Memduh Bayraktaroğlu
6 Haziran 2022

Başka ne diyeyim be canlarım?..


Günümüzden 4000, 3000, 2000 ve hatta:

1000 yıl önce…

İnsanlığı en çok meşgul eden üç belâ vardı:

Kıtlık (Açlık)…

Salgın hastalıklar…

Ve…

Savaşlar…

Bugün…

Yine aynı belâlar hüküm sürüyor…

Yine kıtlık tehlikesiyle karşı karşıyayız…

Yine salgın hastalık tüm insanlığı tehdit ediyor…

Ve yine:

Savaştırılıyor insanlar…

Geçen 4000 senede insanlar:

Bilgilerini yenilemişler

Kıyafetlerini yenilemişler…

Ulaşım araçlarını yenilemişler…

Silâhlarını yenilemişler…

Tarım modelini yenilemişler…

İletişim imkânlarını yenilemişler…

Ama…

Karakterlerini yenileyememişler…

Yine muhterisler…

Yine aç gözlüler

Yine benciller

Yine acımasızlar

Yine vicdansızlar

Ve yine:

Garibanları savaştırıyorlar…

Ve canlarım…

Kıtlığın (Açlığın, yoksulluğun) da…

Salgın hastalıkların da…

Savaşların da müsebbipleri…

4000 yıldır olduğu gibi…

Yine muktedirler…

Yine egemenler…

Yine toplulukları (Ülkeleri, devletleri) yöneten:

Muhteris politikacılar…

(Dürüst, temiz yürekli, haysiyetli, onurlu, devlet insanı karakterine sahip politikacıları tenzih ederim…).

Ama…

Ve fakat…

Ve lâkin:

Bütün bu belâları insanlığın başına

Muhteris politikacı milleti musallat ettiği halde…

Bu felâketlerden…

Bu belâlardan…

Muhteris politikacıları değil:

Tanrı’yı sorumlu tutan…

Her türlü belâyı Allah’tan bilen:

Hem cahil…

Hem fakir seçmenlerle dolu dünya…

Başka ne diyeyim be canlarım?..

Başka ne diyeyim?..

ÜÇ ERKİN EŞİTLİĞİ…

Demokratik hukuk devletlerinin hedefi:

Seçilmiş padişahların zulmünü önlemek…

Kölelik düzeninin sürdürülmesine izin ve imkân vermemek…

Her konuda fırsat eşitliğini sağlamaktır…

Kuvvetler Ayrılığı İlkesi:

Demokratik hukuk devletinin hedeflerine ulaşabilmesi için uygulamaya (Anayasalara) konmuştur…

Kayıtsız şartsız egemenliğin asıl sahibi olan halk bu hakkını kullanırken:

Üç erki görevlendirmiştir:

Yasama…

Yürütme…

Yargı…

Demokratik Hukuk Devletini kuranlar bu konuda…

Neden bu kadar:

Hassastır?..

İnsanlık tarihi:

Tek adamların (Kral, Sultan, şah, Padişah, Halife):

Kulları olarak gördükleri insanlara yaptıkları zulümlerle doludur da ondan…

Kuvvetler Ayrılığı İlkesi, demokratik hukuk devletlerinin olmazsa olmazıdır…

Halk, egemenliğini ancak:

Yasama, Yürütme ve Yargı kuvvetlerinden her birinin:

Diğeri karşısında:

Bağımsız…

Denetçi…

Ve dengeci olmasıyla kullanabilir…

Ancak…

Bağımsızlık…

Denetçilik…

Ve dengecilik asla:

Birinin diğerine müdahalesine dönüşmemelidir…

İŞE YARAMAZ…

Bir diktatör ölüm döşeğinde…

Başında Kuran okuyan din işleri başkanına soruyor:

“Hocam giderken altınlarımı da götürebilir miyim?..”

Hoca başını kutsal kitaptan kaldırıp:

“İşe yaramaz Sayın Başkanım…” diyor, “hepsi erir…”.

MAMALARI KESİLİR…

Hangi yıldı hatırlamıyorum…

Ama…

60’lı yılların ikinci yarısı olmalı…

Zeki Müren, Maksim’de, dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın olduğu gece…

İlk on şarkısını smokinle söyledikten sonra…

Saz heyeti çalmaya devam ederken…

Soyunma odasına gitti…

Döndüğünde üzerinde:

“Mini etek” vardı…

Gerçi o kıyafetine “Gladyatör” diyordu rahmetli ama…

Basbayağı mini etekti…

Atıfet ve Cevdet Sunay, Müren’in mini etekli şovu bitinceye kadar salonda kaldılar…

Sonra da gazinonun arka kapısından çıkıp gittiler…

Nereden aklıma geldi?..

“Sanatçı” dünyanın neresinde olursa olsun “uçuk kaçıktır…”.

İşte bunlardan biri de ünlü pop müzik solisti Gülşen

Sahne aldığı mekânda giydiği kıyafet konuşuluyor…

Sizler de görün istedim…

Cesaretli bir tercih ama dedim ya:

“Sanatçı…”.

Bu arada yine de hatırlatayım…

Gülşen’in bu kıyafetini, eğlence dünyasının ünlüleri giyemezler

Neden giyemezler?..

Cesaret mi edemezler?..

Yok canım ondan değil…

Giyerlerse, AKP’li belediyelerden konser alamaz…

Saray’a davet edilmezler…

Yani: Mamaları kesilir…

DOĞRUSUNU SÖYLEYEYİM

Tabii ki artık hepiniz biliyorsunuz ki:

Hayat pahalılığı ile enflasyon aynı şey eğil…

Yine hepiniz biliyorsunuz ki:

Maaş ve ücretlere zam yapmak başka…

Enflasyon farkı olarak maaşları arttırmak başka…

Erdoğan kabinesi maaş ve ücretlere zam yapmıyor

Enflasyon farkı veriyor…

Ve tabii ki:

Yetmiyor…

2022 yılı ocak ayı maaşıyla (Mesela) 50 kg et alan bir:

Memur, emekçi ya da emekli…

Bugün aynı maaşıyla ancak:

32 kilo et alabiliyor…

İktidar önümüzdeki ay başında (Belki) maaş ve ücretlerde yapacağı artışla…

Yine 50 kg et alınabilme imkânı yaratacaksa…

Bunun adı zam değil…

Enflasyon farkıdır…

Eğer…

Memur, emekçi ya da emekli

Temmuz maaşı ile ayda 60 kg et alabilecekse

İşte o zaman iktidar…

Maaş ve ücretlere %20 zam yapmış sayılacak…

Tabii bu arada…

İlk altı ayda yitip giden kayıplarının telafisi de mümkün olmayacak…

SOKAĞA ÇIKMAYA KORKUYORUM…

AKP Genel Başkanı, ekonomik beceriksizliğin ve başarısızlığın sebebine türlü bahaneler uydurdu…

Ama…

Tutmadı…

“Dış güçler” dedi tutmadı…

“Her ülkede enflasyon var” dedi…

Kamuoyu diğer ülkelerdeki yıllık enflasyon oranının…

Bizim aylık enflasyon oranından bile düşük olduğunu öğrendi…

“Her ülkede hayat pahalı” dedi…

Temiz ahlâklı medya ve yazarları…

O ülkelerde eşelmobil uygulandığını…

Fiyatlar artsa bile…

Hayatın pahalanmadığını yazdılar…

Sözümün özü canlarım…

Erdoğan’ın bunlara benzer pek çok bahanesi kamuoyunu ikna etmeyince…

9 yıl önce yapılan harika bir protesto eylemini attı ortaya bu defa…

Ve…

Bakın ne dedi:

“Gezi olaylarıyla başlayan ve ardı ardına devam eden ihanetlerin ülkemize kur faiz enflasyon şer üçgeni üzerinden ödettiği ağır bedeller olmasaydı, bugün 1.5 trilyon doları bulan bir milli gelirle çok farklı bir yerde olacaktık…”.

Aklıma geldikçe gülüyorum…

Ancak…

“Bu adam kendi kendine neden gülüyor?” deyip benle kafa bulacaklar diye…

Dünden beri, sokağa çıkmaya:

Korkuyorum…

HAFIZA GÜCÜ…

Eğlence dünyamızın üç ünlü kadını sohbet ediyorlardı…

Sekizinci kocasıyla evli olan:

“Kocama eski hayatımla ilgili her şeyi anlattım” dedi…

Bir diğeri takdirle ellerini çırptı:

“Bu büyük cesaret gerektirir şekerim…”.

Başından sadece üç evlilik geçen girdi araya:

“Tabii bir de çok kuvvetli bir hafıza…”.

Yazarlar

Başka ne diyeyim be canlarım?..
Memduh Bayraktaroğlu