Can Ataklı
27 Aralık 2019

Babayiğitler çok mu utanıyor?


MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Babayiğitler çok mu utanıyor?

Bugün AKP Genel Başkanı, “yerli” diye sunulan otomobilin test sürüşünü yapacak.

Yağmur fırtına nedeniyle program son anda değişmezse “yerli” denilen otomobilin ilk test sürüşü Körfez Köprüsü üzerinde yapılacak.

Hemen uyarayım, benzin koymayı unutmasınlar, geçmişten acı hatırası vardır çünkü.

Erdoğan, yerli otomobil yapılması için talimatı 1 Kasım 2017’de vermişti.

AKP Başkanı, bir grubu saraya çağırmış, heyet içindeki 5 şirketin sahiplerini de anons ederek, “Sizi babayiğitler olarak kabul ediyorum. Bana bir yerli otomobil yapacaksınız” demişti.

Hepsi de teker teker ayağa kalkarak “Siz istersiniz de biz yapmaz mıyız” edasıyla  salonda bulunanları selamlamışlardı.

Kimdi bu şirketler ve sahipleri hatırlayalım;

Anadolu Grubu; Tuncay Özilhan

BMC; Ethem Sancak

Kıraça Holding; İnan Kıraç

Vestel; Ahmet Nazif Zorlu

Turkcell; AKP veya saray.

O günden bugüne bu “babayiğit” olarak tanımlanan patronları, bir daha birlikte göremedik.

Göremediğimiz gibi “ürettikleri yerli ve milli otomobille ilgili” tek satır açıklamalarını bile okumadık, duymadık.

‘Yerli’ diye sunulan otomobille açıklamaları hep teknolojiye bakan Mustafa Varank yaptı.

Bu size de tuhaf gelmiyor mu?

Hesapta 4 milyar dolarlık bir yatırım yapıldı.

İlk otomobil de ortaya çıkıyor bugün ama patronlar ortada yok.

Durum, patronluğun ruhuna aykırı.

Adam başı 500 milyon dolardan daha büyük bir yatırım yapıyorsunuz, Türkiye’nin gururu olarak ilan edilen ilk “yerli ve milli” otomobili ortaya çıkarıyorsunuz, bunun gururunu yaşamadığınız gibi ortaya da çıkmıyorsunuz.

Utanıyorlar mı acaba?

Yoksa korkuyorlar mı?

Ben görmedim, aranızda gören var mı? Ama galiba ilk kez milyarlarca dolarlık yatırım yapan patronlar kendilerini gizliyor.

Tepeden talimat gelmiş olabilir.

Bİ SORALIM BAKALIM

Babayiğitlere bazı sorularım var

Türkiye’nin “ilk yerli ve milli otomobili” bugün bizzat AKP Genel Başkanı tarafından tanıtılacak.

“İlk yerli ve milli” diyorum, belki bazıları itiraz edebilirler “Anadol vardı” diyebilirler.

Onun motoru yerli değildi. Kaporta ve motor dışındaki aksamı burada yapılmıştı.

Anadol bir süre idare etti, model geliştiremediler; bunun üzerine İtalyan FIAT ile anlaşıp bu kez Murat 124 adıyla otomobil yaptılar.

Adı Murat olunca yerli kabul edilmişti o zamanlar.

Şimdiki arabanın ise her şeyinin “yerli ve milli” olduğu söyleniyor.

Gerçi galiba Türkiye’de henüz bir fabrika yeri bulup inşaatı bitiremedikleri için örnek otomobili İtalya’da yapmışlar, motorunu da Ukrayna’dan takmışlar, ama olsun; o kadar kusur kadı kızında da olur.

Yerli ve milli ilk otomobil bugün direksiyonuna AKP Genel Başkanı’nın geçmesiyle inşallah başarılı bir sınav verecek.

Her ne kadar güya bu otomobili yaptıkları söylenen “beş babayiğit” ortaya çıkmasa da bazı sorular sormak istiyorum.

Örneğin, “Fabrika nerede kurulacak? Yeri alındı mı, inşaatı başladı mı?”

Ne bileyim belki de fabrika yapılmıştır bile, onu da gizlemişlerdir. AKP Genel Başkanı bugün bu konuda da bir sürpriz yapabilir belki.

Sonra “Bugüne kadar toplam ne kadar yatırım yapıldı?”

Otomobilin tanıtımını AKP Genel Başkanı yapacak, herkes otomobili ilk kez bu tanıtımda görecek.

“Peki hesapta bu işe toplam 4 milyar dolar yatıracak olan patronlar bugüne kadar otomobili gördü mü, test sürüşünü yaptı mı ya da izledi mi, yoksa onlar içinde sürpriz mi olacak?”

Yine soralım bakalım; “Bu otomobili yapmak için hangi Türk mühendis ve işçileri çalıştı?” Bunu da çok merak ediyorum.

Bir başka merakım da “Babayiğit patronlar, ürettikleri bu yerli ve milli otomobile kendileri binecek mi? Şirketlerinde kullanılmasını isteyecekler mi?”

Sonra şu da var; “Şirketin başında kim oturuyor, genel müdür kim, yönetim bu beş babayiğit arasında nasıl paylaşıldı?”

ŞAŞIRDIM

İğne yapmak için 15 gün sonraya randevu verdiler

Hali vakti pek iyi olmayan bir dostum var.

Yaşı gereği bacaklarından, özellikle dizlerinden çok çekiyor.

Diz kapağındaki rahatsızlığı gidermek için yılda bir yaptırmak zorunda olduğu bir iğne var.

Adı O…… Plus.

550 liralık bir ilaç.

Sıradan bir iğne değil, uygulamak için uzman hekimlik gerektiriyor.

Ancak devlet hastaneleri bu iğneyi yaptırmak için en az 15 gün sonrasına gün veriyor.

Dostum, “13 Ocak’a kadar ağrılar sızılar içinde yaşamaya mahkum ediyorlar beni. Böyle mi olur sağlık hizmeti?” diye yakınıyor.

İğne, özel hastanede yapılamıyor mu?

Yapılıyor da o da çok tuzluya mal oluyor.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Bu gerginlikle nereye kadar?

Hem çok şaşırıyorum hem çok üzülüyorum.

Bana göre Türkiye, bu kadarını hak etmiyor artık.

Ülkeyi tek başına yöneten, artık kimsenin karışamadığı hatta öyle ki en küçük bir uyarıda bile bulunamadığı Tayyip Erdoğan ne yapmak istiyor, anlamak gerçekten giderek zorlaşıyor.

Aklıma ilk gelen bir “baskın seçim” oluyor hep.

Çünkü yaptığı her şey sanki bir seçime endeksli gibi görünüyor.

Güya halkın tepkisi üzerine geri çekilen bazı yasalar, veto edilen imtiyazlar, yerli otomobil hayalini canlandırmalar, Libya konusunda büyük fırtınalar koparmalar, Kanal İstanbul’da dayatmacı söylemler, asgari ücret jesti, Sinan Aygün’ün CHP’ye saldırtılması akla ilk gelen örnekler.

Hiçbiri Türkiye için gerekli değil ama her biri bir anda hayati önem taşıyacak hale gelebilir.

Peki iktidarı pekiştirmek, bir erken baskın seçimde gücünü artırmak için değer mi Türkiye’yi bu kadar gerginleştirmeye, riske atmaya?

Bu girişi niye yaptım? Çünkü Erdoğan dün partisinin İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Çok gergindi yine.

Sözlerinden seçilmiş bazı cümleleri sizlere de sunmak istiyorum.

Erdoğan niye bu kadar gergin, niye bu kadar öfke içinde?

Neden sanki her an birilerinden intikam almayı düşünüyor?

İşte konuşmadan seçme cümleler;

– Suriye’de sınırımız boyunca kurulmak istenen terör tuzağını bozduk.

– Bazı ülkeler teröristlerin 30 kilometrelik hattın dışına çıkarılacağını söyledi. Ancak sözlerin tutulmadığını gördük.

– Yeni bir sığınmacı dalgasına tahammülümüz olmadığını Avrupa’ya söyledik, İdlib’de sükunet sağlanmalıdır.

– Türkiye’de her şeyin yerlisini ve millisini yaptık, ana muhalefet konusunda bunu başaramadık. İnşallah milletimizle birlikte bunu da başaracağız.

– Libya bize hem Osmanlı’nın hem Gazi Mustafa Kemal’in yadigarıdır, haberin var mı Bay Kemal?

– Libya’da, ülkemizle yakın bağları olan milyonlarca insan var. Darbeci general tarafından başlatılan saldırılara karşıyız.

– Biz davet edildiğimiz yere gideriz, davet edilmediğimiz yere gitmeyiz. Şu anda bir davet olduğuna göre buna icabet ederiz.

– İBB Belediye Başkanlığı’nı nasıl olduysa aldılar ama İstanbul seçimlerini AK Parti kazandı. Şimdi çıkmış ‘Kanal gereksiz’ diyor. Bunun kararını vermek sana düşmez, bu karar bize ve İBB Meclisi’ne aittir.

Gerçekten şaşırıyorum ve üzülüyorum başta yazdığım gibi.

Örneğin muhalefete eleştiri dozu neden kin ve nefret duyguları içinde yapılıyor?

Ağır kelimeler kullanarak, halkın bir bölümünü muhalefete karşı aşırı biçimde kışkırtmanın kime ne yararı var?

Sanki bu iktidar sona doğru koşar adım gidiyor.

Tarihin bize sunduğu eşsiz gerçeklerden birini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Geçmişte nice çok güçlü krallar, diktatörler, firavunlar, derebeyleri, en güçlü olduklarını sandıkları anda yıkılıp gittiler.

Yazarlar

Babayiğitler çok mu utanıyor?
Can Ataklı