Ahmet TAKAN
17 Ekim 2020

31 Mart-23 Haziran arasında Türkiye kabile devleti miydi ?..


“Ne erken seçimi? Dünyanın hangi gelişmiş ülkesinde belirlenen zamanın dışında bir seçime gidilir? Bunlar kabile devletlerinin yaptığı iştir. Seçimin zamanı 2023 haziranıdır.”

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, zorlamayla da olsa kıyısından bir erken seçim çağrısı yaptı. İktidarın irili ufaklı ortakları kıyameti kopardı. AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan da her zaman yaptığı gibi, milletin aklı ile alay ederek “Erken seçim kabile devletlerinde olur” deyiverdi… Hani bu ülkede yaşamasak, neredeyse zamanında yapılan tek bir seçim görmesek neyse!.. Diyelim ki, hafızamız bizi yanıltıyor, tek tük de olsa zamanında yapılan genel seçimler var… Ee, 7 Haziran-1 Kasım 2015 sürecine ne diyeceksiniz?.. İstikşafi görüşmeleri bir tarafa bırakın… Ahmet Davutoğlu’na kurdurulmayan hükümete… Kemal Kılıçdaroğlu’na verilemeyen hükümeti kurma görevine… Vee, her türlü zorlamayla 5 ay sonra gidilen erken seçime… Kabile devleti miydi Türkiye?..

★★★

Her zaman olduğu gibi; yiğidin hakkını yiğide verelim… Türkiye’de bugün erken seçim tartışılıyorsa, mimarı, tek başına siyaset kurumu gibi çalışan AKP eski İstanbul milletvekili Emin Şirin’dir. Konuşmaya fırsat bulabildiği her platformda muhalefetin erken seçim talebini dile getirmemesini sorguladı, eleştirdi… Türkiye’nin süratle bir erken seçime gitmesinin gerekçelerine kendine göre sıraladı… En son, bana yaptığı bomba açıklamayla, CHP İstanbul il başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun Taksim toplantısında “Biz erken seçim istemiyoruz. Çünkü, biz seçim gününe ve seçimden sonra Türkiye’yi idare etmeye tam olarak hazır değiliz” itirafını gün yüzüne çıkardı…

Hakkı teslim etmek adına telefonla aradım Emin Şirin’i… “Merhaba” dedikten sonra hiç ikilemeden sordum; “Hangi kabiledensiniz” diye… Şirin, “Ben bugüne kadar herhangi bir kabile mensubu olmadım. Etnik kökenlerimde aşiret mensubiyeti olabilir ama ben Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (hâlâ duruyorsa) tarif ettiği bir Türk vatandaşıyım” dedi.

Tecrübeli siyaset insanına, “Türkiye’de hangi milletvekili genel seçimi zamanında yapılabildi? Hatırladıklarınız var mı?” diye sordum. Şirin, şöyle cevap verdi;

“2002 senesinde AKP’nin iktidara geldiği genel seçim dahil vaktinde yapılmış genel seçim hatırlamıyorum.”

O zaman Türkiye bir kabile devleti mi?.. Bu soruya da yanıt istedim Emin Şirin’den. Şöyle konuştu;

“Sayın Cumhurbaşkanının böyle  bir yakıştırma yapmayı düşündüğünü hiç zannetmiyorum. “

★★★

Gözlerden kaçan çok önemli bir husus var; “Güvenoyu” müessesi… “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adındaki ucube rejimle ortadan kaldırıldı. Zırt vırt erken seçim yapılmasını doğru bulmayanlardan olabilirsiniz… Bu yüzden onlarca haklı gerekçe de sıralayabilirsiniz… O zaman geriye ne kaldı?.. Sistem tıkandığında, iktidar güven oylamasına nasıl başvurabilecek?.. Sandıktan başka seçenek var mı?… Sorulara, Emin Şirin gayet çarpıcı açıklamalar getirdi;

“Bir demokratik hukuk devletinde erken seçim yapılmaz sözü doğru değil. İngiltere ve Almanya’da bunun pek çok örneği var. Bir ülkede çeşitli siyasi sıkışıklar olabilir ve hükümetler güven tazelemek için erken seçimi düşünebilirler. Özellikle, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Meclis’te güvenoyu mekanizması olmadığı için Cumhurbaşkanlığı Hükümetinin güven tazelemesi ancak bir erken seçim ile olur. Erken seçim bir manada Cumhurbaşkanlığı Hükümeti içinde güven tazelemektir.

Demokratik bir ülkede bu tartışmaları normal karşılıyorum. Demokratik bir ülkede muhalefet erken seçim talep eder. Bu talep, hem hakkı hem de görevidir. İktidarlarda buna karşı çıkar, itiraz ederler. Bu da normaldir.

İktidarın toptancı bir ret yerine bu erken seçim talebini ortaya çıkaran sosyal ve ekonomik sebepleri samimiyetle gözden geçirmesi, demokrasi ve hukuk içerisinde çarelerini araştırması doğru bir davranıştır. Bu çarelerden bir tanesi de erken seçim olabilir.

Dediğim gibi; bugünkü sistemde güvenoyu mekanizması yok. Eğer erken seçimin Cumhurbaşkanlığı görev süresini kısaltması endişesi var ise, Meclis’in alacağı her erken seçim kararı için Cumhurbaşkanlığı görev süresinin uzatılması düşünülebilir.”

★★★

Karanlıklar içinde el yordamı ile bulabildiğimiz, hâlâ sahip çıkmaya çalıştığımız anayasamıza göre, hükümetin Meclis’e gidip güvenoyu istemesi veya muhalefetin bu talebi yerine getirme hakkı ortadan kalktı. Ne yapalım?.. Sandıktan başka, millete gitmekten başka yol mu kaldı?.. Ha!.. “Kabile devletlerinde seçim nasıl olur?” diye sual ederseniz; O zaman 31 Mart 2019 mahalli seçimlerinin ardından 23 Haziran’a götürülen ve tekrarlanan İstanbul Belediye Başkanlığı seçim sürecine bakın derim. O günkü YSK’nın perişan haline… Demokrat geçinip dilini yutanlara… Yandaş medyaya… Her türlü zorbalığa ve zorlamalara… Hile hurdaya…

Tuttu mu?.. Tutmadı!..

Demek ki; kim ne yaparsa yapsın, kimin kafasının arkasında ne olursa olsun, içlerinde neyi yaşıyorlarsa yaşasınlar, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan, soluk almaya çalışan insanlar, kabile devleti olmayı reddediyorlar. Denemesi bedava değil ekonomik yönden biraz masraflı oluyor ama cesareti olan sandığı milletin önüne koyar!..

★★★

-Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

31 Mart-23 Haziran arasında Türkiye kabile devleti miydi ?..
Ahmet TAKAN