Ahmet Takan
16 Şubat 2021

Bunları konuşmanın tam zamanı!..


Türkiye’nin iç gündemi de dış gündemi de yakıcı…

Ancak iç gündem çok daha yakıcı ve dışarıda olup biten hayati konular gündeme giremiyor. Gara’dan gelen çok acı haber bir süredir gündemden nispeten düşmüş terörü en öne çıkardı. Hain PKK terör örgütüne karşı yapılan harekatta 16 şehidimiz var ki, 13’ü 5-6 sene öncesinden alıkonulmuş ve bir mağarada tutulan güvenlik personelimiz. Kalleşçe katledilen şehitlerimiz… Devletimiz elbette bunun bedelini terör örgütüne ödetecektir. Açıklamalardan bir kurtarama operasyonu olduğu anlaşılan operasyonda 16 şehit verilip alıkonulanların hiçbirinin kurtarılamaması nedeniyle başarısız bir operasyon olarak anılacak bu durumun nedenleri mutlaka araştırılmalı, milletimizle paylaşılmalı. “Şimdi bunu konuşma zamanı değil” deyip geçiştirilmemeli. Bunlar konuşulmadıkça birçok mecradan fısıltı gazetesi yalan dolan haberlerle toplumu olumsuz yönlendiriyor.

Gara’da yaşadığımız büyük acı konuşulmaya devam edecektir. Çünkü cevabı aranan birçok soru var ama biz birini soralım;

Eğer bu bir kurtarma operasyonuysa, operasyonun başladığını gören teröristler kaçamayacağını anlayınca alıkonulanları öldürebileceği dikkate alınmış mıdır?

★★★

Kalleş PKK terör örgütüne karşı yoğun bir operasyon sürecinin başlaması muhtemeldir. Yurt içinde PKK’nın hareket serbestisi ve terörist varlığı en düşük seviyede. Dolayısıyla Irak kuzeyi ve derinliklerindeki operasyonların yoğunlaşması beklenebilir.

Bu tabi ki olması gerekendir!.. PKK terör örgütünün nerede varlığı varsa oradan kaldırılması şarttır. Ancak, PKK terör örgütüne karşı bu harekatları Türkiye’nin tek gündemi haline dönüştürüp bütün dikkatini ve enerjisini buraya çevirecek bir yanılgıya düşülmemesi gerekir. Çünkü Türkiye’nin çevresi ve dış politika gündemi adeta bir ateş çemberi.

★★★

ABD, son haftalarda Suriye kuzeyindeki asker, silah ve teçhizat yığınağını yeniden artırmaya başladı. Irak’tan Suriye’ye ABD TIR’larının geçmediği gün neredeyse yok. ABD yeni üs noktaları tesis ettiği gibi PYD/YPG ile ENKS bünyesindeki Kürt partilerini bir araya getirip ortak bir özerk bölge yönetimi kurdurmaya çalışıyor.

ABD’nin ana hedefi, Fırat doğusunda biran önce PYD/YPG kontrolünde özerk yönetimin sözde anayasası diyebileceğimiz bir metin üzerinde terör örgütü dahil Kürt partilerin mutabakata varması. Peşinden bu metni, Cenevre’deki anayasa görüşmelerinde -aynen 2005’te Irak’ta olduğu gibi- yeni Suriye anayasası içine monte etmek.

★★★

Şimdi, savunma, güvenlik, dış politika analisti, emekli Deniz Kurmay Albay Cahit Armağan Dilek’in etrafımızdaki ateş çemberini nasıl analiz ettiğine bakalım;

-Suriye sınırlarının sadece yüzde 15’i Şam yönetiminin kontrolünde. Suriye’nin su dahil doğal kaynaklarının en az yüzde 70’i PYD kontrolünde. Yani Rusya ve Suriye’nin eli müzakerelerde çok da sağlam değil. Dolayısıyla karşılıklı tavizler kaçınılmaz.

-Bu arada Rusya da Şam ile PYD yönetiminin müzakere etmesini teşvik ediyor. ABD’nin kurguladığı sözde bölge anayasasının Şam ile müzakeresi yapılıyor. SDG’nin mevcut yapısıyla Suriye ordusunun bir parçası olması, özerk yönetimin tanınması temel hususlar. Bu haliyle Suriye’de zımni bir ABD-Rusya mutabakatı olduğunu görmek lazım.

Hem Rusya hem de ABD böyle bir ortamda Türkiye’nin yönünü ve ağırlığını Irak’ın kuzeyindeki PKK’ya çevirmesini, PYD/YPG’nin PKK’dan ayrı tutulup siyasi aktöre dönüştürülmesine müdahale edememesini memnuniyetle karşılayacaktır.

-ABD destekli Yunan-Rum liderliğinde Fransa, BAE, Mısır, Bahreyn ve S.Arabistan’ın oluşturduğu “Dostluk Forumu” ilk toplantısı Atina’da yapıldı.

Balkanlardan Basra Körfezine uzanan bu ittifak hattıyla hem Türkiye çevreleniyor hem de Yunanistan Avrupa-Basra arasındaki Türkiye’nin doğal köprü rolünü üstleniyor. Bu oluşumun temeli 2017’lerde atıldı ve geçen yıl somutlaşmaya başladı. Doğu Akdeniz Gaz Forumu bunun ilk adımıydı. Önümüzdeki dönemde bölgesel bir siyasi-askeri ittifaka “Dostluk Forumu”na İtalya, Ürdün, İsrail, Irak, Katar gibi ülkelerin de katılması bekleniyor. Yani, Yunanistan Türkiye’nin geleneksel etki ve ilgi alanındaki ülkelerle ittifaklar kuruyor.

-Libya’da 23 Ekim 2020’de imzalan barış anlaşması hayata geçirilmeye çalışılıyor. Bu kapsamda ülkeyi yıl sonundaki seçimlere götürecek geçici yönetimin başkan ve başbakanı seçildi. Yeni seçilenlerden tüm ülkeler memnun. Ama gözüken o ki, Serrac zamanındaki Türk-Libya ilişkileri artık uzakta kaldı. Diğer ülkeler, BM, AB artık Türkiye’nin askerlerini çekmesini bekliyor. Türkiye’nin geri adımı anlamındaki bu konu önümüzdeki günlerde daha sık gündemde olacak.

-Türkiye’nin askeri gücü öncelikleyen dış politikası ABD ve Avrupa tarafından yaptırım ve Türkiye’yi Batı’dan dışlayıcı yaklaşımlarla karşılık gördü. Bu Türkiye’nin Avrupa’nın bir parçası olma hedefini daha sık seslendirmesine yol açtı. AB’nin de yönlendirmesiyle Yunanistan ile müzakere süreci yeniden başladı.

-Kıbrıs’ta müzakere ve çözüm lafları yine ortalıkta. BM gözetiminde 5+1 görüşmeleri yapılması gündemde. Ama Türk tarafı hariç herkes federasyon esaslı bir müzakere istiyor. En son ortaya çıkan İngiliz planı da bu yönde. İngiltere’nin Türk tarafına yakın olduğu iddiaları da böylece çürümüş oldu. Dolayısıyla Kıbrıs’ta da büyük bir dayatma var.

-Bu haliyle Türkiye’nin Yunanistan ile müzakere etmesi, kriz çıkarmaktan kaçınması, Kıbrıs’ta Rum-Yunan tezleri çerçevesinde çözüme yanaşması Türkiye’nin Avrupa’nın bir parçası olmasının ve AB ile ilişkilerinin düzelmesinin şartı haline geldi.

Türkiye’nin AB ile arasını düzeltmesi Türkiye’nin ABD ile ilişkilerin gelişmesi için gerekli şartlardan biri oldu.

-Ama ABD ile ilişkilerin gelişmesinin önündeki en büyük engel ise S-400’ler. S-400 kriziyle Türkiye-ABD ilişkileri durdu. İleri veya geri gitmesi Türkiye’nin kararına bağlı. ABD tutumunu milim değiştirmedi. Müzakereye kapalı. Girit modeli çıkışı ABD tarafından geri adım geliyor olarak algılandı. Şimdi S-400’lerden vazgeçildiğini de açıklamasını bekliyor.

-Ve görünen o ki ABD Suriye’nin kuzeyinde kurmakta olduğu yapıya yönelik Türkiye’nin sessizliğini ve S-400’leri tamamen elinden çıkaracağını garantiye almadan üst düzey ABD’li yetkililer (başkan ve bakanlar) Türkiye ile ikili temastan kaçınacaklar.

-Karadeniz’de kaynatılan bir kriz var. Karadeniz’i ABD/NATO gölü yapma planları çoktandır devrede. Bunun yanında bize çok uzakmış gibi gözükse de Ukrayna’nın doğusundaki Rus sınırındaki Donbas bölgesinde savaş tamtamları yeniden çalmaya başladı. Ukrayna ile artan askeri ve savunma sanayi ilişkilerimiz Türkiye’yi bu krizin ve çatışmaların parçası yapma yönünde gelişiyor. ABD ve İngiltere’nin bu yöndeki planlarına dikkat etmek gerekir.

★★★

Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Bunları konuşmanın tam zamanı!..
Ahmet Takan