Alkışlar kimin için?

Bu korona işinde bir gariplik var.

Ya durum gerçekten çok ciddi ya da oyun içinde oyun var.

Koparılan yaygaraya bakılırsa çok sayıda senaryo yazılabilir.

Korona’dan başı belada olan İtalya’nın bir aylık ekonomik kaybı yüz milyar dolar.

İtalya’nın yardımına AB ülkeleri değil Çin, Küba ve Rusya koştu.

Diğer ülkelerde durum böyle gelişir ve korona ilacı Mayıs’a kadar bulunmazsa var olan dünya düzeni çökecek   yerine yeni ve çok farklı bir düzen ve sistem kurulacak.

Yalnızca siyasal ve ekonomik açıdan değil aynı zamanda sosyal ve kültürel açıdan da.

Çünkü dijital çağı yaşıyoruz.

Örneğin cep telefonları, tabletler ve internet olmasaydı evde oturmak zorunda bırakılan insanlar acaba ne yapardı?

Ya çıldırır ya da herkes herkesin boğazına sarılırdı.

Aile fertlerinin bir günlüğüne internetten uzak durduğunu düşünün.

Yan yana oturacak, sohbet edecek ve kendi aralarındaki duygusal iletişim artacak.

Geri kalan zamanda kitap okuyarak kendilerini ve toplumun gelişimine katkı sağlayacaklar.

Denemeye değer.

Cuma günü yazmıştım:

Son on yılda bizim coğrafyanın savaşlarında milyonlarca insan öldü ve sakat kaldı.

Koronadan şimdiye kadar tüm dünyada 15 bin civarında insan öldü.

Hasta olanların büyük bölümü iyileşiyor.

Birçok hastalıkta olduğu gibi.

Tek farkla bu korona dedikleri virüs dolaşmayı çok seviyor.

O sevdiği için ona gıcıklık olsun diye biz dolaşmıyoruz.

Solunum sistemine bağlı hastalıklardan 2018 yılında yalnız Türkiye’de 52.568 kişi yaşamını yitirmiş.

O zaman sorun ne?

Ne?

Koronanın ilacı er ya da geç bulunacak.

Son yüz yılda karşılaştığımız tüm bulaşıcı hastalıklarda olduğu gibi.

Bütün sorun: Zaman

Yani ilaç ya da aşı; korona, koronayı yaratanlar ve koronadan maksimum yararlanmak isteyenlerin işi bittikten sonra mı yoksa önce mi bulunacak?

Daha açık bir ifadeyle her şey ve herkes perişan olduktan önce mi sonra mı?

Kesin olan bir şey varsa o da herkes yeni dünya düzenine hazırlıklı olsun.

Ben bu köşede ve televizyonlarda “karanlığın karanlığı gelecek” derken koronayı hesaba katmamıştım.

Umarım ben yanılırım ama bu hikaye uzun sürerse herkes kendine göre bir felaket senaryosu yazabilir.

Özel, genel ve global.

Kimse kimseyi kandırmadan.

Doktorları alkışlamada olduğu gibi.

Bu iktidar son on yılda doktorları, hemşireleri ve sağlık sektöründe çalışan herkesi canından bezdirdi. Bu iktidar döneminde sağlık sektörü toptan çöktü.

Tam gün yasasıyla başta çok değerli hocalar olmak üzere doktorlarla uğraşıldı. Üniversitelerden kaçmak zorunda bırakılan hocaların yerine AKP’liler yerleştirildi.

AKP iktidarı meslek odalarını düşman belledi.

Afrin operasyonu sırasında “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” diyen Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyesi 11 doktorun 30 Ocak 2018’de tutuklanması henüz unutulmadı.

Özetle doktorlar, diş hekimleri, eczacılar ve tüm sağlık emekçileri bu iktidardan çok çekti ve halen çekiyor.

Şimdi bile rol gereği alkışlanan bu insanların koronaya karşı mücadelesinde birçok ihtiyacı karşılanmıyor.

Gelelim insanlarımıza.

Bugün için herkese gerekli olan bir tek kurum var o da sağlık kurumudur.

Her yer kapatıldı kapatılabilir ama hastaneler asla.

Örneğin sayıları doksan bin civarında olan camiler.

İnsanlar ibadetlerini yani Allah ile ilişkilerini evden sürdürebilirler ama Türkiye çapında sayıları 1700 civarında olan hastaneler ve bu hastanelerde inanılmaz özveriyle çalışan doktorlar, hemşireler ve ekipleri olmadan koronayı yenemezler.

Diyanete ayrılan parayla sağlık sektörüne ayrılan parayı karşılaştırmak abesle iştigal olur.

Çok değerli hocalarım olmasaydı ben on yıldır uğraştığım hastalığı idare edemezdim.

Hepsine minnet borcum var.

Bir dakika alkışlamakla değil.

Her zaman onlardan yana olarak.

İçeri atıldıklarında onlara sahip çıkarak.

Sahip çıkmadıysanız boşuna alkışlamayın.

Mücadele bir bütündür.

“Yurtta ve Cihanda Sulh” için.

Koronadan dolayı “Milli birlik ve beraberlik” söylemleriyle AKP’nin değişebileceğini düşünen varsa hayal görüyor.

Moralinizi bozmak istemem ama bu sorun uzarsa bu iktidar halkın üzerine acayip çullanacak.

Gerekçesi de korona olacak.

İşte o zaman baskı artacak insanlar nefes bile alamayacak.

Ne özgürlük ne demokrasi kahrolsun korona virüsü!