Ümit Zileli
4 Aralık 2020

Aşı olmak isteyen parmak kaldırsın!..


Salgının en acımasız en yaygınlaşan zamanlarını yaşıyoruz…

Aylarca uyuyan sayın iktidarımız, bir anda şahlanışa geçip, yine dünyanın hayranlıkla takip ettiği (!)) müthiş yasak stilleri uygulamaya başladı. Ancak uzmanlara göre ne yazık ki “Atı alan Üsküdar’ı geçmişti!” Yapılması gereken uzun süreli tam kapanmaydı ancak ekonominin sefil durumu buna da izin vermiyordu!..

Önce hafta sonu yasakları getirdiler; millet yapılan açıklamaları bir türlü anlayamadı, kimin, hangi saatlerde yasaklandığı resmen bulmacaya dönüştü! Neyse, tam buna alışmıştık ki, bu kez hafta içi gece sokağa çıkma yasağı getirildi… Tüm restoranlar, kafeler, kahvehaneler kapalıyken, eğlence yerlerinin ise adı dahi unutulmuşken, millet gece nereye çıkacaktı acaba?!.

Umarım, en azından salgının hızı kesilir diyeceğim ama hastanelerde bırakın yoğun bakımı, acillerde, koridorlarda bile yer kalmadı! Spor salonları da bitti, sıra tuvaletleri yoğun bakıma çevirmeye geldi!..

Şimdi gelin de Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ı anımsamayın; adamcağız tecrübesiyle ileriyi görmüş, tam teçhizatlı, bin yataklı bir sahra hastanesi yaptırmıştı. İktidar izin vermedi, bir de yanaşma medyanın alaylarına hedef oldu! Şimdi tuvaletler bile devreye giriyor!

Tabii, bir taraftan salgın dizginlenmeye çalışılırken, diğer taraftan dünyanın da nefesini tutarak beklediği şu aşı meselesi gündeme oturuverdi…

Ama hangi aşı, ne zaman, güvenli mi sorularıyla birlikte!

★★★

11 Aralık hayal arkadaşlar!

Ben söylemiyorum, Sağlık Bakanı Fahrettin Bey öyle buyurdu!

Eğer okuduğumu anlayabiliyorsam, Bakan Koca yaptığı açıklamada Türkiye’nin şu anda “teminine en yakın olduğu” aşı türünün, “inaktif aşı” yani Çin’in ürettiği aşı olduğunu ve sözleşmesi yapılan ilk kısmının ise 11 Aralık’tan sonra geleceğini ifade etti…

Yani, 11 Aralıkta aşı faaliyeti filan yok!

Aşı 11 Aralık’tan sonra gelecek, sonra tetkikleri yapılacak, tüm incelemeler tamamlandıktan sonra aşılama faaliyetleri başlayacak!..

Ancak sayın medyamız, “flaş, flaş flaş” haberciliği pek sevdiği, okuduğuna dikkat etmeyi pek sevmediği için, halkımız arasında yanlış algı oluşturdu!..

Şu bilgiyi de vereyim; inaktif aşı, farklı hastalıklar için uzun yıllardır ülkemizde uygulanan ve uzun dönem güvenirlikleri test edilmiş, bilinen aşı grubuna giriyor. Yanılmıyorsam, kızamık, grip, çiçek aşısı gibi…

Sağlık Bakanı’nın açıkladığı bir diğer aşı türü ise “mRNA aşısı.” Bu aşı ise genetik yoldan etki eden ve daha kısa sürede üretilebilen bir aşı. mRNA aşıları insanlarda yeni uygulanan bir teknoloji ile hazırlanıyor ve yapılan çalışmalarda kısa dönem başarılı sonuçlar alındığı uzmanlarca söyleniyor…

Sağlık Bakanı, diğer alternatif aşılar üzerinde görüşmeler yapıldığını da duyurdu…

★★★

Ben aşı olur muyum?

İnanın bilmiyorum!..

TV haberlerine çıkan saygın uzmanların önemli kısmı “olurum” diyor. Çekingen olan, “görmek gerek” diyenler var!

Mesela, değerli ağabeyim Uğur Dündar hem de Halk TV ekranında aşı için başvurduğunu bile açıkladı! Sevgili Yalçın Bayer eşiyle birlikte aşı olacağını Hürriyet’teki köşesinde yazdı. Buna karşılık, ilaç endüstrisi ile ilgili, döndürülen dolaplarla ilgili tuğla gibi kitap yazan Soner Yalçın, duruma “temkinli” bile diyemeyeceğim, “şüphe” ile yaklaşıyor, soğukkanlılık tavsiye ediyor! Çevremde de durum pek farklı değil açıkçası; herkesin kafası karışık:

Korku ile kuşku yarışıyor!

Doğruyu söylemem gerekirse benim de kafam karmakarışık! Bugünlerde tanıdığım ne kadar profesör, doktor varsa aramayı ve dinlemeyi düşünüyorum.. Aşının gerçekten çare olduğuna dair inancım pekişirse sizinle paylaşacağım, şöyle diyeceğim:

Aşı için başvuruyorum!..

Hangisi için diye soracak olursanız, onu zaten hiç bilmiyorum!..

Yazarlar

Aşı olmak isteyen parmak kaldırsın!..
Ümit Zileli