Ateşkes

Suriye’den sonra Libya ile uğraşıyoruz.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu dün yaptığı açıklamada her iki ülkede ateşkes peşinde olduklarını söyledi. Çavuşoğlu’na göre Çarşamba günü Putin’le İstanbul’da buluşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Libya ve Suriye’nin İdlib ve çevresinde ateşkes istediğini ve Putin’in bunun sözünü verdiğini söyledi.

Önce Suriye’ye bakalım.

İdlib, Suriye’nin bir kentidir ve orada çoğunluğu yabancı 40-50 bin kadar terörist Nusra militanı bulunmaktadır. Eylül 2018’de Putin’le Soçi’de yaptığı anlaşma gereği Erdoğan bu teröristlere bir çare bulacağını söylemiş ancak geçen süre içinde bunu yapamamıştır. Yapmadığı gibi Rusya destekli Suriye ordusu kenti teröristlerden temizlemeye kalkışınca Ankara buna itiraz ediyor.

Çarşamba günü üzerinde uzlaşma sağlanan ateşkes işte böyle bir şey.

Yani Türkiye Suriye ordusunun İdlib’i temizlemesine karşı çıkıyor.

Peki Libya’da hangi ateşkesten söz ediliyor.

Libya’da bir iç savaş var ve Türkiye ile Katar İslamcı grupları destekliyor.

Mısır, BAE, Suudi Arabistan, Fransa ve Rusya güçlü olan diğer gruplara yardım ediyor.

Erdoğan’la Putin gruplar arası çatışmanın durdurulması için anlaştı ancak dinleyen yok.

Bunun üzerine Bakan Çavuşoğlu Fransa’ya yüklendi ve Libya’yı karıştırmakla suçladı.

Doğrudur ancak dünyada herkes Ankara’yı Libya ve Suriye’yi kaçırmakla suçluyor?

Herkesin sorduğu temel soru:

Ankara’nın Suriye ve Libya’da ne işi var?

Ankara neden ve ne amaçla Suriye ve Libya bataklığına daldıkça dalıyor?

Fransa, İtalya, Almanya, İngiltere ve ABD gibi emperyalist ülkeler bunu yapabilir ama Türkiye farklı bir ülke ya da öyle olmalı.

Ne demişti Mustafa Kemal ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’.

Türkiye çevresindeki ülkelerin iç işlerine karışmamalı ve bu ülkelerin kendi aralarındaki kavgalarda taraf olmamalı’.

Bir çoğunda iktidarların ABD işbirlikçisi olduğu Arap ülkeleri yıllardır kavga edip duruyor.

Irak, Suriye, Libya ve Yemen somut ve çok kanlı dört örnek.

Türkiye’nin ne işi var buralarda.

Hep söylüyorum: İdeolojik yaklaşım ve hesaplarla hiçbir yere varılmaz çünkü ideolojilerin dayandığı kitleler yoksul ve cahildir.

İlle de emperyalist ve yayılmacı olunacaksa teknoloji ve bilim gerekmektedir.

Söylemle değil gerçeklerle!

Özetle AKP bu ülkenin başını birçok yerde belaya soktu.

Belalardan kurtulmanın ve ulusal çıkarları korumanın tek yolu var o da barıştır.

Çok daha net ifadeyle 2011 öncesine dönmektir.

Ancak o zaman Türkiye BM Güvenlik Konseyi üyeliğine 2009-2010 döneminde olduğu gibi 1’inci turda üçte iki çoğunluğu alarak 151 oyla seçilebilir.

Aksi takdirde Türkiye 2014 seçimlerinde aldığı 60 oyu bile alamaz.

Nitekim bir yıl sonra yapılan üyelik seçimlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın düşman ilan ettiği Sisi’nin ülkesi Mısır 179 gibi rekor bir oyla Güvenlik Konseyi üyeliğine seçilmişti.

Bu Türkiye’ye bir mesajdır.

Bir anlamda dünya Müslüman Kardeşleri deviren ve hemen peşinden terör örgütü ilan eden Sisi’ye destek vermişti.

Bir anlamda Arap Baharı’nda AKP’yi bölge İslamcılarına model olarak pazarlayan batı bu işten vazgeçtiğini söylemiştir.

Batı ve dolayısıyla Sisi’nin müttefiği Arap ülkeleri bunu söyleyip gereğini yaptıkça AKP inadına İslamcılara sahip çıkmıştır.

Hikaye bundan ibarettir.

Bu işin sonu yok ve asla olmayacaktır.

Göreceli ve geçici ‘zafer’ kazandıklarını ya da kazanacaklarını sananlar er ya da geç yanıldıklarını göreceklerdir.

Önce Libya’da sonra da Suriye’de.

TSK Fırat’ın doğusuna girdi, 100 kilometrelik alanda yerleşti ve PYD/YPG dosyası kapandı.

Böyle kapanacaksa o zaman koparılan onca yaygaraya ne gerek vardı!

TSK’nın bölgeye ve öncesinde Fırat’ın batısına girmesine izin veren Rusya yakın gelecekte ‘Hadi çıkın’ derse ne olacak?

Bu iş İdlib’e benzemez!

Benzer bir şekilde ABD ‘Ben buradan ayrılmıyorum ve PYD/YPG’ye yardım etmeyi sürdüreceğim’ derse ne olur?

Görmek isteyenler için ne olacağı belli.

Benden söylemesi:

Kurnaz Putin’den ve Deli Trump’dan her an her şey beklenir!

Baksanıza adam Nobel Barış Ödülü’nü kendisine vermediler çok kızmış.

Hazretlerine göre ‘Mısır’la Etiyopya Nil için kavga ediyordu ben de arabuluculuk yaptım ama adamlar Nobel’i Etiyopya Başbakanı’na verdi’ demiş.

Çok ayıp etmişler!