Ahmet TAKAN
5 Aralık 2020

Aranan devleti nasıl buluruz?..


Tahmin edebiliyorum… Paleti sıyırmak üzeresiniz!..

Sarayın Katar’la yaptığı 10 anlaşmanın ardından Tank Paleti Fabrikası’nın satışı tartışmaları yeniden alevlendi. Gözlerden özenle kaçırılan bazı önemli ayrıntıları kaleme almak niyetindeydim. Vazgeçtim!.. Neydi beni caydıran?..

Sosyal medya fukarası olduğumu yakın dostlarım çok iyi bilir. Eksik olmasınlar. Uzun atlama yapmayım diye sık sık şahsımı uyarırlar. Dün, bir dostum mesaj attı; “Okumadıysan, bunu mutlaka oku lütfen” diye. Çok etkili bir CUMHURİYET hikayesi… “Alıntı” olarak, sosyal medyada bugünlerde çokça dolaşıyormuş.

Zaten kısıtlıyız!.. Şimdi, oturup sizlere peşkeşin ince ayrıntılarını yazacağım. İyice ayar olacaksınız. Kendinizi dışarı atmak isteseniz atamayacaksınız. Cezası çok ağır!.. Ee, sinirlerinizi bozup evde yenge hanıma, bebelere sarmanızı da istemem.

★★★

Şu hikayeyi sizler de ne olur dikkatle okuyun;

Devlet, gemi inşa mühendisi Fethi Algon’u 1946’da Tatvan’a yollar.

Kocaman bir iç deniz ve üzerinde hiç deniz taşımacılığı yok.

Fethi Algon eşini ve iki oğlunu yanına alır, Kurtalan Ekspresi ile önce Siirt Kurtalan’a, oradan da 8 saat (122 km) süren bir yolculukla Tatvan’a varır.

Oraya gittiklerinde Tatvan’da manzara şudur;

Yol yok,

Okul yok,

Elektrik yok,

Su şebekesi yok,

Türkçe bilen yok,

Bakkal bile yok!

Yok, yok, yok, yok…

Fethi Algon önce tersaneyi kurar ve Van Gölü üzerinde yolcu taşımacılığı yapacak gemilerin, kosterlerin, römorkörlerin üretimiyle eş zamanlı olarak Gevaş, Ahlat, Erciş ve Van iskelelerinin yapımına başlar.

1950’de Van Gölü üzerinde yolcu taşımacılığı başlamıştır bile.

Siirt Kurtalan’a gelenler karayolu ile önce Tatvan’a, oradan da feribotla göl çevresindeki ilçelere giderler.

Fethi Algon bakar ki herkes feribot saatlerini yakalayamıyor, Denizcilik Bankası’na “buraya otel lazım” der.

Bunun üzerine yolcular gemi beklerken rezil olmasınlar diye Doğu Anadolu’nun ilk ve tek dört yıldızlı oteli Tatvan’a inşa edilir. İstanbul’dan ve Yalova’dan şefler, otel müdürleri getirilir personelinin eğitimi için.

Otelin adı “Denizcilik Bankası Oteli”dir.

Bu arada tersane arazisi bir kampüs haline getirilir.

1950’li bir senede Van Gölü’nde yelken yarışları yapılır.

Çevre illerden sayısız insan yelkenlileri izlemeye gelir.

Fethi Algon’a devletin gönderdiği paralar Diyarbakır üzerinden gelir çünkü en yakın Ziraat Bankası oradadır.

“Mecido” isimli bir eşkıya yolda parayı getirenleri soyar ve bütün paraları alır. Jandarma bile Mecido’ya bulaşmak istemez. Fethi Algon, Mecido’ya haber salar, “gelsin görsün beni” diye.

Mecido bir eşkıyadır, ama devletin adamı çağırmıştır sonuçta.

Kalkar gider.

Fethi mühendis derdini sorar. Mecido: “Adam vurdum, eşkıyayım diye kime bana iş vermez, ne yapayım” der.

Fethi Algon, 1.90 boyundaki bu dev adama Tatvan tersane kampüsünde bekçilik işi verir. Mecido eşkıyalığı bırakır.

Karda tipide çoluk çocuğu okula götürmek dahil her işe canla başla koşar.

Tersanenin has adamı olur.

Tatvan’da okul yoktur, mühendis Fethi Algon’un oğulları okula başlayacak olunca valiye çıkıp okul konusunu dile getirir.

Sene 1948’dir ve Vali “Yok öyle bir para bizde. Okulu yapın, biz öğretmeni atayalım” der.

Fethi Algon bulur buluşturur, tersane kampüsünde bir odada, 25 öğrencinin eğitim alacağı bir derslik kurar.

Valiye haber salar, “Atayın öğretmeni!” Böylelikle Tatvan’ın ilk okulu açılır.

Öğrenci sayısı 25’dir. 23’ü Türkçeyi ilk defa okulda duyar.

Fethi Algon ve ailesi 1959 senesine kadar Tatvan’da kalır.

Bugün bile Bitlis il merkezinin önünde anılmasını sağlayan altyapıyı gerçekleştirir Tatvan’da.

Sonra geldiği yer olan İstanbul’a döner.

Bozulan Türkçeleri nedeniyle çocukların lakabı artık “kıro”dur İstanbul’da.

Oğlanlardan küçük olanı Atilla, yıllar sonra Denizcilik Bankası’nda müfettiş olur.

1970’lerde Tatvan’da denetleme vardır ve gönüllü olur.

Yine Kurtalan Ekspresi ile Tatvan’a varır.

3-4 günlüğüne Tatvan’da babası zamanında açılan Denizcilik Bankası Oteli’ne yerleşir. Resepsiyonda dev gibi ama beli bükülmüş bir adam vardır.

Tam o esnada birileri ile kavga etmektedir.

Üstü başı perişandır.

Atilla zar zor tanır adamı.

Babasının eşkıyalığı bıraktırıp işe aldığı Mecido’dur.

Sarılırlar, ağlaşırlar, dertleşirler.

Babası gittikten sonra onun yerine gelen yöneticiler “Mecido eşkıyadır, adam vurmuştur, katildir” diye kovmuşlardır onu tersaneden. Oğlunun açtığı bakkal dükkanı geliri ile kıt kanaat geçinmektedir Tatvan’da.

Fethi Algon’un torunu Burcu Algon bugün Azerbaycan Yelken Milli Takımı’nın koçudur.

Cumhuriyet’in yarattığı katma değer bugün Fethi Algon gibi vatanseverlerin sayesinde Cumhuriyet’in sınırlarını aşmıştır.

Düşünebiliyor musunuz, o zamanın bürokratları gibi eşkıyası bile kaliteliymiş bu ülkenin…

★★★

CUMHURİYET hikayesinin kaynağını araştırma gereğini hiç hissetmedim. Hangi siyasi argüman için paylaşılıyor? O da hiç umurumda bile değil!.. Sosyal medyada dilden dile dolaşan bu ibret alınacak hikaye, bugünlerde yaşadıklarımızı resmediyor, her yere ince ince dokunduruyor, toplumun sağduyusunu ve ortak bir arayışını yansıtıyor;

ACİLEN, CUMHURİYET DEVLETİ ARANIYOR!..

Kan vermek isteyenlere itina ile duyurulur!..

Hastanenin adresini biliyorsunuz. Google’a bakmadan kolayca bulursunuz;

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK…

★★★

Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar.  Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Aranan devleti nasıl buluruz?..
Ahmet TAKAN