlış oldu.

Çünkü çok belli ki müjde ne olursa olsun bundan Türkiye ekonomisi etkilenecektir.

Yani işin içinde para vardır.

O halde bir müjde haberi verileceğinin önceden açıklanması bazılarına haksız kazanç sağlayacağı gibi bazılarını da mağdur edebilir.

Hele müjdeyi “önceden bilen” inanılmaz bir haksız kazanç sağlayabilir.

Dünyadaki en büyük ekonomik suç olarak kabul edilen “insider trading” yapılmış demektir.

Kimse müjdeyi bilmiyor olsa bile ki bu mümkün değil, iki gün önceden ilan edilmesi yine de şaibe yaratacaktır.

Ülkenin yönetimindeki bir numaralı kişinin bunu yapması akıl alacak şey değildir.

Ancak her zaman olduğu gibi saray yönetimi yine zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışıyor.

Sarayın sözcüsü Fahrettin Altun şöyle bir tweet attı dün sabah saatlerinde;

“Sayın Cumhurbaşkanımızın Cuma günü vereceğini söylediği müjdeye ilişkin birtakım spekülasyonların yapıldığını görüyoruz. Lütfen bu spekülasyonlara kulak asmayın. Hep birlikte, heyecan içinde sayın Cumhurbaşkanımızın yarın yapacağı konuşmayı bekliyoruz.”

İyi güzel de, spekülasyon neden yapılıyor acaba?

Durup dururken kötü niyetliler spekülasyon mu yapıyor?

Yoksa zaten spekülasyona bizzat bu yönetim mi neden oluyor?

Siz sırf propaganda amacıyla “Dünyayı hayretler içinde bırakacak bir müjde” haberi vereceğinizi açıklayacaksınız, bunun üzerine döviz fiyatları, faizler ve borsa, rutin dışı bir hareketlenmeye sahne olacak, sonra da çıkıp “Spekülasyon yapmayın ama” diye yakınacaksınız .

Muhalefet örneğin Erdoğan’ın açıklamasından önceki 5 saat içinde külliyetli miktarda döviz satan olup olmadığını incelesin bence.

Bakalım birileri “tesadüfen” yüksek fiyattan döviz satmış mı?

KOMİK

Biden CHP’nin üst aklıysa ve seçilirse CHP Amerika’da etkili güç olacak demektir

Sonunda MHP Genel Başkanı Bahçeli de “Biden topuna” girdi.

Ama ne girmek.

İktidarın 7 aydır suskun kalmasına tek kelime etmeyen Bahçeli, tıpkı saray danışmanları gibi muhalefeti ve özellikle CHP’yi suçladı.

Bahçeli diyor ki “ABD’nin Başkanlık makamına talip bir siyasetçinin müttefik bir ülke hakkında akla ve hayale sığmayacak değerlendirmelerde bulunması hiçbir şekilde masum ve mazur gösterilemeyecektir.”

Haklı tabii, kimse Biden’i masum ve mazur göstermeye kalkmıyor ama 7 ay suskun kalmak da aslında durumu mazur ve masum göstermek değil midir?

“Üstelik siz de bu duruma ses çıkarmayıp şimdi muhalefeti suçlayınca bu duruma ortak olmuyor musunuz?” diye sormak geliyor insanın aklına.

Kimbilir belki de Bahçeli bu konuşmanın geçen yılın aralık ayında yapıldığını henüz bilmiyordur.

Bahçeli’nin açıklamasındaki komik durum ise CHP ile Biden arasında bağlantı kurması

Diyor ki Bahçeli “CHP Genel Başkanıyla birlikte parti sözcülerinin Biden’in açıklamasının içeriğini değil de zamanlamasını, bununla kalmayıp hükümeti eleştirmeleri Türkiye sevgisinden yoksun, millete mensubiyet şuurundan mahrum bir siyaset köhneliğinin vahim örneğidir. Joe Biden CHP’nin üst aklıdır.”

Ne bileyim belki de iyi bir şeydir Biden’ın CHP’nin üst aklı olması.

Hani, Trump kaybeder de Biden seçilirse, o zaman belki CHP Amerika’da etkin hale geliyor.

Gülmeyin, komiklik yapmak için söylemedim, ciddi bir genel başkanın açıklamasını aktardım.

ŞAŞIRDIM

Eksen kayması çok tehlikeli laftır

Bugün hep birlikte AKP genel başkanının müjdesini alacağız almasına da damat beyin “Türkiye’nin ekseni değişecek” sözü bana çok vahim geldi. Türkiye konum olarak Avrupa Birliği ve NATO içindedir. Siyasi, ekonomik ekseni budur. Ama asıl eksen hukuk ve demokrasidir.

Bu eksen vazgeçilmezdir.

Ekonomi bakanının “eksen değişikliğinden” söz etmesi kafa karıştırıcıdır ve çok tehlikelidir.

Türkiye’nin eksenini, oldu bittilerle değiştirmeye kimsenin hakkı yoktur ve olamaz da.

BUNU YAZMAK GEREK

Bugün böyle bir karikatür yapmak mümkün mü?

İktidar ve yandaş tetikçileri ikide bir “Eski Türkiye geride kaldı. O Türkiye’de demokrasi yoktu. Darbeler vardı, şimdi demokrasiye kavuştuk, özgür olduk, yeni Türkiye artık çok farklı” falan sözleri ediyorlar ya ben de hep gülüyorum bu atmasyonlara.

Dün bir okurum geçmiş yılların mizah dergilerinden birkaç tanesinin kapağını göndermiş.

Hepsi ait oldukları dönemin politik durumunu yansıtıyor.

Birinde başbakan Özal var örneğin. Kiminde Ecevit iktidarda. Bazılarında Demirel ve Milliyetçi Cephe döneminin yaşandığı günler.

Bu dönemlerde de demokrasi eksikliğinden, iktidarların hukuku tanımamalarından şikayetçi olur yine veryansın ederdik.

Ancak her şeye rağmen iktidarda kim olursa olsun bu eleştirilere karşı asla müdahale etmezlerdi.

Şimdi gelin bir de bize “Yeni Türkiye” diye yutturulmaya çalışan döneme bakın.

Bu karikatürlerden hangisi bugün çizilebilir?

Bunu çizen anında polisi kapısında bulur ve hapse girer. Sadece o mu, yandaş tetikçi takım hemen ayağa kalkar ve “Hakaret etme özgürlüğü mü olur?” safsatasıyla linç kampanyası başlatır.

Bugün iktidarın aşırı baskıcı zihniyeti nedeniyle ne karikatür çizilebiliyor, ne siyasi skeç yapılabiliyor ne de siyasi mizah yazısı yazılabiliyor.

Böyle Türkiye yeni olsa ne olur, olmasa ne olur?

OKURDAN MESAJ

Nişanlı çiftin koltuk takımına ulaşma macerası

Zaman zaman tüketici şikayetlerine de yer vermeye çalışıyorum bu köşede.

Tabii her gelen şikayeti ciddiye almak mümkün değil.

Çünkü kimin hangi amaçla yazdığını bilemezsiniz her zaman, samimi olayan sırf karalamak için şikayetçiymiş gibi davranan da çıkabilir.

Ama tanıdığım, bildiğim güvendiğim insanlardan gelen şikayetleri yayınlamakta sakınca görmüyorum.

Bunlardan biri yakında düğünleri olan, tabii korona nedeniyle yasak gelmezse, nişanlı çiftin ev hazırlıkları yaparken başlarına gelenler.

15 Mayıs’ta yani tam 4 ay önce Kelebek Mobilya’nın Masko’daki mağazasından bir köşe takımı almışlar.

Ancak firma seçtikleri ürünün stokta olmadığını, korona nedeniyle yarı kapasite çalışıldığını için  mobilyayı 20 Haziran’da teslim edeceğini bildirmiş.

Nişanlılar “Daha iyi” demişler “Biz de zaten ancak kurarız evi.”

Ancak 20 Haziran geldiğinde kimse aramamış firmadan.

Nişanlı çift kendilerine verilen “lojistik numarasını” çevirmişler ama açan olmamış.

Ürünü aldıkları mağazayı aramışlar bu kez, satıcı “Aaaa o numara değişti, yenisini vereyim” demiş.

Yeni numarayı aradıklarında telefona çıkan kişi Depoyu taşıdıklarını durumun karışık olduğunu biraz anlayış beklediklerini” söylemiş.

Gençler bunun üzerine 20 Temmuza kadar bir daha aramayıp beklemişler.

Düğün tarihi yaklaştıkça telaşlanmaya başlamışlar ve yeniden aramışlar firmanın lojistik numarasını.

8 kere “Bugün getiriyoruz” diye randevu vermişler. Ama koltuklar bir türlü gelmemiş.

En sonunda 6 Ağustos’ta kapı çalınmış, evin önündeki kamyondan oturma takımı eve taşınmış.

Ancak o da ne, üç parçadan biri kırık.

“Hiç merak etmeyin” demişler “Yarın bir ekip gelecek evde tamir edecek.”

Gelmemişler.

Yine aramışlar.

Yine gelmemişler.

Sonunda “ısrarlı ve sertleşen” aramalar sonunda 15 Ağustos günü tamir ekibi gelmiş..

Nişanlı gençler dediler ki “Daha sonra şikayetimvar isimli internet sitesine baktık ki bizim gibi mağdur edilen ne çok kişi varmış. Biz yine 4 ayda alabildik parasını ödediğimiz malımızı, şanslıyız yani.”

Yazarlar

Bunun adı bal gibi spekülasyondur
Can Ataklı