Ahmet Takan
17 Şubat 2021

Barzani’nin yeni bir kalleşliği mi?..


Gara operasyonunda tek başarısızlık, terör örgütü PKK tarafından alıkonulan Türk vatandaşların kurtarılamayıp haince katledilmeleri miydi?..

Maalesef !.. Dünü çok çabuk unutmak gibi amansız bir hastalığa yakalanmışız. Buna bir de idrak yolları enfeksiyonu eklenince, gelişmeleri bir birine ekleyemiyoruz. Bağlantıları göremiyoruz. Neden sonuç ilişkileri üzerinde kafa yoramıyoruz. Tüm bunları bir tarafa bırakın, en basit sorgulamaları bile yapamıyoruz. Ortalığın ustaca hamasete boğulduğu dönemlerde duygu denizinde boğuluyoruz. Hesap sorulması gerekenlere paçayı kurtarması için kıyak üstüne kıyak yapıyoruz!..

★★★

Yaklaşık 5-6 yıldır, kalleş terör örgütü PKK’nın  alıkoyduğu vatandaşlarımızı kurtarmak için neden daha önce operasyon yapılmadığı haklı bir soru. Üstelik ,şehit düşen vatandaşlarımızın Gara’ya getirilmeden önce terör örgütü tarafından Türkiye’ye daha yakın bölgelerde yer değiştirilerek  alıkonulduğunu Ankara’nın derin koridorları çok net olarak biliyordu.

★★★

Hafızam beni yanıltmıyorsa 2019’un Temmuz ayıydı… Yine bir şehit haberi ile yüreklerimiz dağlanmıştı. Bu sefer kahredici haber, Irak’ın Erbil şehrinden gelmişti. Türkiye’nin Erbil Başkonsolosluğu’nda görevli diplomatlara yönelik saldırıda Türk diplomat şehit olmuştu. Saldırıda başkonsolosluk görevlisi Osman Köse şehit olmuş, iki Irak vatandaşı yaşamını yitirmiş, bir kişi de yaralanmıştı.  O gün, öğlen yemeğini yemek için Erbil’in en korunaklı ve lüks semtinde bulunan Huqqabaz isimli Türk restoranına giden Türk diplomatlar, masaya oturmalarının hemen ardından silahlı saldırıya uğramıştı. Üç kişi olduğu belirtilen saldırganların uzun namlulu silah kullandığı ve doğrudan Türk diplomatların oturduğu masayı hedef aldığı bildirilmişti.

Bu cinayetin karanlık noktaları gün ışığına çıktı mı?.. Hayır!..

O günlerde Ankara’nın derin koridorlarında istihbarat savaşları, hatalar, tedbirsizlikler, güvenilemeyecek kişilere ve Irak’taki yapılanmalara bel bağlamalar konuşuluyordu. Ve, bu yüzden  sekteye uğrayan, terör örgütüne ve sözde yöneticilerine darbe indirmek için  planlama aşamasındaki büyük operasyonlar!..

★★★

Geride bıraktığımız Ocak ayının sonlarında Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın yanına Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler’i de alarak gerçekleştirdiği Kuzey Irak ziyareti aslında Gara operasyonunun işaret fişeğiydi.

Hatırlayalım;

Hulusi Akar, Türkiye’nin Erbil Başkonsolosluğu’nda temaslarına ilişkin değerlendirmelerde bulunup gazetecilerin sorularını yanıtlarken şunları söylüyordu;

“PKK terör örgütü ile mücadele ve güvenlik konuları başta olmak Türkiye ve Irak arasındaki konulara ilişkin karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Görüşmelerin sonucunda görüşlerimizin ve yaklaşımlarımızın birbirine çok yakın olduğunu görmekten memnun olduk. Birçok konuda mutabık kaldık. Bu konuları da önümüzdeki günlerde çalışmak suretiyle hem Irak’ın hem Türkiye’nin güvenliği bakımından alınması gereken tedbirlerle ilgili çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”

Anlattıklarının muhatapları tarafından dikkatle dinlenildiğini ve not alındığını vurgulayan Akar, “Onların da bizimle benzer şekilde düşündüklerini gördük. Önümüzdeki günlerde ne yapılacağı konusunda kendileriyle konuştuk, görüştük. Yapacağımız çalışmaları sürdüreceğiz, karşılıklı heyetler arası görüşmelere devam edeceğiz. Bunların da kısa zamanda araziye çok olumlu şekilde yansıyacağına inanıyorum” diye konuşuyordu.

O gün o toplantıyı yerinde izleyen gazeteciler işaret fişeğini görmüştü. “Araziye olumlu yansıma”dan kastının ortak bir operasyon olup olmadığının sorulması üzerine Bakan Akar, şu yanıtı veriyordu:

“Başlangıçtan bugüne böyle bir şey söylemek yerine, karşılıklı bilgi alışverişimizi sürdüreceğiz, bilgi değişimi konusunda uygun mekanizmaları kuracağız. Bu çalışmalarımızın etkinliğini artırmak için de iş birliğimizi gece-gündüz sürdüreceğiz. Bu konuda taraflar iradelerini ortaya koydular. Bu konuda özellikle bölgesel yönetimin iradesinin çok değerli, anlamlı ve saygıdeğer olduğunun da altını çizerek belirtmek istiyorum.”

★★★

Hulusi Akar’ın altını çizdiği şeylere ne olmuştu acaba?.. Yine güvenilen dağlara Şubat karı mı yağmıştı?..

Başkentin güvenlik koridorlarında görev yapan yetkililer söylüyor: “Kandil’in işlevi Gara’ya kaydırıldı.“

Sorular:

-Harekatın amacı; yeni yeri tespit edilen PKK terör örgütünün  askeri karargah yapılanmasını yok etmek miydi?..

– Bölücü terör örgütünün sözde  merkez komite üyelerinden birinin veya bir kısmının burada olmasına dair ne gibi istihbari bilgilere ulaşılmıştı?.. Mesela, Dr. Bahoz Erdal ve Murat Karayılan denen katillerin orada oldukları mı söylenmişti?..

– AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın vereceği müjde haberi bu operasyon sonucu yakalanacak üst düzey  sözde merkez komite üyelerinden birinin veya birkaçının sağ veya ölü yakalanması mı olacaktı ?..

-Operasyonda böyle bir direniş bekleniyor muydu, sonuç olarak özel kuvvetler doğru bir şekilde yönlendirilmiş miydi?..

-Alıkonulan Türk vatandaşlarının orada olduğu biliniyorsa kalleş terör örgütü içindeki en tehlikeli ve acımasız terörist olan Bahoz Erdal’ın katliam emrini vereceği hesaplanamamış mıydı?.. Burada bir değerlendirme ve analiz hatası yapılmış mıdır?..

★★★

Gelelim, hain bölücü terör örgütü PKK tarafından alıkonulan diğer Türk vatandaşlarına…

Sorular:

-Terör örgütü PKK’nın istihbarat merkezi olarak Kamışlı’da ne kadar Türk güvenlik görevlisi alıkonuluyor?.. Ve bunların sağ salim kurtarılması için neler yapılıyor?..

-ABD’nin Şengal yakınlarında, kontrolündeki PKK için inşa ettiği hapishane ne amaçla kullanılıyor?.. Burada da ,terör örgütü tarafından alıkonulan Türk vatandaşları var mı?.. Varsa bunların kurtarılması için herhangi bir girişimde bulunuluyor mu?.. Yoksa, ABD ile süregelen kavgalar tamamen kayıkçı kavgasından mı ibaret?..

★★★

Yukarıdaki satırları, Savunma Bakanı Hulusi Akar ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun siyasi parti liderlerine ayrı ayrı ve Meclis Genel Kurulu’na yapacağı bilgilendirmedeki açıklamaları hiç dikkate almadan  yazdım. Neden?.. Çünkü, sürekli güçlendirilmiş parlamenter sisteme işaret eden muhalefet partileri liderinden , Akar ve  Soylu’ya “Gidin gerçekler neyse yüce Meclis’e  hepsini anlatın. Bize özel olarak anlatıp da yüce Meclis’ten saklayacağınız bir şey olamaz” deyip, bakanlara randevu vermemelerini beklerdim.

Bu arada!.. Ankara kulislerini dikkatle dinliyorum… Ayak izlerini takip ettikçe, aklıma Uludere olayı ve sonrası geliyor!..

★★★

Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar.  Mekanları cennet olsun.

 

Yazarlar

Barzani’nin yeni bir kalleşliği mi?..
Ahmet Takan