Korkusuz
Memduh Bayraktaroğlu

Az gelişmiş ülkenin birinde

Nasrettin Hoca’yı ağaçta dal keserken gören komşusu:

“Az sonra düşeceksin Hoca” dedi...

Çünkü...

Hoca Nasrettin:

Bindiği dalı kesiyordu...

★

Ertesi gün...

Bir kolu ve bir bacağı sarılı komşusunun kapısını çaldı Hoca...

“Komşu” dedi, “Benim ağaçtan düşeceğimi bildin, ne zaman öleceğimi de bilirsin...”.

Komşusu hocanın bir muzırlık peşinde olabileceğini düşündü:

“Önümüzdeki Perşembe öleceksin” dedi gülerek...

★

Hoca, ağaçtan düşeceğini bilen adamın...

Öldüğünü de bileceği zannıyla cuma günü uyanmadı...

İttiler, kaktılar yok...

“Öldü herhalde” deyip yıkadılar, kefenlediler, gömdüler...

★

Gece uyandı Hoca...

Güç bela kefenle çıktı mezardan...

Koşmaya başladı...

★

Tam o sırada...

Bir fincancı kervanı geçiyordu kabristanın yanından...

Hocayı gece karanlığında beyaz kefen içinde gören katırlar:

Ürktü...

Koşmaya başladılar...

Fincanlar döküldü...

Hepsi tuzla buz oldu...

★

Hoca’yı yakalayan fincancılar bir güzel patakladılar...

Hoca o haliyle evine gitti...

Karısı şaşırdı ama sevindi de...

★

Ertesi gün Hoca’nın dirildiğini duyan komşular eve akın ettiler...

İçlerinden yaşlıca biri sordu:

“Hoca, öbür dünya nasıl?..”.

“Fincancı katırlarını ürkütmezsen, buradan farkı yok” dedi Hoca...

★



Az gelişmiş ülkeleri...

Bindiği dalı kesen politikacılar yönetir...

Ama...

O politikacıların yağcıları...

“Bindiğin dalı kesiyorsun düşeceksin” demez...

Aksine:

“Ne kadar da güzel dal kesiyorsun bravo” deyip alkışlarlar...

★

Aynı ülkenin halkı da...

Bu dünyada yediği dayakları...

Öbür dünyadaki fincancı katırlarını ürküttüğü için yediğini sanır...

★

NOT:

Bu kıssanın ülkemizle ilgisi yoktur...

Çünkü ülkemiz:

Az gelişmiş değil...

Çok gelişmiş bir ülkedir...

O çağda öyleydi


İngiliz düşünür Thomas Carlyle’a (1795-1881) halk kitleleri için şöyle demişti:

“Cansız bir balçık yığınıdır... Bir heykeltraşın eli değmediği sürece öylece kalacaktır...”.

★

Carlyle’ın heykeltraştan muradı:

Bir kahramandır...

Bir liderdir...

Bir devlet insanıdır...



★

Atatürk, Carlyle’ın hiç tanımadığı ama tanımladığı güçlü kişilerden biri...

Osmanlı’dan “Padişah’ın kulu” olarak emanet aldığı 10 milyon kişiyi...

Önce birey, yurttaş...

Sonra da:

Millet yaptı...

★

Sözümün özü:

Osmanlı’dan devralınan:

Türk Müslümanları...

Kürt Müslümanları...

Arap Müslümanları...

Arnavut Müslümanları...

Çerkez Müslümanları...

Boşnak Müslümanları...

Lâz Müslümanları...

Ve ...

Rum Hıristiyanları...

Ermeni Hıristiyanları...

Ve Museviler...

 Atatürk’ün zekâsı ve dehasıyla şekillendirilip:

“Millet” olarak devlet sahibi oldular...

★

Rus edebiyatının dehalarından Lev Tolstoy (1828-1910) ise...

Carlyle ile tam aksi görüşteydi...

Toplumların hayatını ve geleceklerini şekillendiren kahramanlar değil bizzat:

Halkın kendisiydi...

Liderler ve kahramanlar...

Halkın içinden çıkmış...

Halk istediği...

Kabul ettiği...

Hatta:

“İteklediği” kişilerdi...

★

Ve halklar...

Sonunda mutlaka...

O kahramanı kendi içlerinden çıkarırlardı...

Yani:

Kahramanlar...

Halk hazır olduğunda...

Gelirlerdi...



★

O çağda...

Gerçekten de öyleydi...

Nereden çıkardım


Millet nedir?..

“Kederde, kıvançta, tasada beraber olan aynı ülke yurttaşlarıdır...”.

★

Tamam da...

Bizim ülkemizde yaşayan yurttaşlar:

Neden:

“Mutlulukta, barışta ve refahta bir ve beraber olamıyor?..”.

★

Nereden mi çıkardım?..

Olabilse...

Politikacılar...

Gazeteciler...

Sanatçılar sadece felaket zamanlarında:

“Birlik ve beraberlik çağrısı” yapar mı?..

★

Oysa canlarım...

İnsanî gelişimini tamamlamış halkımız...

Ve...

Onların arasından çıkacak:

Vasat üstü...

Sadece:

Kederi...

Kıvancı...

Ve...

Tasayı değil...

★

Neşeyi...

Coşkuyu...

Umudu...

Hâsılı...

Tüm ortak duyguları paylaşan...

Politikacılarımızı başımıza taç...

★

Felaket sürecinde ülkeyi ve toplumu:

“Benden, benden değil” diye ikiye ayıran partizanları ise:

Sopayla kovalayan toplum olmalıyız...

Değersiz


Filozof Demokritos günümüzden yaklaşık 2500 yıl önce şöyle demişti:

“Sizin için değersiz olan birinin sizi yönetmesi sakıncalıdır.”.

★

2500 yıl önceki Yunanistan’da...

İnsanî gelişmişliğini gerçekleştirmiş halkın...

Eğitimsiz...

Cahil...

Kandırılmaya hazır halka oranı:

Yüzde 5 idi...



★

Günümüz dünyasında...

Müslüman halkların yaşadığı ülkelerin az gelişmişliklerinin sebebi de:

Eğitimsiz...

Cahil...

Kandırılmaya hazır halkın seçtiği politikacıların...

Yönettiği ülke halkının % 10’unun yanında:

Çok değersiz oluşlarıdır...

Deprem geçsin


Canlarım...

Şu depremin yası geçsin...

Göreceksiniz ki:

Ne birlik umurlarında olacak politikacılarımızın...

Ne beraberlik...

★

Demokrasinin özgür yarış olduğunu da unutup:

Rakipleri düşmanlaştıracaklar...

Ve...

Birbirlerine...

“Düşman ülke politikacılarının” etmeyeceği:

Hakaretleri edecek...

İftiraları atacaklar...

★

Az daha unutuyordum...

Dünkü SOZCU.COM.TR’de yayımlanan haber şöyle:

★

İstanbul’un en eski metrosu Yenikapı-Atatürk Havalimanı hattının büyük bir depremde yıkılma riski taşıyan viyadüklerini güçlendirmek için İBB’nin İller Bankası’na yaptığı kredi başvurusuna, 2022 yılının ağustos ayından beri onay beklendiği ortaya çıktı.


Münasebetsiz


Seçimi kaybeden:

Siyasetçidir...

Siyasî partidir...

★

Seçimi kazanan da:

Siyasetçidir...

Siyasî partidir...

★

Bir gazeteci...

Seçimi kaybetmesini istediği bir siyasi patinin liderinin:

“Kılıçdaroğlu hiç ‘Ak Parti seçmenleri öldü

 Oyları bana kaldı’ diye sevinmesin” diye yazacak kadar irtifa kaybetmişse...

Bunun sebebi...

Yandaşı olduğu kişi ya da parti seçimi kaybettiğinde...

Kendisinin:

“Ballı kazançları kaybedeceği” endişesidir...

Endişe


Bir ülke halkının yarısından çoğu...

Hiç hak etmediği kadar çok acı çekiyorsa...

Bu acının müsebbibi
sadece:

Eğitimsiz...

Cahil...

Kandırılmaya hazır:

“Bir lokma bir hırka” kaderciliğiyle uyutulmuş kitleler değil...

★

Ülkeyi yöneten vasat altı politikacıların:

Gerçeklerden duydukları korku...

Ve...

İktidarı kaybedince...

Çıkarlarını da kaybedecek olma: Endişesidir...

Dünün tweeti


ibrahim Kahveci

@Kahvecibrahim

“Terbiyesiz... be ahlaksız, be namussuz, be adi”

Bu siyaset dili mi ülkeye hizmet edecek...

Buna mı destek vereceksiniz...?