Can Ataklı
4 Aralık 2020

Bu tablodan hem saray hem muhalefet korkuyor


ANALİZ

Bu tablodan hem saray hem muhalefet korkuyor

Normalde seçimler 2023 yılında yapılacak.

Ancak siyasetle ucundan kenarından bile ilgilenenlerin tamamına yakını “2023’e kadar seçim olmaması bir mucize, mutlaka erken seçim olacak” görüşünde.

Görüş birliği sağlanamayan konu “erken” seçimin zamanı.

Kendi hesabıma bir süredir Erdoğan’ın bir baskın seçime gideceğini tahmin ettiğimi yazıyorum, ekranlarda da anlatıyorum.

Buna karşı çıkan çok kişi var.

Öncelikle “İşler bu kadar kötüyken neden seçime gitsin, bu bile bile iktidarı vermek olur” diyorlar.

Bu kez de ben karşı çıkıyorum ve “Bazen işler kötü giderken seçim yapılır, çünkü öyle bir dönem yaşıyoruz ki millet çaresiz, buna karşı herkesi kucaklayacak bir iktidar alternatifi ise görünmüyor, sonuçta bir baskın seçim olursa Erdoğan yine devlet gücünü kullanarak ve halkı korkutarak kazanır” diyorum.

Tabii bunların hepsi siyasi tahminlere dayanıyor.

Oysa ortada bir de somut veriler var.

Üst üste anketler yapılıyor.

Her ne kadar güvenirliliklerine çok inanmasam da yandaş olan olmayan anket şirketlerinin farklılıklar gösterse de açıkladıkları sonuçlarda kesin bir ortak nokta varsa o da AKP’nin oylarının çok ciddi biçimde azaldığı.

Yine yandaş olan olmayan bütün şirketlerin anket sonuçlarında ortak olan bir nokta da şu; AKP oyları ciddi oranda düşerken toplumda sürükleyici rolü üstlenen bir muhalefet hareketi yok.

Saray tarafı şimdilik seçimden pek söz etmiyor ama CHP ve İYİ Parti genel başkanları “Sorunlar ancak bir erken seçimle çözülür, biz seçim istiyoruz” açıklaması yaptılar.

Peki muhalefet “seçim  çağrısını” ne kadar inanarak yapıyor?

Veya saray göğsünü gere gere erken seçime gidebilir mi?

Bugün sizlere elime en son geçen anketlerden biri olan MAK Danışmanlık Şirketi’nin rakamlarını sunmak istiyorum.

Görüldüğü gibi tüm partilerde düşüş var. Kararsızlar ise parti olarak değerlendirilecek olsalar barajı geçiyor.

Bu normal bir durum değil. Siyasetin içler acısı halini gösteriyor bu tablo aslında.

Gelelim kararsızların dağıtılmasından sonra oluşan duruma;

Eğer seçimler böyle sonuçlanırsa barajı sadece üç parti geçiyor ve parlamentoya giriyor.

Ancak ittifaklar yine yapılacağına göre, normalde barajı aşamayan MHP, Erdoğan’ın yanında Meclis’e taşınıyor.

Şu an için Gelecek Partisi ve DEVA’nın ittifak içinde yer alıp almayacakları kesin olmadığı için muhalefet cephesinde tablo nasıl olur kestirmek zor.

Böyle bir tabloda ortaya çıkan gerçek şu;

Cumhur İttifakı yüzde 47.8 oy alırken Millet İttifakı yüzde 37’de kalıyor. Eğer Gelecek Partisi ve DEVA da ittifaka katılırsa Millet İttifakı toplamı yüzde 41.6 oluyor.

Bu durumda ilk turda cumhurbaşkanı seçilmesi çok zor görünüyor.

İkinci tur içinse her iki ittifakın da HDP oylarına ihtiyacı var.

Millet ittifakı’nın adayını seçtirebilmesi için HDP’nin oylarının tamamına yakınını alması gerekiyor.

Cumhur İttifakı’nın ise sadece yüzde 2.3’e ihtiyacı var.

Elbette siyaset rakamların alt alta toplanması ile şekillenmiyor ancak bu sonuçlar saray için de muhalefet içi de korkutucudur.

Çünkü Erdoğan yüzde 45 ve üstü oy alarak parlamentoda 300’ün üzerinde milletvekili alacağına inanabilir.

Buna karşın ikinci turda tüm muhalefetin birleşmesi halinde cumhurbaşkanlığını kaybedebilir.

Muhalefet ise Meclis’te azınlıkta kalıp cumhurbaşkanlığını kazanabilir ama bu da bir kaosa yol açabilir.

Ya da ilk turda AKP-MHP İttifakı’nın 300’ü geçmesi üzerine Saadet, DEVA, Gelecek Partisi ve diğer sağ partilerin seçmenlerinden bir gurup Erdoğan’ı tercih edebilir ki böyle bir durum Erdoğan’ı aşırı güçlendirir.

Durum “fevkaladenin fevkinde” zor yani.

NOT: Bu değerlendirmelerde yeni kurulan bazı partiler ve onların yaratacağı etki yok. Sarıgül, İnce ve muhtemel bir yeni devletçi Kürt partisi faktörleri de belirleyici olabilir.

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Hiç düşündünüz mü?..

Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz sık aralıklarla yazdığı makaleleri gönderir.

Bu köşenin okurları Vecdet Öz’ün bu yazılarından bazılarını yayınladığımı hatırlarlar mutlaka.

Özden gelen “Hiç düşündünüz mü?” başlıklı yazısı her zamanki gibi yine günün anlamına çok uygun bir yazıydı.

Bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim;

Onlar satıyor biz alıyoruz!.

Onlar üretiyor biz tüketiyoruz!.

Onlar alacaklı biz borçluyuz!.

Onlar dayatıyor biz yapıyoruz!.

Bir Almanya, bir Fransa, bir İtalya’dan neyimiz eksik dersiniz?..

Genç nüfusumuz ve yetişmiş insan gücümüz yeterli!.

Ülke topraklarımız ve öz kaynaklarımız her türlü yatırım ve üretim için son derece elverişli!.

Dünyanın sayılı turizm cennetlerine sahibiz!.

Jeopolitik ve stratejik konumumuz en önemli yaptırım ve pazarlık gücümüz!..

Öyleyse sorun nedir dersiniz?.

Sorun!..

Bunu görmemek ve kaos düzeni kurmak üzere iktidara getirilen..

Teröristle müzakere eden..

TSK’yı tahrip edip milli düğümleri bir bir çözen..

Milli günleri ve kahramanları hürmetten düşürüp alay eden..

Kardeşi kardeşe kırdıran..

Her türlü mülteci akınına kapı açıp milli demografik yapıyı sulandıran..

Ülkenin mal varlıklarını haraç mezat satan..

Rant, rüşvet ve talan çarkı ile yandaşa peşkeş çeken..

Borç ve tüketim ekonomisini yaratıp üretim ekonomisini çökerten..

Sefalet ve cehaleti teşvik eden.

Ahlaki çöküş ve kültürel erezyonu düstur edinen..

Sürekli beka sorunundan bahsettiği halde bizzat kendisi beka sorunu olan..

Cumhuriyet, ecdat ve millet düşmanı dış güdümlü siyasettir!.

SORDUM ÖĞRENDİM

Milli savunma bakanlığı NEXUS ACE’nin ne olduğunu açıkladı

Üç gün önceki yazımda Milli Savunma Bakanlığı’nın Yunanistan’ın Ege’deki tacizlerine aynı şekilde cevap verildiğini açıklayan bildirisinde geçen NEXUS ACE kavramının ne olduğunu merak ettiğimi yazmıştım.

Bu kavramı internette aradığım halde bulamamıştım.

İşin garibi daha önce Milli Savunma Bakanlığı açıklamalarında geçen bu kavramı defalarca kullanan medyamızdan da bir kişi bile merak edip bunun ne olduğunu sormamıştı.

Neyse bu merakımı bizzat Milli Savunma Bakanlığı giderdi.

Bakanlık Sözcüsü Yarbay Şebnem Aktop bu konudaki bilgileri ve “karşılıklı tacizin” ne anlama geldiğini yazılı olarak bildirdi.

Belki merak eden olur diyerek bu bilgileri sizinle paylaşıyorum;

NEXUS ACE; NATO AWACS uçağı ile milli muharip uçaklarımızın birlikte yaptığı taktik seviyede bir eğitimdir. NATO usullerine göre eğitim uçuşu planlanır ve NATO Havadan İhbar Kontol uçağının (AWACS) kontrolünde planlanan görevler icra edilir. Bu görevler esnasında hem Türk Hava Sahası hem de Ege, Akdeniz ve Karadeniz Uluslararası Hava Sahaları kullanılarak uçuşlar icra edilir.

Taciz olarak değerlendirilen hususlara yönelik örnekler aşağıda belirtilmiştir;

  1. Uçakların havadaki uçuş düzenini ve uçuş rotasını bozacak, planlanan eğitim veya tatbikat görevini engelleyecek/aksatacak şekilde başka uçaklar tarafından gerçekleştirilen manevralar,
  2. Havada en az 2000 feet (Yaklaşık 600 m) dikey irtifa farkı olmaksızın önden (Uçuş rotası ile kesişecek şekilde) rotayı kat etmek/geçmek,
  3. Uçuş esnasında uçağa herhangi bir yönden 1000 feet’lik (300 m) teşhis mesafesinden daha fazla yaklaşmak,
  4. Profil (Belirli noktaları ve rotası olan planlı uçuşlar) ve CAP (Hava Devriyesi) görevinde, uçağı hava muharebesine (Dog Fight) zorlayıcı hareketler,
  5. Uçuş güvenliğini tehlikeye düşürücü her türlü hareket,
  6. Uçak silahlarını kullanmaya yönelik radar kilidi atmak ve muhafaza etmek,
  7. Yerden havaya füze kullanmaya yönelik radar kilidi atmak,
  8. Uçuş esnasında herhangi bir füze (Hava-Hava, Hava-Yer) atış usulleri ile diğer uçağa yaklaşmak.

Tüm önleme ve taciz olaylarına aynı ile mukabele edilmektedir.

BUNU YAZMAK GEREK

Yandaş medya da “hukuksuz uygulama” ile tanıştı

Habertürk, RTÜK’ün verdiği 5 program kapama ve en üst düzeyden para cezasının şokunu yaşıyor.

CHP Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın ordu ile ilgili sözleri RTÜK başkanını hayli kızdırmış olmalı ki o da Habertürk’e böyle bir ceza kesti.

Şimdi Habertürk’ün yazarları ve yöneticileri “Bu nasıl bir adaletsizlik, bu nasıl bir hukuksuzluk” diye feryat ediyor.

RTÜK başkanının verdiği ceza gerçekten hukukun katli gibi bir şey.

Ancak içimden “Şimdi başınıza geldi, görün bakalım böyle haksızlıklara uğramak neymiş” demek geliyor.

SÖZCÜ’ye ve yazarlarına hiçbir delile dayanmadan açılan ve hapis cezalarıyla sonuçlanan davalar geldiğinde Habertürk hukuksuzluktan, adaletsizlikten söz ediyor muydu?

Yine SÖZCÜ, Korkusuz, Cumhuriyet, Birgün, Evrensel gibi gazeteler, Basın İlan Kurumu’nun başındaki kişinin beğenmediği haber ya da yorum yayınladıkları için ilan kesme cezalarına uğradığında da Habertürk’ten etkili bir çıkış duyulmadı.

Tele1  ve Halk TV’ye verilen 5’er günlük tam kapamalarda da Habertürk üç maymunu oynadı.

Habertürk ekranlarında bugüne kadar muhalif medyaya uygulanan tamamen hukuk dışı keyfi cezalarla ilgili bir program da hiç yapılmadı.

Şimdi bakıyorum da hepsi birer yandaş olan yazarlar “Olmaz ki bu kadar hukuksuzluk” diyorlar.

Bugün Habertürk, yarın ötekiler, AKP iktidarı oldukça hukuksuzlukla onlar da tanışacaklar.

Yazarlar

Bu tablodan hem saray hem muhalefet korkuyor
Can Ataklı