Ümit Zileli
14 Mart 2020

Bu ülke karanlığa nasıl mahkum edildi?!.


Epey bir süredir önümüz, arkamız, sağımız, solumuz coronavirüs!

Tamam, insanlar bu büyük tehdit üzerine en iyi şekilde bilgilendirilmeli, korunma yolları en açık şekilde anlatılmalı; gidişat en şeffaf şekliyle aktarılmalı; ancak haftalardır bunlar zaten yapılıyor, ekranlarda en ince ayrıntısına kadar tarif ediliyor…

Daha açık bir anlatımla, bir köşe yazarı olarak, çok büyük bir değişiklik olmadıkça benim açımdan yazacak pek bir şey kalmadı! Ayıca gündemdeki pek çok “yaşamsal” olayın geriye ötelenmesi de açıkça canımı sıkıyor! Üstelik bu gibi kolaylıkla “panik” yaratmaya müsait olaylar birilerinin çok işine de geliyor!

Bir de, yarın (bugün) Cumartesi; ne yazayım diye düşünürken, masamın köşesinde bu ülkenin yüzakı gazetecilerinin, yazarlarının ayrıca tanışmaktan, arkadaş olmaktan onur duyduğum dostlarımın imzalayıp gönderdiği kitaplara gözüm takıldı… Okuyucularım sıklıkla mesaj gönderirler, “kitap önerisi” isterler… Yazmayı düşünüp, yoğun şekilde değişen gündem nedeniyle bir türlü fırsat bulamadığım değerli kitapları paylaşmak istiyorum bugün:

Türkiye’nin, bugünlere nasıl geldiğini, getirildiğini, sürüklendiğini anlatan kitaplar!

Karanlığın temsilcileri!

Dayının Casusları: Aytunç Erkin, bizim Sözcü Gazetesi’nin “FETÖ avcısı” yazarıdır!  “Dayının Casusları” isimli son kitabında “dayı” kod adlı Fethullah Gülen’in özenle yetiştirdiği casuslarının, Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli İstihbarat Teşkilatı, Emniyet ve Yargı içinde nasıl çöreklendiklerini, nasıl kamuflaja girdiklerini, nasıl “yeni eleman” devşirdiklerini ve nasıl korunduklarını bir roman tadında anlatıyor… Roman tadında ancak tamamen belgelere, itiraflara, tutanaklara dayanarak!

Aytunç, konuyu taa en başından, 2005’te kurulan Şemdinli kumpasından alıyor ve adım adım ilerliyor. Fethullahçı polislerin Genelkurmay ve yargıdaki suç ortaklarıyla, kumpas ağını ilmek ilmek nasıl ördüklerini anlatıyor! İsim isim “derin” hikayelerini paylaşıyor; ileride Cumhuriyet savcılarının, araştırmacıların başucu kitabı olacağı kesin!

Damat: Fethullahçıların AKP’li kayınpederleri: OdaTv’nin değerli muhabirlerinden Caner Taşpınar, “damat” kitabında, hem ülkenin “en zenginler” sınıfına girip hem de ülkenin başına bela olan, sırtlarını iktidar partisinin etkili isimlerine dayayan damatların adeta film senaryosuna benzeyen hikayelerini anlatıyor… İlk sırada yıllardır konuşulan ancak bir türlü ele geçirilemeyen Adil Öksüz ile başlayan baş döndürücü hikaye, Saray’a çok yakın İhsan Arslan’ın damadı Mevlit Hilmi Çınar’la devam ediyor. Onu uzun yıllar İstanbul’u yönettikten sonra kızağa çekilen Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı, sürekli ağlamasıyla ünlü Bülent Arınç’ın damadı Ekrem Yeter ve TBMM’nin eski başkanı İsmail Kahraman’ın damadı Sinan Yıldırım izliyor! Bir gün filme alınması kuvvetle muhtemel!

FETÖ Borsası: Sözcü Gazetesi’nin yetenekli muhabiri Can Özçelik, adliye muhabiri olarak çalıştığı yıllarda edindiği tecrübesi ve arşivini kullanarak yazdı FETÖ’cülerin oluşturduğu borsayı! Can, kitabında parası olan FETÖ’cülerin kurulan rüşvet çarkıyla nasıl kurtarıldıklarını, canını dişine takarak bunları yakalayan, yargılayan görevlilere inat milyon dolarlar karşılığında nasıl serbest bırakıldıklarını anlatıyor.

Siyasal İslam Türkiye’yi nasıl teslim aldı?

Siyasal İslamın Yükselişi ve Çöküşü: Mehmet Bedri Gültekin bu kitabında Siyasal İslam’ın dört dönemini mercek altına alıyor. Bu akımın yabancı istihbarat örgütleri denetiminde ve gözetiminde ve tabii finansal olarak yardımlarıyla nasıl doğduğunu, nasıl geliştiğini belgelere dayanarak paylaşıyor. Vahhabiliğin 21. yüzyıla nasıl eriştiğini “Suudi Arabistan Vakası” başlığı ile ele alan Gültekin, yaratılan ruban sınıfını ve Siyasal İslam’ın geleceğini de anlatıyor

Cami ve Siyaset: Cemil Kılıç Cumhuriyeti savunan bu nedenle iktidar çevreleri ile Siyasal İslamcılar tarafından hiç makbul addedilmeyen bir dürüst ilahiyatçı! Son kitabı “Cami ve Siyaset” son derece ilginç bir kitap; camilerin nasıl bölücülük için kullanıldığını, yobazların elinde bambaşka amaçlar için kullanıldığını, cemaatler-devlet ilişkisini Kur’an ile aldatmanın eğitim boyutlarını açık bir şekilde anlatıyor…

İslamın Kozmik Odası: İlahiyatçı Nazif Ay son kitabında “kendi yaşam öyküsünü” anlatıyor. Siyasal İslamcılığa kapılışını, radikalleştiği yılları, çeşitli tarikat ve cemaatlerde yaşadıklarını, Nurculukla nasıl tanıştığını, hayal kırıklıklarını, Atatürk’ü nasıl keşfettiğini, Siyasal İslamcılığın kozmik odalarındaki çirkinlikleri, kendine “Mürşit” sıfatını yakıştıranların Allah’a nasıl şirk koştuklarını gayet açık ve sade bir dille paylaşıyor…

Elleri dert görmesin, yazdıkları, paylaştıkları her satır Türkiye’nin aydınlık yarınlara ulaşmasında birer mihenk taşı olacaktır…

Sağ olsunlar, varolsunlar…

Yazarlar

Bu ülke karanlığa nasıl mahkum edildi?!.
Ümit Zileli