Ümit Zileli
5 Ağustos 2022

ABD Rubicon’u geçti!


Hikaye, yaklaşık bin yıl öncesinden…

Romalı General Jül Sezar, milattan önce 49 yılında başkent Roma üzerine lejyonu ile yürümeye karar vererek, askerlerini geride bırakmasını gerektiren yasaları çiğnedi ve Rubicon Nehrini aştı…

Bu nehir geçişi, tarihe “Rubicon’u geçmek” tabirini kazandırdı. Yani “kırmızı çizgileri aşmak”, “dönüşü olmayan noktayı geçmek”. Sezar bu hamlesini yaparken rivayet o ki kaderini talihin belirleyeceğini ifade eden şu sözü de söylemişti:

Alea iacta est (Artık zarlar atıldı!)

Yukarıdaki alıntıyı ABC sitesinde okuduğum gazeteci Mehmet Kancı’nın makalesinden aldım… Kendisini yürekten kutluyorum; kısacık bir paragrafta, bin yıl öncesinden verdiği şahane bir örnekle, ABD’nin yapmak istediği hamleyi anlatmış!

Gerçekten de, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin 2 Ağustos günü Asya turu kapsamında Tayvan’a varışı da Sezar’ın Rubicon Nehri’ni geçmesiyle mukayese edilecek türden bir hamleydi. Washington yönetimi Asya-Pasifik bölgesinde Çin Halk Cumhuriyeti’nin “kalın kırmızı çizgisini” aştı. Yani artık zarlar atıldı.

Evet atıldı, ancak şimdi gündemdeki soru şu:

Peki, ya sonra?

Çin, Pelosi’nin gidişinden bir gün sonra Tayvan’ı hilal şeklinde kuşatarak bir tatbikat başlattı… Dahası, Rusya Şanghay İşbirliği Örgütü’ndeki yakın müttefiki Çin’e son derece net ve sert bir çıkışla desteğini sundu bile! O örgütteki diğer ülkelerin de başta Hindistan olmak üzere aynı şekilde destek vereceklerini de varsayabiliriz…

Ayrıca, Çin’in Asya’dan Afrika’ya güçlü olduğu her yerde ABD’nin ekonomik fayda sağladığı her alanda kendine özgü şekilde “taş koyacağını” düşünmek, hiç de safdillik olmayacaktır zannımca!

Çin lideri Mao Zedung, 1950’letin sonunda Tayvan Geçidi’ndeki krizi, gözünü kırpmadan silahlı çatışmaya dönüştürürken kurmaylarına şöyle demişti:

Yıllardır bizi aşağılayan ABD Ortadoğu’da bir ateş yaktı. Biz de şimdi onlar için Uzak Doğu’da bir ateş yakıyoruz bakalım ne yapacaklar?!.

Önümüzdeki süreçte bir 3. dünya savaşı olacağını düşünmüyorum; hele nükleer bir savaşı hiç mi hiç düşünmüyorum, çünkü bu emperyal devletlerin dahi yok olmasıyla sonuçlanır! Yine Mao’nun, şu yorumu ile bitireyim:

Bir nükleer savaşta Çin’den en az üç, beş milyon kişi sağ kalır!

Kısacası ABD, 21’inci yüzyılı hiç de kazanacak gibi görünmüyor!

Kendi ayağına kurşun sıkan bir iktidar!

Zamanında yapılacak bir seçime dahi 10 aylık bir süre kalmışken, iktidar başta kendisi olmak üzere her şeyi yaka, yıka ilerlemeye çalışıyor!

Yalnızca son haberlere baksak dahi, durum ayan beyan ortada… Gelin tek tek bakalım:

AKP’li Cumhurbaşkanı, dar gelirlilere konut seferberliği açıklaması yaptı sözüm ona; TOKİ’nin, Cumhuriyet tarihinin en büyük konut projesini en kısa zamanda bitireceğini, 150 bin konutun evi olmayanların hizmetine sunulacağını söyledi ancak her zamanki gibi detay vermedi!

O zaman biz verelim o detayları; sızan bilgilere göre bu evlerin fiyatları 800-900 bin lira civarında olacak, yüzde 10’u peşin ödenecek, geri kalanı 15 yılda aylık ödemeler şeklinde yapılacak. Ufak bir hesap yaptım; diyelimki peşinattan sonra 800 bin lira kaldı geriye, 15 yıl, 180 ay ediyor. 800 bini 180’e bölersek ayda ödenmesi gereken para yaklaşık 4 bin 500 TL tutuyor! Bu durumda 5 bin 500 TL asgari ücret alanlarla, bu ücretin üç, dört bin lira üstünde kazananlar için bile ucuz konut hayal! Peki bu “müjdenin” aslı ne derseniz, kulislerde konuşulanları aktarayım:

İnşaat sektörüne bir büyük kıyak daha!

Hiç garibime gitmedi valla! İktidar, bugüne kadar ne söyledi de sonuç dar gelirlinin lehine sonuçlandı bir düşünün…

EYT’lilere 2018’de verilen söz mü? 3600 gösterge diye atılan kazık mı? Üreticiye verilen taban fiyat mı? Kur Korumalı Mevduat diyerek on milyarlarca lirayı zaten parası olanların cebine bizim vergilerimizden aktarmadı mı? EYT’lilere verilecek analarının ak sütü gibi hakları olan emekliliğe harcanacak para, o milyarların dörtte biri bile etmediğini uzmanlar söylemiyor mu? Geçiş garantili köprülere, yollara, hasta garantili hastanelere akıtılan yüz milyarları da unutmayın lütfen!

“AKP’den gitmek isteyenlere şantaj!”

Yukarıdaki başlık, değerli kardeşim Barış Pehlivan’a ait…

Pehlivan, “AKP’den istifa etmek isteyenleri vazgeçirmek için bir mekanizma kurulmuş…” diye başladığı yazısında bakın “kaset şantajını” nasıl anlatıyor:

Neymiş, sakladıkları özel hayatları takip edilip kayıt altına alınıyormuş…

– Neymiş, toplanan görüntülerle hazırlanan dosyalar hem parti lideri Erdoğan’a hem de takip edilen AKP’liye gösteriliyormuş…

Sorsan “iyilik için” yapılıyormuş! Ama aslında “sakın gitme, gidersen bunlar ifşa olur” deniyormuş! Yani, AKP gemisi batarken kaçışları önlemek için ‘şantaja’ başvuruluyormuş!

Okuyunca, “bu da bi şey mi” diye düşündüm; hele ortalık iyice ısınsın, daha hangi rezilliklerle karşılaşacağız, hayal dahi edemiyorum!

Yazarlar

ABD Rubicon’u geçti!
Ümit Zileli