Hüsnü Mahalli
13 Kasım 2020

Bence her şey yasaklanmalı!


İçişleri Bakanlığı’nın son genelgesiyle “tüm illerde vatandaşların özellikle yoğun olarak bulunduğu valilik ve kaymakamlıklarca duyurulan cadde ve sokaklar (özellikle trafiğe kapalı olanlar), ihtiyaç duyulan meydanlar ve toplu taşıma araç durakları gibi alanlarda, sigara içmek yasaklandı”.

Koronavirüs ile mücadele kapsamında!

Bildiğim kadarıyla dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir uygulama yok.

Herkes sigaraya karşı ama virüsten çok öncesinde.

Dünyanın bir çok ülkesinde sigaranın yasaklanmasıyla ilgili uygulamalar var.

Ama hiçbir ülke sigara üretim ve satışını yasaklamıyor.

Herkes “Sigaranın öldürücü” olduğunu söylemekle yetiniyor.

Düşünceler öldürücü değil ama çoğu yerde yasak.

Türkiye’de olduğu gibi.

Dönelim sigara yasağına.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sigaraya karşı olduğu biliniyor.

Ben de karşıyım.

Dışarda yasaklandığına göre işi biraz daha sıkı tutup evlerde de kullanılmasına izin vermemeli!

Devlet yasaklayınca vatandaş uyar!

Ya evlerde “ihbar mekanizmasını” işletelim ya da polis ve bekçiler sokaktaki insanların üstünü koklayarak sigara kontrolü yapsın!

Ya da üfleme usulüyle.

Trafik polisinin yöntemiyle.

Oldu olacak alkollü içkileri de toptan yasaklayalım!

Ya da vergilerini bin kat artıralım!

O da işe yaramazsa içki içenleri kırbaçlayalım!

Ramazan’da oruç tutmayanları da!

Teravihe gitmemek ne demek!

İnsanlar iyilikle yola gelmiyorsa zor kullanmak vacip olur!

Yollarda el ele tutuşmak da ne demek!

Parklarda öpüşmek Maazallah!

Evli olmayanların birlikte aynı evi paylaşması çok ayıp!

Peki hırsızlık serbest mi?

Ya da rüşvet almak.

Ya da dolandırıcılık.

Kadınları ve çocukları hedef alan cinsel taciz ve istismarcılar ne olacak?

Haberlerine yayın yasağı kondu mu bu iş biter!

O da olmazsa “kişilik haklarına saldırma” der yasakları delenler içeri atılır.

Konuşmak yasak be kardeşim!

Sigara da yasak, içki de yasak konuşma da yasak!

Gerisi serbest.

Demokrasi dediğiniz şey “liderin keyfine göre çizdiği sınırdır”.

Beğenmeyenler ya oturduğu yerde oturur ya da bu ülkeyi terkeder.

Ne diyordu “vatanperverler”:

“Ya sev ya terket”.

Memleket onların tapulu malı!

Kimin neyi nasıl seveceğine yalnızca onlar karar verecek!

Vatandaş onlardan daha akıllı olamaz!

Üniversite bitirmiş biriyle çobanın kapasitesi aynı olamaz!

Bazen de tecrübe konuşur!

Benim Nöroloji Hocam Prof. Dr. Derya Uludüz’ün vurgusuyla “Siz siz olun beyninize iyi bakın”.

Yani aklınıza mukayyet olun.

Allah korusun başınıza bir şey gelirse vay halimize!

Baş; bizim başımız ama içindeki malzeme sanki başkasının!

Bildiğiniz kelle paça hikayesi.

Geldiğimiz nokta inanılmaz.

Benden söylemesi yasaklar sigarayla sınırlı kalmayacak.

Ağustos 1999 depremi için “geçici” olarak konan sonra da “kalıcı” hale getirilen vergiler gibi.

Vergi deyince yakında halka açık alanlarda dedikodu ve fiskos da yasaklanır.

Örneğin halka açık ve kapalı alanlarda büyüklerimiz hakkında kötü söz söylemek!

Ne demiş atalarımız:

“Yerin, duvarın, tavanın ve hatta çatının kulağı var”.

Yoksa da yakında olur.

Hatırlıyorum da Saddam zamanında çocuklar okulda öğretmenlerine gidip “Babam Saddam’a küfretti” diye ihbar ediyordu.

İran’da bazı insanlar “içki içen komşularını” ihbar ediyormuş.

Başka ülkelerde bazıları komşularının sicilini tutuyor.

Bekçiler de herkesi fişliyor.

Özellikle yasakları delenleri.

Bir kez delenlere bir şey olmuyor ama zırt pırt delenler fena oluyor.

Ne demiş atalarımız:

“Karda yürü izini belli etme”!

Rahmetli Özal ne demişti:

“Benim memurum işini bilir”.

Ne günlere kaldık ya Rabbim.

Siz siz olun kafatasınıza mukayyet olun.

Kaç paket sigarayla ya da kaç duble rakıyla olunur bilemem ama böyle giderse bunlar iyi günleriniz olacak.

Yazarlar

Bence her şey yasaklanmalı!
Hüsnü Mahalli