Can Ataklı
18 Şubat 2021

Biden korkusu muhalefetin ayağına iki bakan götürdü


DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Biden korkusu muhalefetin ayağına iki bakan götürdü

Salı günü AKP iktidarı döneminde bir ilk yaşandı.

İktidarın burnundan kıl aldırmayan iki bakanı, CHP ve İYİ Parti genel başkanlarını ziyaret ederek “başarısız kurtarma operasyonu” hakkında bilgi verdiler.

Muhalefete karşı “Sana mı soracağız, sen kimsin, haddini bil, karışma sen” sloganlarını kullanmaktan pek hoşlanan AKP iktidarının bu ani tavır değişikliğinin sebebi ne ola ki?

Çok basit;

Biden korkusu.

Çünkü bir iki bakan, muhalefetin ayağına kadar giderek, “Gara operasyonu bir kurtarma operasyonuydu. Maalesef PKK’nın elindeki rehine vatandaşlarımızı kurtaramadık, ama rehineleri bizim bombalarımız öldürmedi, teröristler hepsini kurşuna dizdi” dediler.

Bunu kanıtlamak için de ellerindeki dosyalarda bulunan bazı fotoğrafları gösterdiler.

Bu fotoğraflarda ne var bizler bilmiyoruz.

Anlattıklarına göre operasyon sırasında çekilmiş görüntülermiş bunlar.

Ayrıca şehit olan vatandaşlarımızın cansız bedenleri görülüyormuş.

Peki ne oldu da muhalefete özellikle CHP ve genel başkanına çok ağır hakaretler savuran bu bakanlar, muhalefetin ayağına kadar gittiler.

Denmiş ki, “Rehineler, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bombalaması sonucu öldüler.”

İki bakan bunun doğru olmadığını anlatmak için iki muhalefet liderine gitmişler.

Buna gerek var mıydı?

Aynı açıklamayı zaten Meclis’te yaptılar.

Ayrıca muhalefet liderlerine gösterilen fotoğraflar, burada kamuoyuna da açıklanabilirdi.

Öyle olmadı.

İktidar bugüne kadar gösterdiği kibre hiç uymayan biçimde müthiş bir telaşa kapılmış.

Niye acaba?

Sanıyorum iktidarı “Biden korkusu” sarmış.

Nedenini anlatayım;

Rehineleri TSK bombalarının öldürdüğünü söyleyen kim?

PKK’nın olduğu bilinen birkaç internet sitesi…

Dışarıdan yayın yapıyorlar.

Peki bir PKK sitesi böyle bir iddiada bulundu diye bu kadar telaşa kapılmanın alemi var mı?

Koskoca devlet ne olduğu belirsiz bir terörist internet sitesini ciddiye mi alırmış?

Elbette ciddiye alınmaz ama benzer bir iddia üstü kapalı olarak Amerika’dan geldi.

İşte o bir sorundur.

Amerikan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Eğer PKK’nın yaptığı teyit edilirse çok sert biçimde kınarız” dendi.

Yani Amerika rehinelerin teröristler tarafından öldürüldüğü konusunda ikna olmamış.

Aslına bakarsanız diplomasiye hiç uymayan bir açıklama bu.

Velev ki vatandaşlarımız “dost ateşi” ile şehit oldular, Amerika’nın üstüne vazife değil bunu söylemek.

O halde niye böyle bir şey yaptı Amerika?

Muhtemelen “uyarı atışı” yapıyor, “Sözümü dinlemezsen başını derde sokarım” diyor.

Öyle anlaşılıyor ki, saray iktidarı Biden yönetiminin blöf yapmadığını hissediyor.

Bu salvoları geçiştirmek için muhalefeti de arkasına almaya çalışıyor.

Aksi takdirde bu iki bakanın muhalefetin ayağına kadar gitmesi mümkün değildir.

Kılıçdaroğlu ve Akşener, görüşme ile ilgili henüz ayrıntı vermediklerine göre saray iktidarı şimdilik bu desteği almış görünüyor.

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Sağlık Bakanı, Erdoğan’la hiç görüşmüyor mu?

Sağlık Bakanı’nın nasıl bir ruh hali içinde olduğunu çok merak ediyorum.

Çünkü korona salgınını önlemek için binbir çaba harcıyor, herkesi uyarıyor ama işe bakın ki, en çok uymayan kişi bizzat partisinin genel başkanı.

Yani kendisini o makama atayan kişi.

AKP Genel Başkanı laf olarak çok güzel şeyler söylüyor koronaya karşı önlemler konusunda.

“Sloganımız” diyor, “biliyorsunuz maske, mesafe ve temizlik. Bunlara hepimizin uyması gerek, uymayanları da uyaralım” diye ekliyor.

Bu kurallara uymayanlara ağır cezalar da getirdiler üstelik.

Ayrıca kamuoyunda dikkat çeksin, özendirici olsun diye İçişleri Bakanı, kendi Twitter hesabının adını “Süleyman Soylu, Maske-Mesafe-Temizlik” diye değiştirdi.

Ancak sıra uygulamaya gelince durum farklı.

Millete, “maske-mesafe-temizlik” uyarısı yapan AKP Genel Başkanı, söz konusu AKP kongreleri olunca bunu unutuveriyor.

Tüm parti, dernek, vakıfların genel kurul yapmaları yasak.

Bu yasak AKP’ye ise sökmüyor.

Sökmediği gibi bir de üstüne AKP il kongrelerinin daha da kalabalık olması için Erdoğan bizzat çağrı yapıyor.

Önce 4 ilde birden yapılan kongreye video konferansla katıldığında, “Bu ne güzel kalabalık, bu daha da artmalı” dedi.

Sonraki kongrelerde iller yarışa girdiler daha da kalabalık olmak için.

Rize’de “Koronaya rağmen burayı lebalep doldurmuşsunuz ne mutlu bize” dedi gülerek.

Şansa bakın ki, Sağlık Bakanlığı da tam Erdoğan’ın bu konuşmayı yaptığı sırada Rize ve Trabzon’un “en çok hasta görülen iller” olduğunu açıkladı.

Tesadüf mü yoksa Sağlık Bakanı “Elimizden bir şey gelmiyor, belki bu yolla genel başkanın dikkatini çekeriz de bu lebalep kalabalıkların önüne geçeriz” diye mi düşünüyor?

Fahrettin Koca’nın durumu zor ki ne zor yani…

YENİ ÖĞRENDİM

Bürokratı emir eri gibi kullanmanın kolay yolu vekaletten geçiyor

Geçenlerde CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ile konuştum.

“Biliyor musunuz” dedi, “devlette birçok önemli makam vekaletle yürütülüyor.”

Ben de “Aslında bu yeni değil, AKP iktidarı ilk yıllarından beri uygular bunu” cevabını verdim.

Ahmet Necdet Sezer önemli noktalara laiklik ve Cumhuriyet’le sorunu olanların atanmasına karşı çıkar ve kararnameleri imzalamazdı.

Erdoğan da o zaman işin kolayını bulmuştu, Sezer’in atamadığı kişileri vekaleten göreve getirirdi.

Vekaletle gelen kişi, özlük hakları açısından biraz kayba uğrardı ama devletin tümüyle ele geçirilmesi açısından bu fedakarlığı! yapmaya dünden razıydılar zaten.

Gürer, “Bu kez öyle değil, devleti vekaletle yürütüyorlar çünkü artık amaç farklı” dedi.

Sonra da bir örnek verdi Ömer Fethi Gürer.

“Milli Eğitim Bakanlığı’nı seçtim” dedi, “Ziya Selçuk’a, ‘Bakanlığınızda vekaleten görev yapan yönetici sayısı kaçtır? Görevleri nedir?’ diye sordum, aldığım cevap düşündürücüydü” diye ekledi.

Milli Eğitim Bakanı’ndan gelen cevaba göre, merkez teşkilatlarında 5 genel müdür ve 70 şube müdürü, taşra teşkilatlarında ise 8 il milli eğitim müdürü, 4 il müdür yardımcısı, 76 ilçe müdürü ve 13 şube müdürü de vekaleten görevlerini sürdürüyormuş.

CHP milletvekili, “Aslında bütün bakanlıklarda durum böyle, nedeni ise çok basit ama bir devlet yönetimi için feci” dedikten sonra anlattı;

“Görevi vekaletle sürdüren birini değiştirmek çok kolay, bir yazıyla bunu yapabiliyorsunuz, ayrıca vekaleten görev yapan birine talimat vermek hukuka uygun olmasa bile iş yaptırmak çok daha kolay.”

İktidara artık liyakatli memur değil, emir eri gibi laf dinleyen, hiç itiraz etmeyen ve haklı haksız her istenileni yerine getiren kişiler lazım.

BUNU YAZMAK GEREK

Lafla dik durulmaz gereğini yapın

Gara’daki trajediden sonra iktidar henüz kimseyi sorumlu tutmadı.

Tutacağı da yok galiba.

Çünkü başta AKP Genel Başkanı ve ilgili bakanları olmak üzere bütün AKP sözcüleri ve iktidar medyası “başarı öyküleri” anlatmakla meşguller.

Toplam 16 şehit vermişiz, 5 yıldır rehin olarak tutulan vatandaşlarımız ölmüşler, bu hiç konuşulmuyor da coğrafi koşulları çok ağır olan bir dağda operasyon yapmanın zorluğu dile getiriliyor.

Başta asker olmak üzere herkesin susması gerek oysa.

SÖZCÜ Gazetesi de iktidara hemen burnumuzun dibindeki terör kamplarını göstererek, “Amerika burada teröristlere yardım götürüyor. Bu konvoyları engelleyin” diyor.

Çok haklılar da böyle bir şey olmaz, olmayacak da…

Çünkü olsa zaten bugüne kadar olurdu.

Amerika, AKP iktidarının terörist olarak ilan ettiği YPG-PYD’ye yıllardır silah ve mühimmat yardımı yapıyor.

15-20 bin militan vardı önceleri, şimdi 150 bine yaklaşan dev bir ordu kuruldu bölgede.

Hepsi tepeden tırnağa silahlı bunların…

Yıllardır “Gözünüzün önünde bir terör yapılanması var, durdurun şunları yoksa bir gün başımıza büyük dert olacak” sözlerine hiç kulak asmadı iktidar.

Sebebi basit.

Çünkü orada Amerikan bayrağı dalgalanıyor.

Öyle olunca da iktidar cesaret edip müdahalede bulunamıyor.

Buna karşı laf bol.

“Eeeey Amerika” diyorlar.

Bunun bir “dik duruş” olduğunu da söylüyorlar.

Oysa dik duruş lafla olmaz, icraat lazım.

İktidarın bu cesareti var mı?

Yok tabii.

O halde geçelim.

ÜZÜLDÜM

Doğan Cüceloğlu’nun anısına

Türkiye bir aydınını, iyi bir insanını daha yitirdi.

Psikolog, yazar Doğan Cüceloğlu önceki gün aramızdan ayrıldı.

Sosyal medyada herkesin “çok iyi söz ettiği” bir isim Cüceloğlu.

Demek ki hem kendini herkese sevdirmiş hem de yaptığı işle ciddiyet ve saygınlık kazanmış.

Dün sosyal medyada Cüceloğlu’nun bir küçük yazısı dolaştı gün boyu.

Ailelere çocuk yetiştirme konusunda eşsiz dersler veren Cüceloğlu, çocuk eğitiminde de pek çok esere sahipti.

Cüceloğlu’nun, çocukların yetiştirilmesi konusundaki bu küçücük yazısını sizlerle de paylaşmak istedim.

Şöyle demiş Doğan Cüceloğlu;

Saygı gören çocuk saygılı olur.

Sevgi gören çocuk seven olur.

Doğruluğu gören çocuk adil olur.

Dinlenen çocuk iyi bir dinleyici olur.

Seçenek hakkı olan çocuk sorumluluk sahibi olur.

İyilik gören çocuk iyi arkadaş olur.

Ve tüm bunları gören çocuk harika bir insan olur.

Yazarlar

Biden korkusu muhalefetin ayağına iki bakan götürdü
Can Ataklı