Hüsnü Mahalli
12 Haziran 2020

Ayasofya’da namaz


Her şey bitti de sıra Ayasofya’da namaza kaldı.

Her fırsatta CHP’yi “camileri kapatmak ya da ahıra çevirmekle” suçlayan AKP 18 yılda onlarca cami yaptı.

Bu camilerin Cuma namazları dışında ne kadar dolduğu ayrı bir konu ama CHP’yi suçlayan AKP bir kaç değil ülkedeki tüm camileri ibadete kapattı.

Koronadan dolayı.

Demek ki gerektiğinde camiler kapatılabiliyor.

Tüm dünyada olduğu gibi.

Mekke’deki Kabe dahil.

Yasaklar kalktığına göre artık herkes istediği camiye gider ibadetini yapar.

Tüm camiler dolar hiçbir yerde yer kalmazsa biz de Ayasofya’yı hatta ülkedeki tüm kilise ve sinagogları da camiye çeviririz.

Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan bu görüşte değil.

Yerel seçim kampanyası sırasında Tekirdağ’da konuşan Erdoğan “Ayasofya cami olarak açılsın diyenlere   sesleniyorum. Sultanahmet’i doldurun sonra bakarız. Sultanahmet’i doldurmayacaksın, Ayasofya’yı dolduralım diyeceksin. Bu oyunlara gelmeyelim. Bunların hepsi tezgah. Biz ne zaman, neyi, nasıl yapılacağını çok iyi biliyoruz. Bu namussuzlar böyle dedi diye biz adım atmayız”  demişti.

İyi de o zaman durduk yerde bu Ayasofya tartışması nerden çıktı?

AKP ciddi olsaydı İYİ Parti’nin teklifine evet derdi ve bugün herkes gider ilk mübarek cuma namazını Ayasofya Camisi’nde kılacaktı.

Elbette adını değiştirdikten sonra.

İstanbul gibi Müslüman bir şehirde böylesi tarihsel bir camiye herhalde Yunanca “Tanrının Bilgeliği” anlamında olan bir isim konulamaz.

Tövbe tövbe!

İyi de AKP neden bunu yapıyor?

Durduk yerde neden bu tartışmayı açıyor?

İçerde ve dünya İslamcılarına mesaj vermek için.

İçerde olduğu gibi dışarda da İslamcılar bu konuyu tartışıyor.

Arap İslamcılarına göre Erdoğan haklı.

Ama hiçbiri kendi ülkelerindeki binlerce yıllık “kiliseleri camiye çevirelim” demiyor.

Mısır’da, Suriye’de, Irak’ta, Lübnan’da, Filistin’de…

Peki diyelim Ayasofya cami oldu ve Hıristiyanlar kendi ülkelerindeki camileri kiliseye çevirdi o zaman ne yapacağız?

Dinlerarası Diyalog ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir zamanlar İspanya ile birlikte Eş-Başkanlığı’nı yaptığı

Medeniyetler Arası İttifak ruhuna ne oldu?

Demek ki her şey geçici bir heves!

Ne Diyalog ne de İttifak kalmadı!

Varsa yoksa BOP!

Bize gerginlik ve kavga gerek!

Kanlı Arap Baharı ile bölge darmadağın edildi.

Kimin bu tezgahta rol aldığı ortada.

Kimin neyi ne amaçla ve kimin için yaptığı ortada.

Böyle devam ederse, ki öyle görünüyor, gün gelecek İsrail yıllardır altında kazı yaptığı Mescidi Aksa için “Burası Süleyman Tapınağı üzerine inşa edilmiş” der Mescidi Sinagog’a çevirirse ne olacak o zaman?

Söyleyeyim:

Önce kıyamet kopar sonra da herkes oturduğu yerde kalır.

Şimdiye kadar olduğu gibi.

İsrailliler 1969’de Mescidi Aksa’yı yaktı ve Müslüman ülkeler İslam İşbirliği Örgütü’nü kurdu ama bu örgüt 50 yıl hiçbir işe yaramadı.

Geçen yıl Trump destekli İsrail “Birleşik Kudüs’ü dünya Yahudilerinin ebedi ve dini başkenti” ilan etti ama hiç kimse bir şey yapmadı yapamadı.

Toplanıp konuşmanın dışında.

Örnekler farklı ama Türkiye İsrail gibi davranabilir.

Yani Ayasofya’yı camiye çevirip adını da Erdoğan Camisi koyabilir.

Ya da Adnan Menderes.

Fatih olamaz çünkü bu isimle başka cami var.

Ortadoks Rusya, Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan, Romanya gibi ülkeler yaygara koparabilir ama hiçbir şey yapamazlar!

Egemen bir devlet olarak Türkiye kendi kararını verir ve uygular.

Her konuda olduğu gibi.

Önemli olan vatandaşların kendi dertlerini unutup “kahramanlık” türküleriyle galeyana gelmesi ve AKP’ye desteğini sürdürmesidir.

Yoksa Türkiye’nin ne işe var Suriye, Irak, Libya, Somali, Katar ve Afganistan’da…

Ankara dünyanın bir çok ülkesinde camileri boşuna mı inşa ediyor?

Her şey Osmanlı’yı yeniden diriltmek için.

İçerde ve dışarda.

Bedeli ne olursa olsun.

Şu Trump Hazretleri de para musluklarını bir açsa var ya, hiç kimse bizi tutamaz.

Yazarlar

Ayasofya’da namaz
Hüsnü Mahalli