Barış Yarkadaş
3 Eylül 2021

AKP laikliği içine sindiremiyor!


AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, oylarının eridiğini gördükçe, dini söylemlere ve sembollere daha çok sarılma ihtiyacı duyuyor. Çünkü; topluma verebilecek hiçbir şeylerinin kalmadığını kendisi de görüyor.

MESAJ VERİYOR…

30 Ağustos Zafer Bayramı’nda ortaya çıkan protokol listesi de bu sembollerden yalnızca biri… Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanı’nı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin önüne geçirerek, tabanına mesaj vermeyi ihmal etmedi.

“Sembol Siyaseti” çarşamba günü ise zirveye çıktı. Yargıtay binasının açılış törenine katılan Erdoğan, bir yanına Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, diğer yanına ise Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ı aldı. Üç isim yeni binanın kurdelesini keserken, Ali Erbaş’ın dualarına eşlik etti.

HESAPLAŞIYOR…

Erdoğan’ın Ali Erbaş’a Yargıtay binasının açılış töreninde dua ettirmesi, laikliğin tabutuna çakılan çivilerden biridir ne yazık ki…

Adalet kurumlarının göbeğine dini ritüellerin yerleştirilmesi, AKP’nin laikliği içine sindiremediği ve laiklikle hesaplaşmasının sürdüğünün de göstergesidir. Adalet Bakanlığı’nın LGBT-i’ye mensup öğrencilerle süren davasında “Günah” kavramını kullanarak savunma yapması da bu anlayışın devamıdır.

LAİKLİK YOKSA…

Adalet sağlayan kurumlar, değişik etnik kimliklere ya da farklı inançlara sahip yurttaşlara eşit mesafede olmalı ve tarafsız davranmalıdır. Bu kural, ateist, deist, laik, muhafazakar, milliyetçi ya da dindar yurttaşlar için de geçerlidir. Laiklik bunun için vardır. Laiklik, inanan ya da inanmayan tüm yurttaşların en önemli güvencesidir. Laiklik yoksa demokrasi de yoktur.

NE KAZANDIN AKP?

AKP ne yazık ki; bu gerçeğe karşı savaşıyor ve Türkiye’nin temel değerleriyle oynuyor. Afganistan, Mısır, Lübnan, İran ve Irak’ta yaşananlardan bile ders almayan AKP’nin laikliğe karşı verdiği mücadele, Türkiye’yi geriye götürmekten ve yeni sorunlar yaratmaktan başka bir işe yaramıyor.

Ya laiklik ya Afganistan…

Muhalefet partileri “Oy kaybederiz” kaygısıyla laikliği savunmayı tamamen bıraktı. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerinden biri olan laiklik, artık ne yazık ki sahipsizdir… HDP’den İYİ Parti’ye, İYİ Parti’den CHP’ye uzanan siyasi yelpazenin temsilcileri, laikliği artık ağzına bile almıyor.

UNUTULAN KAVRAM

Bu partilerin yöneticileri, laiklikten uzaklaştıkça ‘muhafazakar’ olarak tabir edilen seçmene yakınlaşabileceklerini varsayıyor. Oysa ki; bu partileri var eden temel düşüncenin laiklik olduğu unutuluyor.

Yukarıdaki yazıda “AKP Afganistan’dan bile ders almıyor” dedik… AKP almıyor da muhalefet alıyor mu? Eğer almış olsalar, laikliği ağız dolusu savunur, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün demokrasinin temel direği olan laikliğe neden önem verdiği ve laikliğin neden vazgeçilmez olduğunu bugün daha çok anlatırlardı. Üstelik ortada duran bir Afganistan – Taliban deneyimi varken…

AKP’NİN BAŞARISI…

AKP, 20 yıllık iktidar sürecinde “ideolojik hegemonya”sını kurdu ve muhalefeti en temel değerleri bile savunamayacak hale getirdi. Muhalefetin bunca yakıcı soruna rağmen hâlâ alternatif hale gelemiyor oluşunun sırrı biraz da burada saklıdır.

Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu da konuşsun…

17-25 Aralık dosyasının baş aktörlerinden olan dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın yaptığı açıklamaların yankısı sürüyor. AKP yandaşı medya, Erdoğan Bayraktar’ın Gazeteci Altan Sancar’a yaptığı açıklamaları yok saysa da itiraflar gündemden düşmüyor.

Babacan

ESKİ VEKİLER KONUŞUYOR AMA…

Yolsuzluk operasyonlarının yapıldığı dönemde AKP’de çeşitli görevlerde bulunan ancak bugün birçoğu Deva ya da Gelecek Partisi’nde siyaset yapan isimler de tanık oldukları gelişmeleri anlatıyor.

Bayraktar

Kuşkusuz bunlar da önemli ancak o sürece tüm ayrıntılarıyla vakıf olan iki isim 17-25’e dair kapsamlı bir açıklama yapmıyor. Bu isimler Gelecek Partisi’nin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile DEVA Partisi’nin Genel Başkanı Ali Babacan…

Davutoğlu

ÇEKİRDEK EKİPTEYDİLER

Ali Babacan, 17-25 sürecinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yardımcısıydı… Ahmet Davutoğlu ise 25 Aralık 2013’te Başbakan Erdoğan tarafından, Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturtuldu. Kısacası; her iki isim de Erdoğan’ın en yakın çalışma arkadaşlarıydı. Ancak ne ilginçtir ki; o sürece dair hâlâ konuşmuyorlar… Babacan ve Davutoğlu genel değerlendirmelerle yetinmemeli; 17-25’in öncesi ve sonrasına dair tüm bildiklerini kamuoyu ile paylaşmalıdır.

Yazarlar

AKP laikliği içine sindiremiyor!
Barış Yarkadaş