Bir şey yapmalı

26 Şubat 2020

Suriye ve İdlib’le ilgili anlatılanlar aslında gerçeğin belki de yarısı bile değil.

Dış politikayla ilgili tüm konularda durum aynı.

Her konuda her şey kötü gittiği için iktidar bir çok şeyi saklıyor.

İyi gitseydi çıkıp yaptıklarıyla övünür ve herkesi sustururdu.

Gözaltına almak, tutuklamak, ceza vermek ya da soruşturma ve koşuşturmalarla değil.

AKtrollerin yaygarası başka hikaye.

Yandaş medyanın çirkefliği çok daha başka hikaye.

Böyle giderse biz bu Suriye ve Libya konularını bir yirmi yıl daha konuşuruz.

AKP’nin niyeti ortada.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu dün bu konuya değindi.

Kılıçdaroğlu; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İdlib’le ilgili söylemlerine dikkat çekerek önemli değerlendirmelerde bulundu.

Kılıçdaroğlu “Erdoğan ‘Suriye ordusu İdlib’den çekilmeli’ diyor ama İdlib’in Suriye toprağı olduğunu unutuyor. Yok eğer Erdoğan İdlib hatta Halep, Şam hatta tüm Suriye’yi işgal edecekse çıksın bunu söylesin” dedi.

Arap medyasında Kılıçdaroğlu’nun tespitlerime paralel yorumlar var.

Bunun nedeni Türk Ordusu’nun İdlib ve genel olarak Fırat’ın doğusuyla batısındaki konumu.

TSK’nın buralarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın övgüyle bahsettiği eski adı ÖSO şimdiki adı SMO yani Suriye Milli Ordusu’na bağlı on binlerce ‘ılımlı’ militanla birlikte hareket ediyor.

SMO militanlarının göğüs ve kollarında eski Suriye bayrağıyla birlikte Türk Bayrağı bulunmaktadır.

Adamların silahını, parasını ve her şeyini Türkiye karşılıyor.

SMO içinde çok sayıda farklı gruplar var ve bu grupların bir çoğu IŞİD ve El Nusra’dan farklı değil.

Nusra ve müttefiği örgütlerin İdlib ve çevresinde 50 bin kadar militanı var ve Türk Ordusu İdlib’i koruyor.

Rusya ve İran destekli Suriye ordusu, İdlib’i bu teröristlerden kurtarmaya çalışıyor Ankara “olmaz” diyor.

Dünyadaki algı bu.

Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın TSK’ın Suriye’den çıkma koşullarını pazar günü anlatmıştım.

O koşullara dikkat çeken Arap ve batı medyası ‘Türkiye’nin Suriye’den çıkma niyetinin olmadığı” yönünde yorumlarda bulundu.

Biraz daha ileri giderek ben “Türkiye’nin Suriye sorununu çözme gibi bir düşüncesi yoktur” diyorum.

Keşke ben yanılsam da Ankara yarın Suriye ile barışsa.

Keşke ben yanılsam da Ankara bu sorunu çözmek için gerekli olan adımları atsa ve her şey 2011 öncesine dönse.

Hiç bir şey zor değil ama niyet gerek.

Libya için de durum aynı.

Ankara neyi nasıl düşünüyor biliyorum ama bunların hiç biri gerçekleşmez.

2011’de Suriye ile ilgili ne söylediysem şimdi Libya için söylüyorum.

Ama amaç Libya’yı da Suriye gibi yapmaksa o zaman bildiğiniz yolda devam edin.

Ama şundan yüzde yüz eminim ki AKP hiç bir konuda hiç bir hedefine varamayacaktır.

BOP’takiler hariç.

Risklerin giderek karmaşık bir hal aldığı zamanımızda Kılıçdaroğlu ve onun gibi düşünenlere büyük görevler düşüyor.

Ben çok ciddiyim.

Kim ne düşünüyorsa bir an önce bir şeyler yapmalı.

Suriye’yi kurtarmak Türkiye’yi kurtarmak demektir.

Halklarının akraba olduğu Türkiye ve Suriye kurtulursa İran, İrak ve hatta Lübnan kurtulur.

Bunun için acilen OBİT gerekli.

Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı’yla önce bu ülkeler kurtulur sonra da tüm coğrafya.

OBİT dört harf olabilir ama bu dört harf olmadan bu coğrafya kurtulamaz.

OBİT için CHP önder rol oynamalı ve coğrafyadaki tüm dinamik, yurtsever ve barıştan yana kişi ve güçleri yanına alarak harekete geçirmelidir.

Bu coğrafyada herkes çok avı çekti.

Türkler, Araplar, Persler, Kürtler, Sünniler, Şiiler, Aleviler, Ezidiler, Süryaniler, Ermeniler ve bu toprakların tüm insanları.

Bırakın artık kendi aranızdaki aptalca kavgaları.

Son verin batının oyunlarına.

Kendi akıl, vicdan ve iradenizi kullanma zamanı.

Bu laflar laf olmaktan çıkmalı.

Mutlaka bir yolu olmalı.

Yarın olmaz şimdi.

O da olmazsa herkesin işi bitmiş olur.

Kalan sağlar da Trump’ın olur.