Böyle insanların varlığı umudumuzu artırıyor

4 Aralık 2019

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

BÖYLE İNSANLARIN VARLIĞI UMUDUMUZU ARTIRIYOR

Önceki hafta Üsküdarlı bir tanıdığım mesaj atmıştı.

Şöyle demişti; “Üsküdar’da bir dernek var. Erdemliler Dayanışma Derneği. Evsizlere yatacak yer sağlıyor ayrıca sokak hayvanlarına yemek buluyor. Bir kafe açmışlar, gelirini buna harcıyorlar,  bir söyleşi için gider misin?”

Niye gitmemeyim ki? “Biz ailecek kahvaltıya gelelim, böylelikle sohbet sırasında daha fazla bilgi edinirim.”

Yağmurlu pazar sabahı, evsiz insanlar için fedakarca kendilerini ortaya koyanlarla içimizi ferahlatan, bize yaşamanın anlamını öğreten çok keyifli bir kahvaltı yaptık. Küçük kızım anlatılanların ne kadarını algıladı elbette bilemiyorum ama bu dünyada evsizlerin de olduğu, onlara mutlaka elimizi uzatmamız gerektiği, insan olmanın gereğinin bu olduğu muhtemelen bilinçaltına girmiştir.

Geçen pazar gittik.

Üsküdar Musiki Cemiyeti’nin tam karşısında minicik bir kafe.

Adı Luanas. “Ne demek?” diye sordum. Meğer üç sokak hayvanına verdikleri isimlerin ilk hecelerinden oluşturmuşlar bu ismi.

Derneğin başkanı Erkan Alaca ve gönüllü üyeleriyle çok güzel bir kahvaltı yaptık.

Bu kafede herkes gönüllü çalışıyor, her şey mutfakta yapılıyor, kâr amacı hiç yok. Elde edilen tüm gelir, dernek için harcanıyor, kimse para ya da maaş almıyor.

Erdemliler Dayanışma Derneği Başkanı Erkan Alaca, evsizlere yönelik çalışmasını bir gece gittiği cami avlusunda yatanları görünce başlatmış. Dernek, bu nedenle camilerin gece evsizlere açılmasını da talep ediyor.

Dernek şu anda 11 evsize bakabiliyormuş.

Ancak ondan çok daha fazlasına yemek, yıkanma ve temiz kıyafet hizmeti verebiliyormuş.

Evsizlere sahip çıkmanın ne kadar zor olduğunu anladım o sohbette.

Evsizler Üsküdar’da derneğin tuttuğu müstakil bir evde kalabiliyor, yemek yiyebiliyor. Bu arada evde kalsın kalmasın birçok evsiz buraya gelerek yıkanma ihtiyacını karşılayabiliyor. Ayrıca bu süre içinde giysileri de yıkanıp ütüleniyor, bunun yanı sıra ihtiyaç sahiplerine yeni giysiler de veriliyor.

Örneğin bu insanların barınması için bir yer bulmak bile çok büyük sorun. Kimse, kim oldukları bilinmeyen evsizlerin gidip gelmesi için mülklerini kiraya vermek istemiyormuş.

Evsizler sonuçta sorunlu insanlar. Kimleri kimseleri yok, onları bir arada tutmak, iyilik yapmak bile aslında çok zor.

Erhan Alaca, “Buna rağmen” dedi, “Biz yapmak istediklerimizi anlattıkça insanların ilgisi de artıyor. Kimi hayli fedakar biçimde gönüllü olarak çalışırken, maddi olarak destek vermeye çabalayanlar da aslında az değil, ama neye yeter ki?”

Kahvaltı sohbeti sırasında o kadar çok “insan öyküsü” dinledik ki gözlerimiz doldu. Çok duygulandık.

Böyle insanların varlığı, o insanların başkaları için kendi yaşamlarını bile hiçe sayarak çabalamaları da hayata olan umut ve güvenimizi artırdı.

O minicik kafede, çok büyük yüreklerle tanışmanın keyfini yaşadık.

Buna karşı insani ve vicdani çabaları anlatmak da bir yazıda çok kolay değil.

Diyorum ki, sizlere de iletişim kanallarını vereyim, bu insanları tanımak, onlara destek olmak, hem acıları hem mutlulukları paylaşmak isteyenler gitsinler kendileri görsünler, sonra da ne yapmak istiyorlarsa yapsınlar.

KAFAMI BOZAN ŞEYLER

BU YAŞANANLARA TANIM YAPAMIYORUM

İktidar partisi, termik santrallerin bacalarına filtre takma zorunluluğunu iki yıl erteleyen bir yasayı kabul etmişti Meclis’te.

Doğal olarak toplumda tepki oluştu.

Aklı başında insanlar sırf patronların biraz daha para kazanması için, insan sağlığının tehlikeye atılmasına karşı çıktılar.

Yasayı AKP getirdiği için yandaş tetikçi medya, çevre ya da halk sağlığı konularına hiç girmeden bacalara filtre takılmasının ertelenmesinin ne kadar harika bir karar olduğunu yazıp çizdiler.

Öyle ki CNN isimli yandaş bir kanal, “O bacalara filtre takılması için işlerin birkaç gün durdurulması bile ne kadar büyük bir maddi kayba neden olacak biliyor musunuz?” diye yayın bile yaptı.

AKP milletvekilleri, genel başkanları Erdoğan’a yaranmak için olsa gerek, çıkardıkları yasayı sosyal medya hesaplarında gururla paylaşarak ne kadar iyi bir işe imza attıklarını anlattılar.

Sonra ne oldu anlamadık bile, Erdoğan yasayı veto ediverdi.

Oysa yasanın çıkmasını isteyen bizzat kendisi zaten.

Parti genel başkanı olarak, milletvekillerinin böyle bir yasa çıkardığından habersiz olabilir mi? Ayrıca hangi milletvekilinin ne haddine ki Erdoğan’dan habersiz bir yasayı oylamaya kalksın.

Erdoğan’ın aslında kendi kendini veto etmesi üzerine yandaş tetikçi medya anında 180 derece döndü.

Meğer Erdoğan çok çevreciymiş ve halk sağlığına da çok önem verirmiş, yasayı bu nedenle veto etmiş.

Çıkardıkları yasayı gururla anlatan AKP milletvekilleri, bu kez “Halk sağlığına önem veren sayın cumhurbaşkanımızın bacalara filtre yasasını veto etmesi fevkalade iyi bir şeydir” demeye başladı.

En tuhaf olan da Erdoğan’ın konuyla ilgili açıklaması oldu.

Bir gazeteciye talimat verilmiş olmalı ki “Termik santral düzenlemesi AK Parti’nindi. Kaygılarınızı AK Parti grubuna iletmiş miydiniz?” diye sordu.

Erdoğan müthiş bir cevap verdi; “Tabii o dönemde de yine aynı şeyler gündemimizde oldu. Bunları hep söyledik, konuştuk.”

Şaka gibi.

OKURDAN MESAJ

Bu okur mesajı Antalya Belediye Başkanı’na

Sizlerle dün aldığım bir e-posta mesajını paylaşmak istiyorum.

Sevgili Can Bey; 2018’de Konyaaltı Veteriner İşleri Müdürü Mutlu Karacaoğlu, bir köpeği yasa dışı toplayıp araca bindirirlerken boynunun kırılıp ölmesine sebebiyet vermişti…

Miting yapmıştık ve o zamanın Belediye Başkanı değerli Muhittin Böcek, talebimizi vicdanen kabul ederek o kişiyi işten atmıştı fakat devlet memuru olduğu için mahkeme kanalıyla tekrar göreve başladı…

Yeni Başkan Semih Esen de bu kişiden rahatsız ama nedense bir şey yapmıyor.

O müdür geçen hafta, bir kamyon dolusu zavallı köpeği şehrin bir ucu olan Kundu’da dağlık alana açlığa atarken kameralara yakalandı.

8 Aralık saat 14.00’te belediye önünde basın açıklaması yaparak Başkan’dan, bu vicdansız müdürü işten uzaklaştırmasını talep edeceğiz.

Zira orası “Babamın çiftliği istediğimi yaparım” diyerek bizleri aşağı gören sahipli hayvanları alıp uyuşturucu iğnenin dozajını fazla verip ölümüne sebep olan, geçmiş yıllarda hayvan barınağında mangal yapıp hayvanları kokusuyla perişan eden birinin yeri olamaz.

Antalya Hayvan Hakları Derneği

ÇOK GÜLDÜM

DURUMA EN ÇOK UYAN FIKRA

İktidar partisi ve yalakalarının termik santral bacalarına filtre konusunda takındıkları tavır, çok bilinen bir fıkrayı aklıma getirdi.

Gerçi çoğunuz biliyorsunuzdur ama tam gününe geldiği için olsun, bir kere daha anlatayım.

Özellikle CNN isimli yandaş kanalın yayınından sonra sanki cuk oturuyor bu fıkra.

Padişah patlıcan yemeğine bayılırmış.

Dalkavuğu da padişah her patlıcan yediğinde başlarmış patlıcanın niteliklerini övmeye.

“Patlıcan şöyle iyi bir yemektir, çok lezzetlidir, her türlü yemeği yapılır, sağlığa şöyle faydalı, böyle yararlı…”

Gün gelmiş padişah çok sevdiği patlıcandan ve yemeklerinden sıkılmış “Gözüm görmesin, artık patlıcan yemek de görmek de istemiyorum” demiş.

Dalkavuk bu kez başlamış patlıcanı kötülemeye.

“Acıdır bir kere, çok yıkamak gerek, yemekleri mide yakar, kiloya çok tesiri vardır…..”

Saray efradından biri dalkavuğa, “Yahu tamam dalkavuksun ama düne kadar patlıcanı övüyordun” diye takılmış.

Dalkavuk hiç istifini bozmamış, “Ne olacaktı ki” demiş “Ben padişahın dalkavuğuyum, patlıcanın değil.”