Can Ataklı
3 Mayıs 2021

Bu kadarı da olmaz ama


KAFAMI BOZAN ŞEYLER

Bu kadarı da olmaz ama

Hafta sonu Twitter hesabıma bakarken fotoğraflı bir başlık gördüm.

Başlığında, “Koyun can, Ataklı Demirtaş’ı aklama derdinde” yazıyordu.

Beş kişinin de fotoğrafı vardı.

Gülten Kışanak, Selahattin Demirtaş, Abdullah Öcalan, Murat Karayılan ve hepsinin önünde ben duruyorum.

Kim atmış bu tweeti?

Aydınlık gazetesi.

AKP iktidarının emrinde, tıpkı eski cemaatçiler gibi her kirli işe fütursuzca soyunan sözde Atatürkçü, devrimci gazete.

Peki neden hakkımda bu kadar ayıp bir şekilde haber yapmışlar?

Çünkü kendi YouTube kanalımda yayınladığım bir sohbette, HDP’nin Amerika Başkanı Biden’in “soykırım” sözlerine verdiği desteği eleştiriyorum ve HDP’yi; Erdoğan’a karşı oluşan muhalif cepheyi AKP lehine dağıtmakla suçluyorum.

Aydınlık gazetesi buna çok kızmış.

Tabii diyeceksiniz ki, “Niye kızsınlar ki, tam da istedikleri bu değil mi?” diye.

Kızmalarının nedeni benim o sohbette Erdoğan’ı devirebilmek için HDP oylarına ihtiyaç olduğunu, ayrıca Demirtaş’ın serbest bırakılması gerektiğini söylemem.

Normal koşullarda Aydınlık ya da diğer iktidar medyasının bu tür rezil saldırılarına pek aldırmam.

Ancak buna çok öfkelendim.

Aydınlık güya zekâ oyunu yaparak bana “koyun” demeye çalışmış.

Ona da o kadar aldırmam.

Ancak beni dünyanın terörist saydığı iki kişi ile aynı fotoğrafa koymaya kimsenin hakkı yok.

Abdullah Öcalan ve Murat Karayılan ile beni aynı kareye sanki fikirdaş, arkadaş, yandaş gibi koymaya kalkmak kimsenin haddi değildir ve olamaz da.

Ayrıca şunu belirtmek isterim; Bu iki teröristle gazeteci olarak bile görüşmedim.

Bununla birlikte Aydınlık gazetesinin sahibi Doğu Perinçek’in, Abdullah Öcalan ile çekilmiş fotoğraflarını da hiç dilime dolamadım bugüne kadar.

Çünkü en azından kendi beyanı “oraya herkes gibi gazeteci olarak gittiği ve röportaj yaptığı” yönündedir ve bir gazeteci olarak bu sözüne itibar etmek isterim.

Aydınlık grubu, gazete ve televizyonuyla, Vatan Partisi’yle AKP’nin dümen suyuna girebilir ve buradan nemalanabilir.

Ben ya da başkaları bu garip dönüşü eleştirebiliriz.

Ama bunun karşılığı fikirsel olarak verilir ancak.

Böyle cemaat dönemini, yani FETÖ’yü andıran, çirkin, rezil, ahlaksız, vicdansız ve namussuz bel altı vuruşlarla yapmak olmaz.

BUNU YAZMAK GEREK

Bu ülkede fikrini söylemek çok zor

Söz; Aydınlık gazetesinin çok ayıp haberinden açılmışken, bu çirkin yayına neden olan “HDP, muhalif cepheyi AKP lehine dağıtıyor” başlıklı YouTube sohbetime de değinmek istiyorum.

O sohbette söylediğim özetle şudur;

“İktidarın terörist olarak nitelediği HDP, yasal ve legal bir partidir. Hiçbir parti afaki iddialarla suçlanamaz, eğer ortada bir gerçek varsa gereği yapılır. HDP siyasetimizin en önemli partilerinden biridir. Açıkçası Cumhurbaşkanlığı seçimini HDP belirleyecektir. Çünkü HDP seçmeni oyunu kime verirse o kazanacaktır. HDP şu anda muhalif cephe içindedir. İktidar kendi çıkarı için bu cepheyi dağıtmak istemekte ve bunun için de HDP faktörünü kullanarak CHP ve diğer partilere hakaretler yağdırmaktadır. Tam böyle bir aşamada HDP’nin Biden’a destek çıkarak, “Ermeni soykırımı vardır” açıklaması yapması, muhalif kesimi yok etmek anlamına gelir. HDP acaba seçimlerde AKP’nin yanında yer almanın ilk adımını mı atmaktadır?”

Arzu edenler YouTube sohbetimi dinleyebilir. Bu konuşmama ne yazık ki HDP’lilerden ve Kürt kesimlerden de küfürlü tepkiler geldi.

Her nedense bu tür konuşmalarımı özensiz dinleyenler, birkaç kelime üzerinde takılarak beni “Kürt düşmanı” ilan etmeye kalkıyor.

Bu Kürt konusu çok netameli bir konu.

Bu yüzden Türkiye’de fikrini söylemek gerçekten çok güç.

İşte gördüğünüz gibi; aynı konuşma, AKP yandaşları tarafından, “Demirtaş’ı ve PKK teröristlerini aklama çabası”, kimi Kürtler tarafından ise “düşmanlık” olarak değerlendiriliyor.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Tam kapama içki yasağı için getirildi

Bakalım “tam kapanma” adı altındaki korona kısıtlamalarında bugün neler olacak?

Tam kapamanın başladığı cuma günü sanki hiçbir önlem yokmuş gibiydi.

Herkes sokaktaydı.

Trafik birçok yerde normal günlerde olduğu gibi tıkanıyordu.

Yetkililer! izin belgesi konusunda bazı yanlış uygulamalar olduğunu vurgulamıştı o gün için.

Sonra İçişleri Bakanı, “Pazar akşamına kadar süre, pazartesi sabahından itibaren e-Devlet’ten alınmamış izin belgeleri kabul edilmeyecek ve cezai işlem uygulanacaktır” açıklaması yaptı.

Tabii bu açıklama üzerine e-Devlet kilitlendi, sistem çöktü.

İzin belgesi alabilen aldı, alamayanlara ne olacak onu da bugün öğreneceğiz.

Ama ben size söyleyeyim, birkaç yerde göstermelik ceza kesmeleri dışında bir şey olmayacak.

Çünkü çok belli ki, bu tam kapama sadece tek amaç için yapılmış.

İçki yasağı uygulamak için.

Çünkü içki yasağı dışında elle tutulur tek önlem yok.

Belki şehirler arası yolculuklar biraz sınırlanmış gibi oldu, o kadar.

İçki yasağının da bugün ya da yarın Danıştay tarafından durdurulması kaçınılmaz.

Çünkü yasalar da anayasa da çok açık, kimse böyle bir yasak koyamaz.

Danıştay, içki yasağını durdurursa tam kapamanın bir anlamı kalmayacak iktidar açısından.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Ruhsar Pekcan bir kader kurbanı aslında

Saray kabinesinin iki kadın bakanından biriydi Ruhsar Pekcan.

Ankaralı bir tüccardı, iş kadınıydı.

Kamuoyu adını çok bilmiyordu.

İlk izlenim, bugünkü iktidarın dinci zihniyeti ile pek ilgisi yokmuş gibiydi.

Yaptığı açıklamalara bakanlar, konuşmalarını dinleyenlerde de “ciddi bir iş kadını” imajı bırakıyordu.

Sonra bir gün Pekcan hakkında bir haber yayınlandı.

Kendisinin ve eşinin sahip olduğu kimyasal üreten şirket; Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na külliyetli miktarda dezenfektan satmıştı.

Yani Ruhsar Pekcan’ın başında oturduğu bakanlığa.

Herkes çok şaşırdı bu habere.

Pekcan birkaç gün hiç konuşmadı, sonra “Ama en ucuzu buydu” dedi, ertesi gün bunun doğru olmadığı, tam tersine en pahalısı olduğu anlaşıldı, akşamına da görevden alındı.

Görevden neden alındığı açıklanmadı, ama bizzat AKP Genel Başkanı, “Verdiği çok değerli hizmetler nedeniyle kendisine şükranlarımı sunarım” dediğine göre, demek ki yolsuzlukla bir ilgisi yoktu görevden alınmasının.

Sonra Pekcan’ın bakan olmadan önce Emine Erdoğan’ın adını kullanarak gümrükten mal çekmeye çalıştığı çıktı ortaya.

Ardından bakanlığı sırasında kendi malları için gümrük vergilerini düşürttüğü de anlaşıldı.

Kimse Ruhsar Pekcan’a kızmasın.

O suçlu değil, bir kader kurbanıdır.

AKP’den olmadığı halde rüyasında bile göremeyeceği bir yere getirilmiş.

Bu arada “Herkes yapıyor, benim onlardan ne eksiğim var” diyerek iki-üç iş bitirmiş.

Belki ne için olduğunu kendisi bile bilmiyor ama kullanılmış ve atılmış.

Bİ SORALIM BAKALIM

Kafama takılan birkaç soruyu topluca sorayım

Son günlerde kafamda birçok soru dolaşıyor.

Aslına bakarsanız her biri ayrı birer yazı konusu olabilir.

Buna karşı Türkiye’de bu gariplikler o kadar çok yaşanıyor ki, saray iktidarımız sayesinde, birini bile tutsam yarına kadar güncelliğini yitirecek yine.

Bu nedenle sonra ayrıntılarını yazmak kaydıyla, kafamdaki soruları topluca sizlere de sunayım;

 Çin aşısında sorun ne, Çin anlaşmaya mı uymuyor yoksa parasını mı ödeyemiyoruz?

– Namaz kılmak ve alışveriş yapmak için yürüme mesafesi içindeki camiler ve marketler tercih edilecek. Peki kastedilen yürüme mesafesi ne kadardır?

 Ağaçlarını ve topraklarını korumak için müthiş direniş gösteren Rize İkizdere’de, AKP yüzde 77.8, MHP yüzde 10.5 oy almış. Toplamda yüzde 88.3 yani. İlk seçimde bu oran ne olur?

– Damat Berat Albayrak neden hâlâ ortaya çıkmıyor?

 Zehra Zümrüt Selçuk neden görevden alındı?

– Yeni Merkez Bankası Başkanı, gazetecilerin sorusuna cevap olarak önceden eline verilen kâğıttaki cümleleri mi okudu gerçekten?

 İçki tümden yasaklansa korona ne kadar zamanda yok olur?

– Hiç içki içilmeyen Suudi Arabistan’da korona nasıl ortaya çıktı?

 Erdoğan en kötü ihtimalle tam kapanmayı Türkiye’de geçirecekse en iyi ihtimal olarak nereyi görüyor?

– Yeni Çalışma Bakanı Vedat Bilgin, “1 Mayıs, ancak özgürlüğün olduğu yerde kutlanır. Özgürlüğün olmadığı ülkelerde, kapalı toplumlarda, kapalı rejimlerde 1 Mayıs kutlanmaz” derken, 1 Mayıs’ın Türkiye’de kutlanmadığının farkında mıydı?

 Polisin insanları dövmesinin görüntülerini çekmek yasaklandı. Bu karar, hangi kanuna göre alındı?

– Tam kapama derken, neden aşı olanların tamamını eve tıkarken, hiç aşı olmamışların lebalep sokaklarda gezmelerine izin veriliyor?

 Bir Türk denize tek başına girerse virüsü yayıyorsa, topluca denize giren turistler nasıl oluyor da korona yaymıyor?

– Yaşar Büyükanıt’ın kızı, babasının vasiyetine uyarak Dolmabahçe görüşmesinde ne konuşulduğunu ne zaman açıklayacak?

Yazarlar

Bu kadarı da olmaz ama
Can Ataklı