Hüsnü Mahalli
19 Eylül 2021

Ben burada yokken 


Bildiğiniz üzere geçirdiğim ameliyattan dolayı yaklaşık üç haftadır burada yoktum.

Elbette içeride çok önemli şeyler oldu ama ben daha çok dışardakileri önemsiyorum çünkü içeride olan her şey dışarıda olup bitenlerin ya nedeni ya da sonucudur.

Örneğin Esad’ın son Moskova ziyareti.

Putin’le yapılan görüşmede ele alınan tüm konular dolaylı- dolaysız Türkiye’yi ilgilendiriyor.

Özellikle son dönemde üç Türk askerinin Nusra ve IŞİD benzeri terör örgütleri tarafından şehit edildiği İdlib konusu.

Tam da Rusya desteğindeki Suriye ordusunun İdlib’i bu örgütlerden geri almak için hazırlık yaptığı konuşulurken.

Tam da ABD ile Rusya arasında kapsamlı görüşmelerin yapıldığı ve bu görüşmelerde İdlib ve Fırat’ın doğusunun konuşulduğu sırada.

PYD/YPG yöneticilerinden İlham Ahmed’in Moskova’da (Çarşamba) özerklik konusunu konuştuğu sırada.

Peki İdlib’te ne olabilir?

Her an her şey olabilir.

Ortam gerginleşirse oradaki Türk askeri ne yapacak?

Türk askerinin korumasındaki Nusra ve diğer grupların militanları ne yapacak?

Savaş çıkarsa kalıp direnirler mi yoksa Türkiye’ye mi sığınırlar?

Belki de Türkiye üzerinden Afganistan’a gidip Taliban’a katılırlar!

Çoğunluğu Çeçen, Uygur Türkü ve Orta Asya kökenli olan bu militanların Afganistan’a gitmesine Çin, Rusya ve ilgili ülkeler ne der?

Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’de önceki gün toplanan Şanghay ülkeleri liderleri İran’ın örgüte katılmasını onayladı ve Afganistan kaynaklı tüm konuları görüştüler.

Tam bu sırada uzun süredir kayıp olan Kaide’nin lideri Eymen Zavahiri 11 Eylül saldırısının yıl dönümünde ortaya çıktı ve “ABD ve İsrail’e karşı mücadele” çağrısında bulundu.

Tam bir maskaralık.

Peki Libya’da durum ne?

Ankara’nın iş tuttuğu İslamcı gruplar kendi aralarında kavga edip duruyor. Herkesle çok karmaşık ve karanlık ilişkileri olan Ankara bu işten tedirgin olduğu için Kaddafi’nin oğullarıyla temas halinde.

Arap ve sınır komşusu olmanın avantajını kullanan Mısır tüm taraflarla temasını sürdürüyor ve batının desteğiyle Türk askerinin Libya’daki varlığına ve Türkiye’nin oraya taşıdığı Suriyeli paralı askerlere karşı kampanya yürütüyor.

2017’de savaşın eşiğine gelen ( tiyatro gereği) Katar Emiri Temim, Suudi Veliaht Muhammed ve BAE Başkanı Muhammed Bin Zayid’in kardeşi Tahnun’un şortlu tatil fotoğrafı beni şaşırtmadı.

Peki emperyalist ülkelerin kendi aralarındaki kavgaya ne demeli?

ABD ve İngiltere kendi aralarında anlaşarak Avusturalya başbakanıyla tezgah çevirmiş ve daha önce Fransa’ya verilen nükleer denizaltı siparişini iptal ettirmişler.

Yani Macron’a kazık attılar.

Karakter meselesi.

Çünkü aynı Fransa Moskova’ya satmayı taahhüt ettiği Mistral denizaltı anlaşmasını 2015’de ABD’nin baskısıyla iptal etmişti.

Peki Lübnan’da ne oldu?

ABD, AB ve İsrail’in yaptırım, ambargo ve tehditlerine rağmen Hizbullah, İran’dan petrol getirterek ülkede yaşanan yakıt sıkıntısını giderdi.

Sıkıntıdan dolayı elektrik kesilmiş, hastaneler çalışamaz duruma gelmiş insanlar perişan olmuş ve ülke yok olmanın eşiğindeydi.

Son olarak Norveç’teki seçimlere bakalım.

Geçen hafta sonu yapılan seçimlerde sol, sosyal demokrat ve çevreci partiler oylarını artırarak seçimin galibi oldular. 169 sandalyeli meclisin 100 sandalyesini kazanan sol partiler 8 yıllık Başbakan Erna Solberg’in (Erdoğan’ın iyi dostu) sağ koalisyonuna son verdi.

Solberg 9 Nisan’da kendi koyduğu Korona kısıtlamalarına uymayarak lebaleb doğum günü kutlaması yaptığı için 2350 dolar ceza ödemek zorunda kalmıştı.

Sırada Avrupa’nın en önemli ülkesi Almanya var.

26 Eylül’de yapılacak seçimlerde sosyal demokrat partinin 12 yıllık sağcı Merkel iktidarına son vereceği bekleniyor.

Avrupa’da sol rüzgarı esiyor darısı Türkiye’nin başına.

Tam da memlekette Ali Erbaş “efsanesi” konuşulurken.

Gezi olaylarının “kahramanı” Palalı Sabri’nin fuhuş çetesi hikayesi çok daha “efsane”!

Neyseki adamın haberlerine erişim yasağı konulmuş.

Zindaşti-Aliye Uzun-Burhan Kuzu olayında olduğu gibi.

Normal çünkü burası “dini mazbut” bir ülke!

Bir AKP’linin söylemiyle “insanların günah işleme özgürlüğü var”!.

İki Türk askerini canlı canlı yakma emrini verip sonra da Gaziantep’e gelerek kuş dükkanı açma özgürlüğü gibi.

Umarım kuşları da yakmıyordur!

Yazarlar

Ben burada yokken 
Hüsnü Mahalli