Memduh Bayraktaroğlu
5 Ocak 2022

Bilmeden inanmak işe yarar mı?..


Bilim diyor ki:

İnanmakla bilmek arasındaki farkı kabul edin…

İnancınızı, bilimin önüne koymayın…

Bilirseniz…

Tanrıdan korkmaz, ona sadece saygı duyarsınız

Tanrı evrendir…

Ve artık evren:

Bilinendir….

Bilinenden korkmak niye?..

Bilirseniz:

Korkmaz…

Endişe etmez…

Kendinizi güvende hissedersiniz…

Güvende olduğunuzu bilirseniz:

Mutlu olursunuz…

Zira:

Mutsuzluğun temel sebebi:

Korkular…

Kuşkular…

Endişeler ve…

Şüphelerdir…

Canlarım…

Gecenin karanlığında…

Kapınızı kimin çaldığından eminseniz…

Ve…

Tanıdığınız, bildiğiniz, güvendiğiniz biriyse rahatlar…

Kötü biriyse:

Tedbir alırsınız…

Ama…

Kim olduğunu bilmezseniz:

Korkar…

Endişelenirsiniz.

Demek istemem o ki:

İyi bir dindarsanız:

Sadece inanmakla kalmayın

Bildiğiniz için inandığınızdan:

Emin olun…

BOŞ LEVHA…

Canlarım;

“Tabula rasa” terimini mutlaka biliyorsunuzdur…

Bilmeyenleriniz de eminim ki adını duymuşlardır…

“Rasa” ya da “rosa”, “boş” demek…

Tabula da bizim dilimize “tabela” olarak geçen bir tür “levha…”.

Bu terim:

Youtube kanalımı izleyenlerin…

Her videomda arkamdaki kitaplığımda gördükleri John Locke tarafından üretildi?..

John Locke:

Özgürlükçü felsefî düşüncemin temel yapı taşlarından biri olan filozofların en başında gelir…

Sıklıkla görüşlerine “danıştığım” içindir ki…

NUTUK ile…

En kolay ve en hızlı bulabileceğim yerde durur…

EKMEK Mİ ÖZGÜRLÜK MÜ?..

Canlarım…

Her birey gibi…

Dünyaya boş bir beyinle gelen halkımızın çoğunluğu (Ne yazık ki…).

O boş levhayı biraz olsun bilgiyle doldurmaya üşendiği için…

Özgürlüğün değerini bilememekte…

Her, az gelişmiş ülke halkında olduğu gibi…

Ekmeği, özgürlüğüne tercih etmekte…

Elbette ikisinin bir arada (Ekmeği, iş olarak kabul edebiliriz) olması:

Arzulanandır…

Ama…

“Ehemini mühimine tercih et” derseniz:

Özgürlüğü tercih ederim…

Zira…

En bilinen “özgürlük arayışı” kuralıdır…

Ekmeği olan insan özgürlüğünü elde edemeyebilir…

Fakat…

Özgür insan:

Ekmeğini her zaman bulur…

KÖLENİN İŞİNE YARAR…

İngiliz soylusu, yıllardır yaşadığı Afrika ülkelerinden birinden ayrılıp, adaya dönmeye karar verdi…

Afrikalı kölesini çağırdı…

“Sana bir müjdem var” dedi…

Kölenin gözleri sevinçle parladı…

“İngiltere’ye dönüyorum ve seni azat ediyorum; artık özgürsün…”.

Kölenin az önce mutluluktan parıldayan gözlerindeki ışık söndü…

Elleri göbeğinin üzerinde bağlı…

Bakışlarını ayakuçlarına dikip:

Öylece kaldı…

“Sevindiğini sanmıştım” diyerek hayretini belirtti İngiliz Soylu

“Müjde deyince, giderken bana av köpeğinizi hediye edeceğinizi sanmıştım da…” dedi Köle

Kölelik böyle bir şeydir canlarım…

Av köpeği, özgürlükten daha değerlidir…

Çünkü…

Kölenin işine yarar…

İNSANI İNSAN YAPAN DEĞER:

Lock, kader inancını kabul etmez…

Çünkü doğduğumuzda:

Beynimiz boş bir tablo gibidir…

Locke’a göre:

İnsanı insan yapan değer:

Özgürlüğüdür…

Özgür olmayan bir insan

İnsanlığının temel yapı taşlarından birini kaybetmiştir

O halde…

İnsana ilk olarak öğretilmesi gereken değerlerin en başında: Özürlük gelir…

Canlarım…

Daha fazla uzatacak, derin felsefe yapacak değilim…

Bu kadar lafı ise:

Halkımızın çok büyük bir bölümünün:

Özgürlüğü hiçe saydıklarını hatırlatabilmek için ettim…

EKMEK İÇİN KÖLELİĞİ YEĞLEMEK…

Mustafa Kemal Atatürk, insanlara “önce özgürlük (Bağımsızlık) derken…

Ancak özgür olunduğunda ekmeğe kolayca ulaşılabileceğini biliyordu…

Ne yazık ki son 20 yıldır insanlarımız “kaderci…”.

Ve…

“Ekmeğim olsun da özgürlüğüm olmasa da olur” zavallılığına alıştırıldı…

O nedenle “Çin modeli” uyguladığını iddia edecek kadar “özgürlük düşmanı” bir zihniyet iktidarda:

Kafa şu:

“Ekonomimizi Çin gibi büyütelim ve fakat özgürlüğümüzü de Çinliler gibi bir tek kişinin emrine verelim…”.

İnanın bu konu referanduma götürülse…

Halkımızın büyük çoğunluğu:

“Özgürlük değil ekmek/para” diyerek ekmeği/işi/aşı:

Özgürlüğüne tercih eder…

Onun için:

“Çin modeli” dedi ya arkadaş…

Köleliğin tercih edileceğinden o kadar emin ki…

YAZIK OLUYOR ÇOCUKLARIMIZA…

Diyanet İşleri Başkanı dedi ki:

“2011’de Kur’an kurslarının önündeki 5. ve 8. sınıfı bitirme engeli kaldırıldıktan sonra Diyanet İşleri Başkanlığı olarak 7 yaşından önce de sonra da Kur’an kurslarımıza öğrencilerimiz gelmeye başladı.”

Böyle bir nesil, özgürlük peşinde koşabilir mi?..

Bu dünyasını silip atmış…

Bilinmeyene kavuşmak için

Özgürlüğünden vazgeçmiş bir nesille:

Geleceğe hazırlanabilir miyiz?..

Yazık oluyor çocuklarımıza…

Yazık ediliyor…

Yazarlar

Bilmeden inanmak işe yarar mı?..
Memduh Bayraktaroğlu